Suriye’de 15 Mart 2011’de başlayan protesto gösterileri muhaliflerin silahlanmasıyla birlikte iç savaşa dönüştü. Silahların susmak bilmediği, sokaklarında her gün bombaların patladığı ülkede sadece bir yılda on bine yakın insan hayatını kaybetti. Uluslararası aktörlerin de dahil olduğu savaş bugün tam anlamıyla küresel bir güç mücadelesine dönüştü.

Geldiğimiz noktada Suriye’de yaşanan savaşın taraflarını Devlet Başkanı Beşar Esad’la silahlı muhalifler olarak görmemiz yanlış. Beşar Esad’ın yanına Rusya, Çin ve İran’ı; muhaliflerin yanına da Batılı ülkeleri koymamız gerekiyor. Yaşanan olaylar, bu çerçeveden bakıldığı zaman bir anlam kazanıyor.

Arap Baharı’yla tüm dengelerin alt üst edildiği Orta Doğu’da Suriye önemli bir kale. Rusya, Çin ve hatta İran’ın Suriye’yi böylesine desteklemesi, sert tepkilere karşın Beşar Esad’ın arkasında durmalarının nedeni bu. Amerika Birleşik Devletleri’nin Avrupa Birliği’nin de desteğiyle dünyanın jandarmalığına soyunduğu bir dönemde Rusya ve Doğu’nun yükselen diğer güçleri “Biz de varız” diyor.

Suriye’deki iç (ve aslında bir o kadar da “dış”) savaşın galibinin kim olacağını öngörmek bugün için mümkün değil. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz, bu savaşı kazanan yarınların dünyasında çok daha fazla söz sahibi olacak.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı, Gazeteci

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.