Elif Akın » Makale Analiz » Manşet » TR

Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm

Kasım 13, 2012   ·   0 Comments

1999 Marmara depremini unutmadık. Henüz bu deprem hafızalarımızdan silinmeden, geçtiğimiz yıl kış ayında da Van depremiyle yeniden hatırladık o acı dolu günleri… Daha kaç felaket, kaç yıkım yaşamamız lazım yaşadıklarımızdan ders almak için… İnsanlık bu kadar değersiz demek ki derme çatma beton yığınlarına emanet ediyoruz insanlarımızı.

13 yaşındaki Yunus Geray, Van depreminin sembolü oldu. Üzerinde bir cesetle saatlerce enkaz altından çıkarılmayı bekledi. Yunus’u çıkardık enkaz altından, tam sevindik derken acı haberi aldık, Yunus’u kaybetmiştik. Daha kaç Yunus ölecek, kim bilir? Daha kaç aile silinecek nüfus kayıtlarından…

İşte yaşadıklarımızdan ders çıkardık diyen sevgili hükümetimiz ‘Kentsel Dönüşüm’ yasasını koydu önümüze. Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesini öngören kanun tasarısı 16 Mayıs 2012’de TBMM Genel Kurul’da kabul edilerek yasalaştı. Yine bir projeye bodoslama attık kendimizi büyük iddialarla. Bakalım gerçekten bu yasa sözde yasa olmaktan öteye geçip insanlık adına önemli bir adım olacak mı göreceğiz! Yıkıp yeniden yapılandıracağız. Yeni yeşil alanlarla, spor tesislerinin yer aldığı, ormanlık alanlar içinde sıcacık yuvalar hayal edin ve buna depreme, her türlü felakete dayanıklı betonarme özellikleri de eklemeyi unutmayın! İşte böyle bir Türkiye yaratılması var planlarda!

Riskli yapılarınız, idarece veya müracaatları üzerine lisanslandırılacak üniversiteler, inşaat, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odaları, yapı denetimi hakkında kanun uyarınca faaliyet gösteren yapı denetimi kuruluşları ve lisanslandırılacak kurum, kuruluş ve şirketlerce tespit edilecek!

Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini düşündüğümüz bu yasa kapsamında yıkım çalışmalarına ilk olarak Ekim ayında İstanbul’da başlandı. Bu proje sadece İstanbul’da değil, deprem riski yüksek illerde de örneğin; İzmir, Bursa, Kocaeli gibi iller de de uygulanacak.

Ülkemiz için “bilinçlenme adına” 1999 Marmara Depremi milattır. Büyük yıkıntıların ardından sözde depreme daha dayanıklı, kaliteli malzemeler kullanmaya başladık. ‘DASK’ diye bir şeyle tanıştık. O da ne diyeceksiniz? Doğal afetler sigortası. Bu sigortayı yaptırmak zorundayız artık. Yıllık çok cüzi miktarlarla olası bir felakette sigortanızın avantajını yaşıyorsunuz.

Kentsel Dönüşüm, sadece binaları yıkıp ortadan kaldırmıyor. Bu dönüşümün bir de sosyal boyutu var. İnsanlar doğup büyükleri evleri, mahalleleri terk etmek zorunda kalıyorlar. Geri geldiklerinde, yepyeni tanımadıkları yaşamla karşılaşıyorlar. Eskiye göre çok daha iyi olacaksa zaten yapılmaması abes kaçar! Yalnız bu proje uygulanırken yetkililere tavsiyem insanların psikolojilerini, sosyo-ekonomik durumlarını göz ardı etmeden çalışmalarınızı yürütmeniz! Zira böylesi herkes için çok daha kolay olacaktır.

Hatta bir dönem bunun için mahalle derneklerinin kurulması bile gündeme gelmiş. Mahallelerde dernekler oluşturularak semtte yaşayan insanların sorunları ele alnacak. Böylelikle Dernekler aracılığıyla hükümet ve vatandaş arasında bağın kurulması çok daha kolaylaşacak. Mahalle Dernekleri yapılandırılması gündemde ancak henüz bununla ilgili bir çalışma yapılmamış!

Türkiye’de 1950-60 dönemleri arasında DP Adnan Menderes hükümeti döneminde sanayileşmeye verilen önem ve karayollarının da yapılandırılmasıyla köyden kenttlere göç dalgası meydana geldi. Kaçak yapılaşma sonucu ‘çarpık kentleşme’ dediğimiz bir kavram ortaya çıktı. Ekmeğinin peşinde koşan insanlara bir diyeceğim yok. Sözüm, sorgum asıl sorumlulara, bu duruma seyirci kalan zamanın yöneticilerine, bürokrasisine! Zamanında Ankara’dan sanayi kentlerde yaşanan durumun ciddiyeti pek anlaşılmamış; eğer o dönemde bu göç dalgası iyi bir şekilde yönetilseydi, uygulama yetkisi Ankara’yla sınırlı kalmasaydı biz bugün belkide kentsel dönüşüm projesi konuşmak yerine başka sorunlarımız üzerinde çözüm arayışı içine girerdik kim bilir!

Yıkımlara, çalışmalara ilk olarak İstanbul’dan başladığını söylemiştik. Dikkatimi çeken bir raporu aktarayım sizlere. İstanbul’un sevilen caddelerinden Bağdat Caddesi’nin %80’ine yakın binası riskli yapı olarak kaydedilmiş ve yakın bir zamanda bu binaların yıkımına başlanması gündemde. Bağdat Caddesi, İstanbul için sadece bir örnek. İstanbul’un eski yapılı semtlerini düşündüğümüzde durum çarpıcı, yıkım baya maliyetli ve zaman alacağa benziyor. Bu durum, yine senin benim gibi vatandaşın cebini yakacak.

Peki binanız hangi test aşamalarından geçiyor? Bina çürük, ya da sağlam raporları nasıl veriliyor? Birazda bundan bahsedelim. Başvurunuz sonucunda hükümet tarafından onaylı bir inşaat firması binanıza gelerek, zemin etüdü sismik testlerini, kirişlerin karot analizlerini yapıyor ve duvarların röntgenlerini alıyor. Firmanın teknik aracıyla yaklaşık 40-50 cm arası uzunluğunda silindir bir parça binanızdan alınarak, binanın hangi malzeme ile yapıldığı analiz ediliyor.

Uygulamalar ile ilgili sizi bir konuda da uyarmak isterim. Olası bir depremde binanız yıkılırsa, deprem öncesi kentsel dönüşüm yasası için başvurmadıysanız; devlet, doğal afet sonrası yapacağı maddi yardımı size yapmıyor, yaptığı kalıcı konut uygulamasından da yararlanamıyorsunuz. Yasanın bu zorunlu kuralı kentsel dönüşümün uygulanması için teşfik etmiş oluyor.

Bu Proje kapsamında sizleri daha da bilinçlendirmek adına sizlere kentsel dönüşüm başvuru yol haritasını aktarmak yerinde olacaktır. Bunun için 11 maddelik yolu izlemeniz yeterli:

1-) İlk adım Belediye İmar Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğüne başvurarak arşivden binanıza ait mevcut projeler temin edilir.

2-)Bina Deprem Risk Raporu almak için binaya ait mevcut projeler ve tapunuz ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca Yetkili Kuruluşa başvuru yapılır.

3-)Bakanlık yetkili kuruluşu binanızda yaptığı gerekli inceleme, tespit ve çalışmalar sonucu binanız için Deprem Risk Raporu’nu hazırlar.

4-)Hazırlanan Deprem Risk Raporu, Bakanlık Yetkili Kuruluşu tarafından bağlı bulunduğunuz İl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğüne en geç 2 gün içinde bir yazı ile sunulur.

5-)Bakanlık hazırlatmış olduğunuz Deprem Risk Raporu’nun onayını tarafınıza resmi bir yazı ile bildirir.

6-)Binanın yenilenmesi gerekiyorsa 60 gün içinde bina maliklerinin en az 2/3 (tapu hisse) çoğunluğu ile bina ortak karar protokolü imza altına alınır.

7-)Bina ortak karar protokolü bağlı bulunduğunuz İl Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğüne bir dilekçe ile sunulur.

8-)Binanın yıkılması için, kredi olanaklarından yararlanmak adına Bakanlığa talepte bulunulur.

9-)Binanın inşaatı veya güçlendirilmesi için tüm projeler hazırlatılır ve ilgili belediyeden ruhsat alınır.

10-)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı müteahit Lisansına sahip şirketler ile sözleşme yapılır.

11-)Son olarak yapımı tamamlanan bina için bağlı bağlı olduğunuz belediyeden iskanlı yani depreme dayanıklı tapularınızı rahatlıkla alabilirsiniz.

Unutmayalım ki bilinçli birey, eğitimli, sorgulayan bir toplum demektir. Yarınlarımız, çocuklarımız için temiz bir dünya bırakmak adına sizleri duyarlı olmaya davet ediyorum, saygılarımla…

Elif Akın

Politik Akademi Yayın Yönetmeni, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. / Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

Elif Akin (21 Posts)

1988'de Mersin'de doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2012 yılında Bursa Olay TV'de dış haber editörü, haber spikeri olarak gazeteciliğe başladı. Politik Akademi'nin koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)