Makale Analiz » Medya ve İletişim » Okan Yüksel » Siyasi Tarih

II. Dünya Savaşı ve Psikolojik Savaş Uygulamaları

Ocak 21, 2011   ·   0 Comments

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda yapılan ve “dünya savaşı” olarak adlandırılan iki savaştan ikincisidir. Savaş, Alman ordularının Polonya’ya saldırdıkları 1 Eylül 1939 tarihinde başlamış ve altı yıl boyunca dünyanın dört bir yanında kesintisiz olarak sürmüştür.

Literatürde, II. Dünya Savaşı’ndan, sıklıkla I. Dünya Savaşı’nın bir devamı olarak bahsedilmektedir. Buna karşın iki savaş arasındaki en belirgin fark, II. Dünya Savaşı’nın I. Dünya Savaşı’na nazaran çok daha global ve yıkıcı olduğudur. “Adı daha sonra ‘dünya savaşı’ olmuşsa da birincisi tam bir Avrupa savaşıdır; ikincisi ise yeryüzünün globalleşmesi süreci içinde, dünyanın globalleşmesi süreci içinde, dünyanın tüm köşelerine yayılmıştır.”[1]

I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasındaki farklardan bir tanesi de psikolojik savaş uygulamalarında gözlenmektedir. II. Dünya Savaşı’nda gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri paralelinde psikolojik savaş araçları da ciddi bir değişim yaşamış; radyo ve sinema geniş halk kitlelerine ulaşmak amacıyla bir psikolojik savaş aracı olarak kullanılmıştır. Tüm bunların yanı sıra; I. Dünya Savaşı’na nispeten çok daha fazla bir şekilde gazeteler, dergiler, el ilanları ve posterler kullanılmıştır. Sinema ve radyo sayesinde; yazılı araçların aksine okur yazar olmayan geniş halk kitlelerine de ulaşılmış ve psikolojik savaştan etkilenen kitle oldukça büyümüştür.

Savaş öncesinde ve sürecinde İngiltere; Almanya’nın taleplerine karşı dünyanın herkese yetecek kadar büyük olduğunu ve önemli olanın Adolf Hitler’in ortaya koyduğu “hayat sahası”nın (Lebensraum) değil de doğru hayat formülü olduğu tezini ortaya atmış ve psikoloji savaş argümanı olarak kullanmıştır.

Savaşta Almanya ve İtalya’nın karşısında ve İngiltere’nin yanında yer alan Fransa ise savaş sürecinde popüler askeri kişilikler yaratmış ve bu kişilikler üzerinden vatanseverlik duyguları aşılamayı amaçlamıştır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ise uyguladığı psikolojik savaş uygulamaları ile bir yandan Rusya’daki Almanya aleyhtarlığını arttırırken bir diğer yandan halkın moralini yükselterek zafere olan inançlarını güçlendirmek istemiştir. II. Dünya Savaşı’nda yoğun Sovyet propagandası Alman ordularının Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne girmesinden sonra başlamış, Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız) ve Pravda (Gerçek) adlı iki gazete psikolojik savaşın en önemli organları olarak yayınlarını sürdürmüştür.

Almanya, İtalya ve Japonya karşısında savaşa sonradan dahil olan Amerika Birleşik Devletleri ise  savaş sürecinde kendi halkına bu savaşa neden girdiğini açıklamaya çalışmıştır. “II. Dünya Savaşı’nda Japonların Pearl Harbor baskını sırasında kasten tedbir alınmaması ve karşı koyulmamasını Amerika Birleşik Devletleri kamuoyunda savaşa girme olayını onaylatmak olarak yorumlayanlar vardır. Nitekim Vietnam, Somali örneklerinde olduğu gibi, kamuoyunun desteklemediği savaşlarda Amerika Birleşik Devletleri başarılı olamamıştır.”[2] Ülkede faaliyet gösteren resmi ve özel kurum ve kuruluşlar sürekli olarak propaganda faaliyetlerinde bulunmuşlar ve halkın savaşa olan inancını oluşturmak ve korumak istemişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, II. Dünya Savaşı ile tekrar psikolojik savaşın ve propagandanın gücünü görme şansı yakalamış, hatta Amerika Birleşik Devletleri 34. Başkanı, General Dwight Eisenhower, II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, şu açıklamayı yapmıştır: “Askeri bilimlerde yaşadığımız en büyük değişim, psikolojik savaşın belirli ve tesirli bir silah olarak gelişmesidir.[3]

Savaşın karşı cephesinde yer alan Almanya ve İtalya da savaş öncesinde ve sürecinde ciddi psikolojik savaş faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Örneğin, Almanya, herkesten saklı olarak bir silah geliştirdiklerini ve bu silahla tüm düşmanlarını yok edeceği gibi aslı olmayan söylentiler yayarak kendi haklının moralini yükseltmeyi ve düşman halkların morallerini düşürmeyi amaçlamıştır.

Almanya’nın yanı sıra savaşta yer alan İtalya, psikolojik savaş argümanı olarak liderleri Benito Amilcare Andrea Mussolini’yi kullanmıştır. Benito Mussolini’nin popülaritesi ve karizmatik yapısı üzerinden yürütülen psikolojik savaş tüm dünyada olmasa da İtalya’da oldukça etkili olmuştur.

II. Dünya Savaşı’nda da tıpkı I. Dünya Savaşı’nda olduğu gibi gazete, dergi, el ilanı, duvar resimleri, afişler yoğun olarak kullanılmıştır. Tüm bunların yanı sıra II. Dünya Savaşı’nda radyo ve sinema da bir psikolojik savaş aracı olarak savaşın tüm taraflarınca kullanılmaya başlanmıştır. Sadece savaş sürecinde, savaşa dair yüzlerce film çekilmiştir. Bu filmlerin bir bölümü kronolojik olarak şu şekilde sıralanabilir:[4] Confessions of a Nazi Spy (1939), Ski Patrol (1940), Foreign Correspondent (1940), Forty-Ninth Parallel (1941), Casablanca (1941), Man Hunt (1941), Captains of the Clouds (1942), Commandos Strike at Dawn (1942), In Which We Serve (1942), Mrs. Miniver (1942), The Next of Kin (1942), One of Our Aircraft Is Missing (1942), Went the Day Well? (1942), Hawaii Malee-oki Kaisen (1942), Flying Tigers (1942), The Fighting Sullivans (1942), Wake Island (1942), Action in the North Atlantic (1943), Corvette K-225 (1943), Crash Dive (1943), Sahara (1943), The North Star (1943), Air Force (1943), Bataan (1943), Corregidor (1943), Guadalcanal Diary (1943), Destination Tokyo (1943), Gung Ho! (1943), So Proudly We Hail! (1943), Hangmen Also Die (1943), This Land Is Mine (1943), The Memphis Belle: A Story of a Flying Fortress (1944), The Way Ahead (1944), The Fighting Seabees (1944), Marine Raiders (1944), Mr. Winkle Goes to War (1944), The Purple Heart (1944), Thirty Seconds Over Tokyo (1944), To Have and Have Not (1944), La Bataille du rail (1945), The Story of G.I. Joe (1945), Back to Bataan (1945), They Were Expendable (1945).

“Zihinleri fethetmek için girişilen harbin, iki dünya savaşı arasındaki “hayat sahası” ya da “hammaddeler” için yapılmakta olan savaşı gölgede bırakır bir hal aldığını görünce şaşırmamak elden gelmiyor: Bu geleneksel amaçların önemlerini yitirmiş olmalarından değil de sadece şundan ki, dünyaya sahip olmak için gerekli anahtar, daha önce zihinlerin içine girme olanağı verdiği için.”[5]

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Gazeteci

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.


[1] Oral Sander, Siyasi Tarih, 1918-1994, İmge Yayınevi, Ankara, 1996, Sayfa 101
[2] Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikolojik Savaş, Gri Propaganda, Timaş Yayınları, İstanbul, 2003, Sayfa 20
[3] Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikolojik Savaş, Gri Propaganda, Timaş Yayınları, İstanbul, 2003, Sayfa 11
[4] http://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1_filmleri_ve_TV_ programlar%C4 %B1_listesi (04.12.2010)
[5] Maurice Marget, Psikolojik Savaş, Çeviri: Samih Tiryakioğlu ,Varlık Yayınları, İstanbul, 1972, Sayfa 49
Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)