Yukarıda paylaşmış olduğum tanımlardan da anlaşılabileceği gibi propagandanın hammaddesi ne kömür ne de çeliktir: Propagandanın hammaddesi fikirleri geniş kitlelere yaymaya olanak veren söz ve yazıdır! Şüphesiz propaganda gelişigüzel söylenmiş söz ve kaleme alınmış yazılardan da ibaret değildir: Propaganda faaliyetleri sırasında detaylı bir çalışma yapılmakta; yer, zaman, yöntem ve hedef kitle üzerinde ciddi bir plan oluşturulmakta ve bu plan titizlikle uygulanmaktadır.

“Propagandanın amacı, propagandayı yapana doğrudan veya dolaylı fayda sağlamasıdır. Bununla birlikte propaganda ile hasım grubu ekonomik ve politik yalnızlığa itmek amaçlanır. Bir savaşta nihai zafer, düşmanın yenilgiyi kabulüne bağlıdır. Yenilgiyi kabul etmeyen düşman, ileride tekrar sorun oluşturacaktır. Düşmanın moral gücü olan maneviyatının çökmesi, ancak psikolojik savaş yöntemi olan propaganda ile mümkündür.”[1]

Günlük hayatta kullanımı zihinlerde olumsuz bir imaj oluştursa da, propagandanın 20. yüzyılın en önemli buluşlarından bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde, propaganda uluslararası ilişkilerde, ekonomik ilişkilerde ve özellikle demokratik ülkelerde yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Geniş halk kitlelerini etkilemek ve düşüncelerini değiştirmek anlamını da taşıdığından dolayı, propaganda, demokratik sistemlerde halkın desteğini kazanmak ve böylelikle iktidar olmak amacıyla kullanılmaktadır. Propaganda, uluslararası ilişkilerde ise sıklıkla savaş kazanmak, iktisadi ve siyasi bir öğretiyi diğer ülkelere yaymak amacıyla kullanılmaktadır.

Özellikle 20. ve 21. yüzyılda propaganda faaliyetleri büyük bir artış göstermiştir. 20. yüzyıla damgasını vuran Faşizm, Nazizm, Komünizm ve Liberalizm gibi ideolojilerin geniş halk kitleleri ve devletlerce benimsenmesi ve iş bu ideolojilerin yayılması sürecinde propaganda çok önemli bir rol üstlenmiştir. Örneğin Rusya’da Vladimir İlyiç Lenin’in, halkı Bolşevizm’e inandırması ve komünist bir iktidar kurması; Almanya’da Adolf Hitler’in halkı Nazizm’e inandırması ve tüm dünyayı kanlı bir savaşa sürüklemesi propaganda ile mümkün olabilmiştir. Adolf Hitler’in, tutuklu iken kaleme aldığı Kavgam adlı eserinde “Propaganda, kullanmasını bilenin elinde korkunç bir silah olacaktır”[2] ifadesini kullanması oldukça çarpıcıdır. Hitler sözünü ettiği bu silahı II. Dünya Savaşı öncesinde ve sürecinde ciddi anlamda kullanmıştır.

Propagandayı aktif olarak kullanan liderler Vladimir İlyiç Lenin ve Adolf Hitler ile de sınırlı kalmamıştır. Wilson Prensipleri ile tüm dünyada dikkatleri üzerine çeken Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson, İtalyan milliyetçiğini inşa eden Benito Mussolini, Çin’i tek millet ve bayrak altında birleştiren Mao Zedong, İngiliz Başbakanı Winston Churchill ve elbette Türkiye’de yeni bir ulus inşa eden Mustafa Kemal Atatürk de propagandayı aktif olarak kullanan liderler arasında yerlerini almışlardır.


[1] http://sosyolojik.wordpress.com/2010/01/05/psikolojik-savas-teknikleri (7.12.2010)

[2] Maurice Marget, Psikolojik Savaş, Çeviri: Samih Tiryakioğlu ,Varlık Yayınları, İstanbul, 1972, Sayfa 71