Makale Analiz » Okan Yüksel » Orta Doğu

Müslüman Kardeşler'in Dünü, Bugünü ve Yarınları

Ocak 14, 2013   ·   0 Comments

Müslüman Kardeşler’in Kuruluşu

Arap Baharı’yla birlikte Orta Doğu’nun en önemli aktörlerinden bir tanesi haline gelen Müslüman Kardeşler, Arapça ve orijinal adıyla İhvanü’l-Müslimin, Örgütünün tarihi 1928’e dayanmaktadır.  Müslüman Kardeşler örgütü 1928 yılında Mısır’ın İsmailiye kentinde Hasan el-Benna tarafından kurulmuş, dinsel ve siyasi boyutları olan bir oluşumdur.

Müslüman Kardeşler’in resmi web sitesinde örgütün kuruluş öyküsüne uzunca yer veriliyor. Süveyş Kanalı bölgesindeki İsmailiye’de bir İngiliz askeri üssünde çalışan 6 Mısırlı işçi gittikleri kahve ve camilerde o zamanlarda genç bir öğretmen olan Hassan el-Benna’nın düşüncelerini duyuyor. El-Benna’nın İslami bir yenilenmenin gerekliliğini savunmasından etkilenen bu 6 işçi ona ulaşıp Arap ve Müslümanların saygın bir kimliğe sahip olması gerektiğini söylüyor ve bu uğurda onlara liderlik edip edemeyeceğini soruyor. Hassan el-Benna’nın bu teklifi kabul etmesiyle Müslüman Kardeşler örgütü de kuruluyor. Örgüt çalışmalarına ilk olarak bir gece okulunda başlıyor. Bu okulda İslami eğitim veriliyor ve örgütün temel değerleri toplumla paylaşılmaya çalışılıyor. El-Benna’nın yardımcılığını bir marangoz üstleniyor, yönetim kadroları da işçilerden oluşuyor. Müslüman Kardeşler’e göre bu kardeşliğin bir göstergesi oluyor. Ardındansa daha büyük projeler geliyor. Müslüman Kardeşler ilk olarak 1931 yılında bir camii inşa ettirerek adını daha geniş kesimlere duyuruyor. Aynı yıl örgütün Mısır’ın başkenti Kahire’de bir şubesi açılıyor ve 1932’de örgütün merkezi de bu kente taşınıyor. Hassan el-Benna da faaliyetlerini Kahire’den yürütmeye başlıyor ve Müslüman Kardeşler Mısır’ın büyük bölümünde örgütlenmek için çalışmalarına hız veriyor.[1]

1938’de Müslüman Kardeşler üyeleri farklı bir örgütleneme metodu izliyor ve üyeler taburlar halinde çalışmaya başlıyor. Her tabur işçiler, öğrenciler, iş adamları ve serbest meslek mensupları olarak üç gruptan kuruluyor ve her grup haftada bir kez bir araya gelerek sabaha kadar ibadet edip, eğitmenlerden dersler alıyor. 1943’te taburlar 10 kişilik “aileler” haline dönüştürülüyor. Aileler de tıpkı taburlar gibi haftada bir toplanıyor. Aileler taburlara, taburlar da merkez karargaha bağlanıyorlar. Müslüman Kardeşler örgütlenme sürecinde her cami inşaatının yanına erkek ve kız okulları açıyorlar ve ayrıca oluşturdukları izci örgütlenmeleriyle gençlerin fiziksel ve politik yeteneklerini geliştirmeye çalışıyorlardı. Müslüman Kardeşler bu konuda öylesine başarılı oldu ki bu gençlik kuruluşları İkinci Dünya savaşı döneminde Mısır’ın en güçlü gençlik örgütleri haline geldiler. Müslüman Kardeşlerin faaliyetleri bunlarla da sınırlı kalmadı. İşçiler için gece okulları, sivil hizmet sınavlarına hazırlamak için de dershaneler açtılar. Kent merkezlerinde hastaneler, kırsal bölgelerde klinikler açılması da örgütün çalışmaları arasında yerini aldı. Örgüt ekonomik olarak öylesine büyük bir güç haline geldi ki kısa sürede kendi işçi sendikalarını oluşturup, kendi fabrikalarını, matbaalarını, dokuma, inşaat ve mühendislik işletmelerini kurdu.[2]

1952 yılında yapılan Hür Subaylar Darbesi’nden sonra tüm partiler ile beraber kapatılan örgüt bu sefer yeraltına çekiliyor. 1954’te Cemal Abdülnasır’a yönelik suikast girişiminden sonra ise örgütün altı lideri vatana ihanet suçundan suçlu bulunup idam ediliyor ve hareket şiddet yoluyla bastırılmaya çalışılıyor. 1980’lerden itibaren tekrar canlanma dönemine giren Müslüman Kardeşler’in şiddet yanlısı uzantıları Hüsnü Mübarek yönetimince sert önlemlerle bastırılıyorsa da, sivil kurumları giderek daha etkin bir hal alıyor. Siyasi olarak yasaklanmasına rağmen, Müslüman Kardeşler, 2005 yılında bağımsız adaylarla katıldığı parlamento seçimlerinde 88 sandalye kazanıyor.

Müslüman Kardeşler Büyüyor

Modern bir İslam toplumu kurulabilmesi için Kur’an ve Sünnet’in kılavuzluğuna dönülmesini savunan hareket sadece Mısır’la da sınırlı kalmıyor ve 1930’lu yılların ortalarından itibaren Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde de faaliyet göstermeye başlıyor. Bu çerçevede örgütün Suriye, Sudan, Ürdün, Kuveyt, Yemen, Pakistan, Kuzey ve Orta Afrika ile Avrupa’nın bazı ülkelerinde şubeleri açılıyor. Müslüman Kardeşlerin bölgeye yayılmasında Arap kimliği ve Sünnilik büyük önem taşıyor. Özellikle Arap dünyasında ve Araplar arasında sempati kazanan ve etkinliğini arttıran Müslüman Kardeşler buna karşılık Arap olmayan topluluklar içinde gelişme şansı yakalayamıyor. Öte yandan Sünni niteliği oldukça baskın olan Müslüman Kardeşler Şii dünyasında da çok fazla etkili olamıyor.[3]

Bölgedeki seküler yapıdaki rejimlerde tehdit olarak görülen örgüt yasaklanmaya, üyeleri tutuklanmaya devam ediliyor. Müslüman Kardeşler’in Suriye’nin Hama kentinde Şubat 1982’de giriştiği ayaklanma, Hafız Esad yönetimince şiddetli bir şekilde bastırılıyor. Örgütün ağır darbe aldığı bu süreçte Suriye yönetimi birkaç yüz kişinin öldüğünü açıklasa da bağımsız kuruş ve gazeteler bu sayının 10 bin ila 37 bin arasında olduğunu belirtiyor. Tarihe “Hama Katliamı” olarak geçen bu olayın ardından Suriye’de örgütün tüm faaliyetlerine son veriliyor ve Müslüman Kardeşler üyesi olmanın cezası idam olarak belirleniyor.[4]

Müslüman Kardeşler Terör Örügüt Mü?

Müslüman Kardeşler’e ilişkin görüşler ciddi farklılıklar taşıyabiliyor. Görüş ve değerlendirmenin sahibinin dünya görüşlerine ve hatta ilgi alanlarına göre Müslüman Kardeşler bir terör örgütü olarak değerlendirilebilirken, modern bir sivil aktivizm örneği olarak da sunulabiliyor. Özellikle uluslararası güvenlik ve strateji ile ilgili çalışmalar Müslüman Kardeşleri genelde terör örgütü kategorisinde ele alırken, önemli bir kısmı sosyolog olan sivil aktivizm hareketlerini inceleyen araştırmacılar Müslüman Kardeşleri bir toplumsal hareket kapsamında değerlendirme eğilimi gösteriyorlar. İşe ideolojik bakış açıları da dâhil olunca örgüt ya çok iyi ya da çok kötü bir şekilde değerlendirilmeye başlanıyor.[5]

Günümüzde şiddet eylemlerine pek başvurmadığı görülse de Müslüman Kardeşler’in tarihinde terörle ilişkilendirilmesine gerekçe olabilecek birçok olay bulunuyor. Müslüman Kardeşler’in 1941’in başlarında Cihaz el Sırri (Gizli Cihaz) adında bir para-militer grup kurduğu ve silah depoladığı biliniyor. Bu güç, sinema ve tiyatroları bombalamış, Yahudilere saldırmış, solcu ve milliyetçilere suikastlar düzenliyor.[6]

Örgütün terörle ilişkilendirilmesinde, üyelerinin eylemleri arasında suikastın da olması büyük bir etkendir. 1948 yılında Mısır Başbakanı Mahmud Fehmi Nukraşi’ye suikast düzenleyip öldüren Abdulmecid Hasan adlı kişinin bir Müslüman Kardeşler üyesi olması da örgütün terör eylemleriyle anılmasına neden olan başka bir olay olarak görülmektedir. Ancak Müslüman Kardeşler, düzenlenen bu suikastın ardından büyük bir darbe almış ve 1949’da örgütün kurucusu Hasan el-Benna, sanki Nukraşi’nin öcü alınırcasına Kahire’de bir taksiye binerken suikasta uğramış ve hayatını kaybetmiştir. Örgüt bu olayın ardından şiddet eylemleriyle arasına mesafe koymuştur.[7]

Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki rejimler tarafından tehdit olarak görülüp faaliyetleri şiddetle bastırılan ve yasaklanan örgüt yer altına çekilerek çalışmalarına devam ediyor. Bu süreçte halk arasında ciddi bir taban edinen örgüt, son on yıllarda bölge politikalarında güçlü bir aktör haline geliyor. Örgütün kuruluşunda işçiler ve toplumun ekonomik anlamda alt tabakalarında yer alan kişiler rol oynasalar da Müslüman Kardeşler zamanla kentsel ve ideolojik olarak muhafazakâr bir orta sınıf hareketi haline geliyor. Çakmak’a göre hareketin üye profiline bakıldığında özellikle fakir kesimden yoğun katılımın olduğu gözlense de harekete momentum kazandıran temelde orta sınıf mensubu eğitimli kişiler oluyor. Aktivist olmaya daha yatkın olan bu orta sınıfa mensup eğitimli bireyler harekete yön veriyor.[8]

Özellikle Arap Baharı’yla birlikte İslam dünyasının en önemli hareketi haline gelerek, güçlenen örgüt bölgede etkinliğini çok daha fazla arttırıyor. Bu noktada Arap Baharı ile Müslüman Kardeşler örgütü arasında bir bağ kurulması kaçınılmaz oluyor.

 

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

 


[1] History of the Muslim Brotherhood in Egypt, http://www.ikhwanweb.com/article.php?id=799 (25.12.2012)

[2] Vahap Erdoğdu, Müslüman Kardeşler Hakkında Bilinmeyen Heşrey, http://www.odatv.com/n.php?n=musluman-kardesler-hakkinda-bilinmeyen-hersey-0902111200 (25.12.2012)

[3] Cenap Çakmak, Müslüman Kardeşler Bir Sivil Toplum Örgütü Mü?, Akademik Orta Doğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007, Sayfa 76

[4] Robert Fisk: Conspiracy of silence in the Arab World, http://www.independent.co.uk/voices/commentators/fisk/robert-fisk-conspiracy-of-silence-in-the-arab-world-435762.html  (25.12.2012)

[5] Cenap Çakmak, Müslüman Kardeşler Bir Sivil Toplum Örgütü Mü?, Akademik Orta Doğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007, Sayfa 70

[6] Vahap Erdoğdu, Müslüman Kardeşler Hakkında Bilinmeyen Heşrey, http://www.odatv.com/n.php?n=musluman-kardesler-hakkinda-bilinmeyen-hersey-0902111200 (26.12.2012)

[7] Steven A. Cook, Müslüman Kardeşler Hakkında 3 Efsane, (Tercüme: M. Alparslan Balcı), http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=216395 (25.12.2012)

[8] Cenap Çakmak, Müslüman Kardeşler Bir Sivil Toplum Örgütü Mü?, Akademik Orta Doğu, Cilt 2, Sayı 1, 2007, Sayfa 78

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)