Engin Özpınar » Makale Analiz » Orta Doğu

Şam Saldırısı Neyin Kanıtı Oldu?

Temmuz 20, 2012   ·   0 Comments

Saldırıyı düzenleyenler Suriye’deki rejimin ne denli zayıf olduğunu mu göstermek istediler? Esad yönetiminde birlik ve beraberlik kalmadığını, bütünlüğün bozulduğunu mu anlatmaya çalıştılar? Bu büyük olaydan sonra Suriye ordusunda çatlama mı olur? Muhalefet saflarına geçen askerlerin sayısı mı artar?

 Bunlar, hemen akla gelen sorular. Ancak, yanıtları hemen vermek mümkün değil. Çünkü Şam saldırısı bir yandan da Şam’ın elini güçlendiriyor. Esad’ın bundan böyle ağır silah kullanmasına diyecek bir şey kalmıyor. Bu saldırıyı kimler planladıysa, bunun da hesabını yapmış olmalılar.

***

Tam da, Suriye’ye silahlı müdahalenin kapısını açacak olan önerinin BM Güvenlik Konseyi’nde görüşüleceği toplantının arifesinde…

Tam da, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye sorununun da ele alınacağı Moskova ziyareti sırasında…

Tam da, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Pekin’de Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ile buluşması öncesinde…

***

Bu kadar da rastlantı olamaz diye düşünüyor insan. Öyle ya, tüm bu önemli toplantıları ve randevuları üst üste getirebilmek beceri ister.

Yani zamanlama da müthiş! Ne var ki, bu büyük saldırı sonuçta bir terör eylemi. Ve terör eylemiyle Rusya, Çin ve İran’ı caydırarak Esad’ı devirmek mümkün olabilir mi? Bu arada…

Güvenlik Konseyi’ni baypas ederek Suriye’ye askeri müdahaleye niyetlenen Batılı ülkeler de açmaza düşecekler şimdi. İstedikleri buysa, Şam’a saldırıyı destekliyorlarsa başka tabii. Ama çok riskli… Uluslararası toplum dediğiniz bu mu diye sorarlar sonra.

***

Bir başka olasılık… Şam saldırısını yaklaşan bir savaşın işareti mi saymalıyız?

Bakınız İngiltere Savunma Bakanı Philip Hammond nasıl kışkırtıyor: “[Suriye’de] şu an şevke gelmiş bir muhalefet görüyoruz, açıkçası silahlara ve belki de rejimin etrafındaki parçalanmaya erişimi giderek artan bir muhalefet…”

Demek ki İngilizler beklemede…

Suriye, 22 Temmuz’a kadar ağır silahları kent merkezlerinin dışına çekecekti. Bu durumda çekmeyecek tabii ki. O zaman da BM Anlaşması’nın 7. Bölümü’nün, yani askeri müdahale koşullarının önü açılmış olacak.

***

Yoksa Şam saldırısının hesabı bu muydu? İyi de o kadar basit değil bu işler.

Basit olsaydı Rusya savaş gemilerini Kıbrıs ile Suriye arasındaki sularda nöbete göndermezdi.

Hele ABD ve İsrail savaş gemilerinin Kıbrıs civarında cirit attığı günlerde hiç göndermezdi. Ve bu durumda ABD ile Avrupa’nın bir savaşa girmeden Suriye’yi düşürmesi pek olası görünmüyor…

***

Ya Türkiye’nin pozisyonu?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dün Moskova’da yaptığı açıklama sağduyunun egemen olduğunun göstergesi sayılır:

“Her şeyden önce Suriye’nin istikrarı, bölgenin istikrarı noktasında [Rusya ile] en ufak ihtilafımız yoktur. O konuda aynı şeyi düşünüyoruz. Suriye’nin bölünmesine kesinlikle karşıyız. Biz diyoruz ki halkın iradesi Suriye’de ne istiyorsa o olsun…”

Putin de Erdoğan’ın bu yaklaşımından memnun:

“Türkiye’nin, Suriye krizi konusunda Cenevre sürecini desteklemesinden dolayı memnuniyet duyuyoruz. Türkiye bizim için çok önemli. İki ülkenin stratejik ortak olarak kalmaya devam edeceğine inanıyoruz.”

***

Batı başkentlerinde Erdoğan-Putin görüşmesinin, tüm istihbarat olanakları seferber edilerek çok yakından izlendiğine kuşku yok. Bakalım nasıl tepki verecekler?

 

Engin Özpınar

Olay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. / Yazara E-Posta atamak için tıklayın.

Engin Ozpinar (90 Posts)

Gazeteci ve Olay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.


By


Readers Comments (0)