Makale Analiz » Okan Yüksel » TR » Uluslararası Hukuk

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye

Mart 16, 2011   ·   0 Comments

Türkiye‘nin jeopolitik önemini oluşturan yapı taşlarından birisi de Türkiye sınırları içerisinde yer alan boğazlardır. İstanbul ve Çanakkale boğazları Türkiye için olduğu kadar Karadeniz’e kıyısı olan diğer ülkeler için de oldukça önem arz etmekte. Bu boğazların kullanımı ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde belirli şartlara bağlanmış durumda.

Peki, 9 Kasım 1936 yılında yürürlüğe giren ve böylesine önemli bir konuda düzenlemeler yapan Montrö Boğazlar Sözleşmesi nasıl, ne şekilde ve kimlerle imzalandı?
Bilindiği üzere Montrö Boğazlar Sözleşmesi öncesinde boğazların kullanımı Lozan Boğazlar Sözleşmesi‘ne göre yapılmakta ve Türkiye bu sözleşmeden dolayı çeşitli kaygılar duymaktaydı. Çünkü bu sözleşmeyle boğazlar silahsızlandırılmış fakat zamanla diğer devletlerde önemli bir silahlanma yarışı söz konusu olmuştu. Bu atmosferde, Türkiye yeni bir sözleşme yapılması için girişimlerde bulunmaya başladı ve taraflara talebini iletti. Türkiye‘nin girişimleri birçok kez başarısız olduysa da 1936 yılında sözleşmeye taraf olan devletleri anlaşma masasına bir kez daha oturtmayı başarabildi Türkiye. 20 Temmuz 1936 yılında ise taraflar Lozan Boğazlar Sözleşmesi‘ne son vererek Montö Boğazlar Sözleşmesi‘ni imzalamışlardır.
Yeni imzalanan Montrö Boğzalar Sözleşmesi, yirmi dokuz madde ve üç ek protokolden meydana gelmiştir. Sözleşmeye göre;
  • Boğazlardan serbest geçiş esası kabul edilmiş, ancak ticaret ve savaş gemilerinin boğazlardan geçişi, barış-savaş-savaş tehdidi hallerine göre ayrı şartlara bağlanmıştır.
  • Boğazların askeri kontrol ve savunması ise tamamen Türkiye’ye bırakılmıştır.
  • Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile kurulan ve boğazlardan geçişleri denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyonu ise kaldırılarak tüm yetki ve sorumluluğu Türkiye’ye devredilmiştir.
Bu maddelerin de gösterdiği gibi Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin boğazlar üzerindeki genel hakimiyeti sağlanmış oldu. Elbette bu hakimiyet sınırsız bir hakimiyet değildi, yine söz konusu anlaşmaya göre boğazların kullanımı ve düzenlenmesi çeşitli esaslara göre yapılacaktı. Bu esaslar sözleşmede şu şekilde yer aldı:
Barış zamanında;
  • Karadeniz’e kıyısı olmayan devletlerin ticaret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri 15 gün önceden haber verilmek ve bir arada dokuz gemiyi ve 15.000 tonu aşmamak üzere geçebilir. Denizaltılar, uçak gemileri ve 10.000 tondan büyük savaş gemileri hiç geçemez. Sözleşmeye uygun şekilde geçen savaş gemileri karadenizde 21 günden fazla kalamazlar.
  • Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin ticaret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri geçmeden 8 gün önce Türkiye’ye haber verecekler, bir arada geçen gemilerin tonajı 15.000’den fazla olmayacaktır. Karadeniz’de kalışları içinse bir süre yoktur.
Savaş Zamanında;
  • Türkiye savaşan ülke ise ya da kendisini yakın bir savaş tehdidinde görüyorsa; ticari gemilerin geçisini engelleyemese de geçişlere bazı kısıtlamalar getirmek hakkına sahiptir. (Gündüz geçmek ya da gösterilen yoldan geçmek gibi.)
  • Türkiye tarafsızsa; ticaret gemileri serbestçe geçmesine rağmen savaştan tarafların savaş gemileri geçemez.
  • Savaş tehlikesinin çok olduğu zamanlarda ticaret gemileri barış zamanı kurallarına göre sadece gündüzleri geçebilmektedir.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Gazeteci

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.
Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)