Makale Analiz » Medya ve İletişim » Okan Yüksel

Savaşın Değişen Boyutu ve Psikolojik Savaş

Ocak 6, 2011   ·   3 Comments

İnsanın insanla olan savaşında, bin yılları geride bırakmış olsak da savaşa dair değişen hiçbir şey yok. İnsanoğlu dün olduğu gibi bugün de kendi ile savaş halinde. Habil’in Kabil’i öldürmesiyle başlayan süreçte, insanoğlu ölmeye ve öldürmeye devam ediyor. Hatta zaman geçtikçe daha çok kişiyi daha az zaman ve maliyette öldürmeyi de öğreniyor insan. Her geçen gün yeni bir kitle imha silahı geliştiriliyor, deneniyor. Kullanılan silahlara göre adlandırıyoruz artık savaşları, örneğin nükleer savaş ya da biyolojik savaş diyoruz.

Savaşa dair umut veren girişimler de olmuyor değil. Uluslararası hukukta savaşa dair yasalar oluşturuluyor. Tıpkı Milletler Cemiyeti gibi Birleşmiş Milletler de savaşları çeşitli temel ve kurallarla sınırlamaya çalışıyor. Ulusal ve uluslararası platformlarda faaliyet gösteren binlerce sivil toplum kuruluşu ve yüz binlerce gönüllü savaşa karşı seslerini her geçen gün daha fazla yükseltiyor.

Tüm bu çabalara rağmen savaşların önü bir türlü alınamıyor. 1990’lı yıllarda Kuzey Aftika’da yaşanan iç savaşlarda bir milyonun üzerinde insan ölüyor. 2003’te başlayan Irak Savaşı’nda ölenlerin sayısı da Afrika’dakilerden az değil. İnsanoğlu bugün de savaşıyor, Thomas Hobbes’u haklı çıkartıcasına insan, insanın kurdu olmaya devam ediyor…

Savaşları biliyor, silahları görüyor, bombaları duyabiliyoruz fakat bilemediğimiz bir savaş, göremediğimiz silahlar ve duyamadığımız sesler de var! Psikolojik savaş, gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin de etkisiyle 21. yüzyıla damgasını vuruyor. Her birey bu savaştan etkileniyor. Adlarını hiç duymadığımız, yüzlerini hiç görmediğimiz insanlar tarafından düşüncelerimize yön veriliyor, zevklerimiz belirleniyor ve en önemlisi tercihlerimiz etkileniyor.

Demokratik sistemlerde uygulanan psikolojik savaş tekniklerinin ve özellikle propagandanın etkisiyle ülkelere ve hatta uluslararası sisteme yeni bir şekil verilmeye çalışılıyor. Johann Wolfgang von Goethe’nin “en güçlü silah, zamanı gelmiş fikirdir” önermesini haklı çıkartırcasına, Dünya, artık silahların çevresinde değil fikirlerin çevresinde dönmeye başlıyor.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Gazeteci

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (3)

  1. Şafak AYDIN says:

    Hayat yaşamaktır. Belirli amaçlara ulaşabilmek için yaşanır. Hiç bir zaman hayatı bitirmek amaç olamaz. Yaşama hakkını belli bir amaç için hedef yapmak utançtır. Düşüncede sakatlıktır.

    • vicdankayir says:

      Sizinle bu konuyu konuşmak isterim Şafak hocam… yaşamak ise herkesin hakkıdır.. yaşamı bitirmek ise küressel dünyanın iplerinde birer rol olarak almak mı? size elbette katılıyorum, bir anda içimden gelenler…

  2. vicdankayir says:

    ‘ insan, insanın kurdu olmaya devam ediyor…’ aynen katılıyorum genç hocam… En tehlikeli savaşta pskilojik savaş … insanlar birer ‘mankurt’ gibi yanlış bilgilerle donatılıyor.. tek şekilli tek beyinli , aynı tv, aynı gazeteler… okuyanlar ki , çoğunluk ‘sessiz deniyorya’, gözümüzün önünde olmayan hiç bir şeye ise inanmayanlar.. savaşı bir film gibi seyretmedik mi, Irak’ta bombalar atılırken.. 60 yıldır süren filistin halkının mücadelesinde taş atan çocuklar şimdi yanıbaşımızda …
    sevgilerimle… seni önemle okuyorum (beni eklemesen de:)))))…