ABD » Medya ve İletişim » Okan Yüksel

Soğuk Savaş Sürecinde ve Günümüzde Psikolojik Savaş

Mart 4, 2011   ·   0 Comments

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra oluşan ve başını Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin çektiği iki kutuplu yapıda psikolojik savaş sistemli bir hale gelebilmiş ve etkili bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. “Avrupa’nın bir güç merkezi olarak dünya politika sahnesinden çekilmesinden sonra, dünya en az yirmi yıl kesin çizgileriyle Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin çevresinde ‘iki kutuplu’ bir nitelik kazandı. II. Dünya Savaşı’nda Hitler Almanyası ile Mussolini İtalyasını dize getiren güçler İngiltere ya da Fransa değil, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği idi. Savaş sonrasından 1970’lere kadar uluslararası ilişkilerin tarihini, iki karşıt ideolojiye bağlanmış Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği’nin yeryüzünde etki kurmak için gösterdikleri çabaların öyküsü olarak nitelemek gerçekçi bir genelleme olacaktır. Savaştan her bakımdan yıkık çıkan Avrupa devletleri bu iki ‘süper’ devletin çevresinde kümeleneceklerdir. Böylece ortaya ‘iki kutuplu’ bir denge çıkmıştır. ‘Soğuk savaş’ diye kısaltarak anlattığımız bu yeni durum, etkisini yirmi yıl kadar sürdürmüştür.”[1]

“Sıcak savaşların yerini soğuk savaşların aldığı siyasi arenada, artık düşman kabul edilen ülke topraklarının ele geçirilmesi devri kapanmış, bu ülkeleri sosyal, siyasal, hukuki, ahlaki ve kültürel olarak hegomonyalaları altına alma devri başlamıştır. Bu mücadelenin en büyük silahı ise psikolojik savaş faaliyetleridir.”[2] Soğuk Savaş sürecinde psikolojik savaş faaliyetleriyle önce çıkan iki devlet Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olmuşlardır.

Amerika Birleşik Devletleri, Soğuk Savaş sürecinde kendi kutbunda yer alan ülkelerin rejimlerinin devam etmesini, diğer kutupta yer alan ülkelerin ise rejimlerini değiştirmesini sağlamak amacı ile çeşitli psikolojik savaş faaliyetlerine girişmiştir. Bu dönemde müttefik ülkelerde sürekli olarak Sovyet yayılmacılığı, Sovyet emperyalizmi, Sovyet vahşeti gibi birçok argümanla Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kötülenmeye çalışılmış ve geniş çaplı propaganda faaliyetleri yürütülmüştür. Tüm bunların yanı sıra müttefik ve diğer ülkelerde ise demokrasi, insan haklarının üstünlüğü, özgürlük ve benzeri kavramların propagandası yapılarak, kapitalizm sempatik bir şekilde sunulmaya çalışılmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri, psikolojik savaş yürütürken; gazete, dergi, radyo, ve televizyon gibi aygıtların yanı sıra okulları, fabrikaları ve hatta kilise ve camileri de bir araç olarak kullanmışlardır. Şüphesiz, sinema da önemli bir psikolojik savaş unsuru olarak görülmüştür. Soğuk Savaş süresince Amerika Birleşik Devletleri, Hollywood aracılığıyla tüm dünyaya kendi ve kapitalist dünyanın propagandasını yapmıştır. Şüphesiz ki, Afganistan’ı tek başına Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden kurtaran Rambo, kendisinin iki katı boyuttaki Rus boksörü en olmadık zamanda bile nakavt eden Rocky bu dönemin önemli psikolojik savaş figürleri arasındadır.

Bu süreçte, şüphesiz Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği de geniş çaplı psikolojik savaş faaliyetleri yürütmüştür. Josef Stalin liderliğinde yürütülen psikolojik savaşta gazete, dergi, kitap, radyo, televizyon ve sinema gibi psikolojik savaş araçları aktif bir şekilde kullanılmıştır. Yapılan yayınlarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin gücü tüm dünyaya gösterilmeye çalışılırken Josef Stalin kullanılmış, yayınlanan görsellerde Stalin diğer tüm devlet başkanlarından uzun boylu ve güçlü gösterilmeye çalışılmıştır.

Gorbaçov’un iktidarı sırasında başlayan ve sorunların çözümüne yönelik olarak planlanan Glasnost (Rusça; açıklık) ve Perestroyka (Rusça, şeffaflık) politikaları ile başlayıp 6 yıl süren reformların ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, ‘Belovezhskaya Pushcha Antlaşması’ ile resmen dağılmıştır. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılması ile iki kutuplu dünya düzeni de son bulmuş ve uluslararası sistem yeni bir şekle bürünmüştür.

Soğuk Savaş’ın sonlarına gelinirken “Berlin Duvarı neşeyle parça parça söküldü ve hatıra olarak saklandı. Berlin duvarı, iki sistem arasında psikolojik sınırın somut bir sembolüydü. Kapitalist dünya, psikolojik savaş yöntemlerini, soğuk savaş döneminde çok iyi uyguladı. Böylece sosyalist halkın; düşünce, inanış ve hayat görüşlerini kendine yakın hale getirdi. Psikolojik savaş ile kan dökmeden tarihin en büyük zaferini kolayca kazandı.”[3]


[1] Oral Sander, Siyasi Tarih, 1918-1994, İmge Yayınevi, Ankara, 1996, Sayfa 181
[2] Ahmet Çeşme, Kansız Mücadelenin Kanlı Yüzü Psikolojik Harekat ve PKK, IQ Kültür Sanat ve Yayıncılık, İstanbul, 2005, Sayfa 100
[3] Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Psikolojik Savaş, Gri Propaganda, Timaş Yayınları, İstanbul, 2003, Sayfa 11-12

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Gazeteci

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.
Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)