Giyotin, bildiğiniz üzere, idam mahkumlarının kafasını üst taraftan kesmek prensibiyle yapılmış bir çeşit idam aracıdır. Tarihi 1700’lü yıllara kadar uzanmakta olan bu araç ilk olarak 1792 yılında Nicholas Pelletier adlı bir hırsızı idam etmek için kullanılmış.

Giyotini geliştiren ve kullanılmasının önünü açan isim ise, alete kendi adını da veren doktor Joseph-Ignance Guillotin. Bir doktor neden oturur da giyotin üzerine çalışmalar yapar ki? Cevabı bugün size garip gelebilir ama Joseph-Ignance Guillotin’in tek bir amacı vardı; daha insancıl ve onurlu bir ölüm! Giyotinden önce, suçlular genellikle kılıçla, baltayla canlı canlı parçalanıyorlar ya da çok daha acı veren yakılma ve eziyet cezalarına maaruz bırakılıyorlardı. Bu sebepten suçluların yakınları, suçluların çok eziyet çektirilmeden, bir an önce öldürülmesi için cellata rüşvet bile veriyorlardı.

Tüm bunlar yaşanırken 1789 yılında Fransa’da malum devrim gerçekleşti. Fransa, devrim sonrasında modernleşme çalışmaları içerisine girdi. Bu çalışmalardan nasibini idam cezları da aldı ve yeni kararlar çerçevesinde idam cezalarının modernizasyonu sağlandı. Giyotin, modern Fransa’nın resmi idam aleti olarak kabul edildi. Tam 93 yıl boyunca, 1981 yılında Fransa idam cezasını kaldırıncaya değin Fransız makamlarca Giyotin kullanıldı.

İnsanın yaşadığı evrimi görmek hiç de zor değil, bu evrim hayatımızla öylesine iç içe ki idam aletlerine bile yansıyor. İnsan hiç düşünebilir mi, giyotinin bir modernleşme aracı olabileceğini? Şükürler olsun, bugünden ne kadar da uzak! Ya da bir o kadar yakın mı?!