Hakan Toğa » Makale Analiz » TR

Siyasetin Dili ve Toplum

Ocak 18, 2012   ·   0 Comments

Apolitik toplumların karşılaştığı birçok sorun vardır. Bu sorunların başıda temsili demokrasinin aksaması, yönetici elitin diktatörlüğe dönüşmesi ve devleti yönetme yetkisine sahip gücün meşruluğunun tartışılması gibi sorunlar gelir. Ancak bunların dışında üzerinde durulması gereken bir sorun da siyasetin dilinin toplum tarafından algılanamaması veya yanlış algılanmasıdır. Temel de iki sorun da aynıdır ve sonuçları toplumu aynı derecede etkilemektedir.

Öncelikle siyasetin dili derken neyi kastediyoruz bunu açalım. Siyasetin dili; siyaset mekanizmasının sadece devlet (hükümet, muhalefet ve diğer siyasi partiler) tarafından işlerlik kazandığı yani toplumun apolitik olduğu ülkelerde halkın anlamadığı yabancı bir dildir. Tam tersi olan yani politize olmuş bir topluma sahip olan, siyasetin halk içinde ilgiden çok sorumluluk olarak algılandığı ülkelerde ise devleti yöneten kesimin halkla anlaşmasını kolaylaştıran ve aslında gerçek temsili sağlayan ortak bir dildir. Siyasetin dili kavramsal ve işlevsel açıdan bu şekilde tanımlanabilir.

Politikadan soğutulmuş ve uzaklaştırılmış toplumlardan biri olan Türk toplumunda bu sorunları sık sık görebiliriz. Özellikle seçim dönemleri ve referandumlar söz konusu olduğunda, önemli politik olayların yaşanmasının ardından ve siyaset mekanizması içerisinde yer alan kurumların (hükümet, muhalefet, siyasi partiler, STK’lar) açıklamalarının halkta oluşturduğu algıyı incelediğimizde rahatlıkla bu sorunları görebiliriz. Tabi bu sorunda pay sadece halkın değil bir o kadar da siyasetin dilini çıkar ve görüşler doğrultusunda anlaşılmaz hale getiren siyasetçilerindir.

Türkiye üzerinden örneklerle devam edersek konunun daha iyi anlaşılacağı kanaatindeyim. Ülkemizde son zamanlarda tartışılan önemli konularda bazen iktidar, muhalefet bazen de parlemonto dışı partiler “halka soralım” çıkışında bulunmaktadır. Başkanlık sistemi, demokratik ve yerel özerklik, anayasa değişimi gibi gelişmeler bunların başında gelmektedir. Toplumun bunlar gibi önemli konularda siyasetten ve ideolojiden uzak sadece ülkenin ve kendisinin yararına bir karar vermesi gerekmektedir. Bunun dışında önüne getirilen konuda yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Yeterli bilgiden kasıt “evet” veya “hayır” diyebilecek ve bunu kendi vicdanında onaylayabilecek derecede donanıma sahip olmalıdır. Peki, toplumun her kesiminde gelişmeleri değerlendirerek seçim yapmasını sağlamak mümkün müdür? Elbette hayır. İşte bu noktada devreye siyasetin dili girmektedir. Gelişmeler kurum veya ideoloji/görüş çıkarına göre değil toplumun kafa karışıklığını giderip özgürce karar verebilmesini sağlamak amacıyla halka anlatılmalıdır. Bu anlatımda şeffaflık (gizli meseleler dışında) esas alınmalıdır. Gelişmeler olumlu/olumsuz her yönüyle halka anlatılmalıdır. Halkın bu açıklamalardan sonra kandırılmadan veya etki altında kalmadan bir karar vermesi veya görüş bildirmesi sağlanmalıdır. Daha demokratik ve halkın yönetime dolaylı da olsa daha fazla katıldığı bir toplum için bu “anlaşılamama” veya “yanlış anlaşılma” sorunu çözülmelidir. Aksi halde devletle milletin arasındaki bağların kopmasına veya aradaki farkın açılmasına bu gelişme de herşeyden önce seçimlerin ve iktidarın meşruiyetinin sorgulanmasına yol açacaktır.

Hakan Toğa

Politik Akademi (130 Posts)

2007'den bu güne "Değiştirmek için anlamak, anlamak için Politik Akademi" sloganıyla "Dünya"nın haber ve analizini veriyoruz...


By


Readers Comments (0)