AB » Makale Analiz » Okan Yüksel

Alman Birliği Arayışları ve Alman Birliği

Kasım 24, 2010   ·   0 Comments

Almanlar da tıpkı İtalyanlar gibi ulusal birliklerini geç oluşturmuş bir ulustur. Avrupa‘daki diğer ulusların aksine Almanya‘nın ulusal birliğini oluşturması oldukça sancılı bir süreç sonrasında mümkün olabilmiştir.

 

Bu geç kalmışlığın etkilerini günümüz Almanya‘sında da görmek mümkündür. Hatta günümüz Almanya‘sını anlamak için Alman Birliği‘ne uzanan süreci iyi tahlil etmek gereklidir.

 

Alman Birliği’nin Avrupa‘daki diğer ulusal birliklere nispeten gecikmişliğinin altında yatan en önemli olgu, şüphesiz yaşanan din savaşlarıdır. Alman Hükümdarlar, aynı zamanda Katolik Hristiyanlık inancının dünyadaki temsileri olarak görülmektedirler. Bu dönemde Almanlar, büyük oranda Katolik Hristiyanlık inancına sahiptir. Fakat, 16. yüzyılda, yine bir Alman olan Martin Luther ve Jean Calvin‘in öncülüğünde Katolik Kilisesi’ne ve Papa‘ya karşı girişilen reform hareketinin sonucunda doğan Protestanlık inancı Avrupa‘nın büyük bölümünde olduğu gibi Almanya‘da da rağbet görmeye başlamıştır. Protestanlığın yayılması, dönemin şartları göz önüne alındığında yadsınmayacak bir şekilde, savaşarak mümkün olabilmiştir. Katolik ve Protestanlar arasında yaşanan, uzun ve çok kanlı din savaşları sürecinde Alman halkı, kendini bir kaosun içerisinde bulmuştur.

 

Yaşanan din savaşlarının Almanlar ve Alman Birliği üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Aynı dili konuşan, aynı kültüre sahip Alman halkı, Protestan ve Katolik olarak bölünmüş ve daha da önemlisi karşı cephelerde yer alarak birbiriyle savaşmıştır. Bunun sonucunda yaşanan büyük can kayıplarının yanı sıra Alman aidiyeti de kaybedilmeye başlanmıştır. İş bu süreçte Almanlar bölünmeye, birçok siyasal temsilcilik ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu bölünmüşlük Alman Birliği arayışlarının önündeki en büyük engellerden birisi olmuştur.

Alman Birliği Arayışları

Almanya’da doğan küçük temsilciliklerden birisi olan Purusya, yıllar sonra Alman Birliği‘ni kuracaktır. Prusya‘dan Alman Birliği‘ne uzanan süreçte karşımıza Alman tarihinin iki önemli isimi çıkmaktadır. Şüphesiz bu iki önemli isim, Friedrich II (Büyük Friedrich) ve Otto von Bismarck‘tır.

 

1660 yılında egemen bir devlet, 1701’de ise krallık olan PrusyaFriedrich II döneminde önemli askeri ve diplomatik zaferlere imza atarak Avrupa‘nın önemli güçleri arasında yer almaya başlamıştır. Kazanılan zaferler sonrasında Prusya‘nın amacı Alman Birliğini kurmaktır. Fakat Alman Birliğini kurma amacı sadece Prusya‘ya özgü değildir: Avusturya da kendince bir Alman Birliği kurma amacını taşımaktadır. İş bu iki devletin, tüm Alman krallıklarını bir birlik altında toplama çabaları sürecinde ciddi sürtüşmeler yaşanmıştır.

 Otto von Bismarck Alman Birliği ‘ni Kuruyor

Alman Birliği‘nin mimarı, Otto von Bismarck‘tır. Bismarck, Prusya karşısında cephe oluşturan Alman prensiliklerinin üzerine giderek, bu prenslikleri Prusya topraklarına kattı. Böylece kuzeydeki Alman prensliklerinin büyük bölümü Prusya egemenliğine girmiş oluyorlardı. Bu aşamadan sonra, Bismarck‘ın hedefinde güneydeki Alman prenslikleri vardı. Bu hedefe giden yolda Fransa ile çatışmayı da göze alan Bismarck, diplomasiyi kullanarak Rusya ve Avusturya‘nın tarafsızlığını da sağlayarak Fransa‘ya savaş açtı. Yaşanan savaş sonrasında yenilgiye uğrayan Fransa, Alsance ve Leorriane bölgesini kaybederken, yüklü de bir savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı. Almanya‘nın kazandığı bu savaş sonrasında güneydeki Alman prenslikleri de Prusya tarafına geçerek, Alman Ulusal Birliği‘ni oluşturmuş oldular.

 

Böylelikle, Otto von Bismarck, pek çoklarının hayalini kurduğu Prusya egemenliğinde güçlü bir Almanya‘yı var ederek tarihte önemli bir yer edindi. Prusya kralı Wilhelm, 1871 tarihinde Alman İmparatoru olarak tacını giydi. Prens ünvanı alan Otto von Bismarck ise, Almanya şansölyesi (başbakanı) olarak atanmıştır.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

Not: Bu maddenin hazırlanmasında Prof. Dr. İbrahim Canbolat’ın “Almanya’nın Dış Politikası” adlı kitabından yararlanılmıştır.

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)