ABD » Makale Analiz » Manşet » Okan Yüksel

Yahudi Lobisi Hakkında Hemen Herşey

Ocak 27, 2013   ·   2 Comments

Yahudi Lobisi

Yahudi Lobisi, Amerika Birleşik Devletleri üzerindeki etkisi ve dünya genelindeki ününden olsa gerek pek çok komploya dâhil edilmekte, hatta bir grup Yahudinin tüm dünyayı yönettiği iddiaları medyada bile sıklıkla yer almaktadır. Oysa Yahudi Lobisi bir entrika ya da Tapınak Şövalyelerinin bir uzantısı değildir. Lobinin faaliyetleri, tıpkı Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diğer etnik lobiler gibi yasalara uygun ve meşrudur.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yahudi Lobisi, tek bir merkezden yönetilen, belli bir üyelik sistemi, ritüelleri olan hiyerarşik bir yapıdan uzaktır. Lobinin üyelik kartı ya da üyelik töreni mevcut değildir. Lobinin merkezinde, hedeflerini Amerika Birleşik Devletleri halkını ve devletini İsrail’e maddi yardım sağlamaya ve politikalarını desteklemeye teşvik etmek olarak belirleyen teşkilatlar ve yine bu hedefleri kendisine en yüce ülke olarak gören şahıslar bulunmaktadır.[1]

Amerika Birleşik Devletleri’nde nüfusun yaklaşık olarak %2 ila %3’ü oluşturan Yahudiler, bu orana karşılık kendilerinden daha kalabalık olan diğer pek çok etnik lobi ve çıkar grubundan daha etili olabilmişlerdir. Bu noktada üyelerinin sadece Yahudilerden oluşmaması ve ülkenin pek çok kesiminden destek görmeleri de önemli bir faktör olmuştur. Özellikle İsrail konusunda sesleri fazla çıkan Hıristiyan Siyonistler’in Yahudi olmamaları nedeni ile kimi yazarlar Lobinin üyelerini tanımlarken farklı bir kıstas oluşturmuştur. Örneğin, Prof. Dr. John J. Mearsheimer ve Prof. Dr. Stephen M. Walt’a göre “Lobiyi tanımlayan, mensuplarının dini ya da etnik kimlikleri değil özel siyasi gündemleridir.”[2]

Lobilerin güç ve etkilerini yanlarında olan kesimler kadar karşılarında olan gruplar da etkilemektedir. Bu noktada Yahudi lobisinin şanslı olduğunu söyleyebiliriz, çünkü genellikle Yahudi Lobisi karşısında yer alan Arap lobisi bu noktada başarısız bir profil sergilemektedir. Arap lobisinin başarısız olmasına neden olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne olan Arap göç dalgasının çok daha yeni olması gösterilebilir. Her zaman olduğu gibi, ilk nesil göçmenler maddi olarak geridedirler, önemli mesleki gruplarda temsilleri zayıftır, Amerika Birleşik Devletleri kurumlarına aşina değildirler, siyaseten pasiftirler ve bu nedenle daha sonraki nesiller kadar nüfuza sahip değildirler.[3] Prof. Dr. Tayyar Arı’ya göre ise İsrail Lobisi karşısında Arap Lobisinin bu kadar başarısız olmasının nedenleri “Arap lobisinin son derece dağınık olması, iyi organize olmuş bir görüntü verememesi, mali bakımdan İsrail lobisi kadar güçlü olmaması, diğer lobiler tarafından desteklenmemesi ve Amerikan kamuoyunda olumsuz bir imaja sahip olması” olarak sıralanmıştır.[4]

Öte yandan Yahudi lobisi ülkedeki en büyük ve etkili teşkilatlara sahip lobiler arasında yer almakta ve hatta en başta sayılmaktadır. American Jewish Yearbook’ta sosyolog Chaim I. Waxman’ın verdiği bilgiye göre, açıkça ‘ve İsrail yanlısı faaliyetlerde bulunan 80’den fazla teşkilat mevcuttur. Bunlar arasında en önemlileri olarak, The American-Israil Public Affairs Committee (AIPAC), ZOA, İsrail Politika Forumu (IPF), Amerikan Yahudi Komitesi , ADL, Reform Yahudiliği İçin Dini Eylem Merkezi, Güvenli Bir İsrail İçin Amerikalılar, Likud’un Amerikalı Dostları, Mercaz-USA, Hadassah gibi teşkilatlar sayılabilir.[5]

Bu örgütlerden en önde geleni ve 1946 tarihli Federal Lobi Yasası gereğince kayıtlı lobi olarak da görülen AIPAC’tır. AIPAC yaklaşık 150 personeli ile Amerika’daki Yahudilerin Kongre ve yönetimdeki en etkili temsilcisidir. 30 milyon dolar bütçesi ile finansman sorunu olmayan AIPAC’ın grass roots faaliyetleri için 100 bin kişiyi harekete geçirebilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilmektedir.[6]

Yasama üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olan APIAC yürütme ve ülkenin geri kalanındaki politik yaşamda da etkili olmaktadır.  AIPAC sadece Kongre’de yoğunlaşmamakta, bunun yanında İsrail’i ilgilendiren hemen her yerde etkisini göstermeye çalışmaktadır. Ulusal ve eyaletler düzeyinde düzenli aralıklarla organize edilen seminer ve konferanslarla insanlar Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki ilişkileri konusunda bilgilendirilmektedir.[7]

AIPAC’ın düzenlediği etkinliklere Amerika Birleşik Devletleri başkanları, dışişleri bakanları ve yine İsrail liderleri katılmaktadır. Bu etkinliklerde yapılan konuşmalar örgütün Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail nezdindeki gücünü çok net olarak ortaya koymaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nin eski başkanlarından George W. Bush, “AIPAC’ın yaptığı iş, demokratik süreçlerin hayati bir parçasıdır. Siz cesurca konuşuyorsunuz ve bu Amerika için iyi, İsrail için iyi ve dünyadaki barış ve adalet davası için iyidir” derken Başkanlık koltuğunu Bush’a devreden Demokrat Başkan Bill Clinton’ın AIPAC hakkındaki görüşleri de çok farklı değil. Clinton da yine bu toplantılardan birisinde “AIPAC büyük bir iş başardı, bu şehirde lobicilik yapanların herhangi birisinden daha iyi bir iş… Siz fevkalade etkilisiniz” diyor. İsrailli liderlerin görüşleri de farklı değil. İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu de tıpkı Amerikalı liderler gibi AIPAC’a övgüler düzüyor: “Bence İsrail bu ülkede İrail davasını temsil eden AIPAC’ın var oldugu için çok şanslıdır. Bence hiç kimse sizin kadar Orta Doğu’nun gerçekten ne olduğuna dair bilgiye sahip değil; kimse sizden daha iyi bir şekilde davayı temsil edemez.[8]

Amerikalı ve İsrailli liderlerden bu kadar övgü alan AIPAC, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki diğer Yahudi lobilerinin de lideri konumunda. Yahudi lobisinin Washington’daki resmi temsilciliğini de AIPAC yapmakta.

Ancak AIPAC’ın lider konumuna ve adeta bir şemsiye örgüt olmasına karşın Yahudi Lobisi içerisinde her zaman söylem birliği oluşmuyor. İşte bu noktada başka bir örgüt görev alıyor. Önde gelen tüm Yahudi örgütlerinin liderleri Conference of Presidents of Major Amerikcan Jewish Organizations (Büyük Amerikan Yahudi Teşkilatlarının Başkanları Konferansı) adlı teşkilat bünyesinde bir araya gelmektedir. Bu Konferans Yahudi Lobisinin ortak bir söylemle kamuoyunun karşısına çıkmasında büyük bir öneme sahiptir.

Yahudilerin lobicilik faaliyetlerinde de kullandığı ancak doğrudan bir lobi örgütü olmayan kurum ve kuruluşlar da bulunmaktadır. Özellikle akademi ve medya alanında Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen pek çok kurum ve kuruşta Yahudi kökenli Amerikalıların oldukları dikkat çekmekte ve bu da Yahudi Lobisinin gücüne güç katmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde pek çok gazete ve televizyonun yayınında Yahudi Lobisinin gücünü görmemek için adeta kör olmak gerekmektedir. 2002 yılında Eric Alterman’ın tespit ettiği gibi, Orta Doğu konusunda medyadaki tartışmalara katılan uzmanlar, ağırlıklı olarak, İsrail’i eleştirmesi hayal bile edilemeyecek kişiler arasından seçilmektedir. Alterman İsrail’e desteklerinden hiçbir zaman şüphe edilmeyecek 56 köşe yazarı ve yorumcu sayıyor. Buna mukabil Alterman, İsrail’in davranışını isitikrarlı olarak eleştiren ya da Arap yanlısı görüşleri destekleyen sadece beş uzman tespit ediyor.[9]

Alterman’ın tespit ettiği bu durumun ortaya çıkmasında, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki medya organlarına sahip iş adamlarının büyük bölümünün Yahudi olması şüphesiz etkili oluyor. Yahudi asıllı iş adamı Arthur Ochs Sulzberger’in sahibi olduğu “New York Times” ayrıca “Times”, “Forgein Affairs”, “Wall Street Journal”, “Commentary”, “World Affairs”, “Policy Review”, “The Weekly Standard” ve “Fox TV” Yahudilerin denetiminde olan dergiler, gazeteler ve TV’lerden bazılarıdır.[10]

Yahudi lobisinin medyada adeta “tüm köşe taşlarını kapmış olması” Amerika Birleşik Devletleri’nde İsrail’e ve Yahudi Lobisine tam anlamıyla bir dokunulmazlık zırhı oluşturuyor. “İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası” adlı eserlerinde, Lobi’nin Amerikan dış politikası üzerindeki etkilerini eleştiren Prof. Dr. John J. Mearsheimer ile Prof. Dr. Stephen M. Walt bu konuda tüm baskılara rağmen yayınlatmayı başardıkları bir makale sonrasında yaşadıkları çarpıcı süreci şöyle anlatıyor: “Tahmin ettiğimiz gibi makale yayınlanır yayınlanmaz lobiye mensup kişiler ve gruplardan çok sert eleştiriler aldık. Hakaretle Mücadele Birliği (Anti-Defermation League-ADL)’nde ve Jurusalem Post, New York Sun, Wall Street Journal ve Washington Post gazetelerinde yayınlanan yorumlarda anti-Semitizm suçlamasıyla karşı karşıya kaldık.[11]

Şüphesiz ki Yahudi Lobisi’nin medyada bu kadar etkili olması, ona eşi benzeri az rastlanır bir güç veriyor. Unutulmamalı ki medya, bir devlette yer alan “yasama”, “yürütme ve “yargı”nın dışındaki dördüncü kuvvet olarak görülüyor.

Yahudi Lobisinin medyada işini oldukça kolaylaştırdığı görülen bu yayın organlarının yanı sıra akademik hayatta da Yahudi ağırlığı göze çarpıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin geri kalan toplumsal kesimlerine karşın eğitim ve öğretime büyük önem veren Yahudiler, ülkede akademik anlamda da kendilerini hissettiriyorlar. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki lise mezunlarının sadece yüzde 40’ı üniversite eğitimi alırken, Amerikan Yahudileri için bu oran yüzde 85’e ulaşıyor.[12] Yapılan hesaplamalara göre Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan 10 Yahudi’den 6’sı üniversite mezunu.[13] Bu oran Asya kökenliler hariç olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm etnik gruplardan fazladır.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen üniversitelerinin öğretim üyelerinin büyük bir bölümü de Yahudilerden oluşuyor. 1960’ların sonunda Amerikan Yahudilerinin ülkedeki akademisyen sayısının %12’sini ve Harvard gibi prestijli üniversitelerin akademik kadrolarının %20’sini oluşturdukları biliniyor.[14]

Yine akademik dünya ile ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin önde gelen düşünce kuruluşlarının büyük bir bölümü Yahudi Lobisi’nin kontrolünde görülüyor. “Forgein Policy Reasearch Onstitue”, Heritage Foundation”, “Institute for Forgein Policy Analysis” ve “Jewish Institute for National Securiyt Affairs (JINSA)” adlı think tank kuruluşları Yahudi lobisinin kontrolünde olan kuruluşlar arasında yer almaktadır.”[15]

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Yahudiler medya ve akademinin yanı sıra edebiyat ve daha geniş anlamda sanat alanında da oldukça önde bulunmaktalar. Öyle ki Amerika Birleşik Devletleri’nden Nobel ödülünü almaya hak kazanan edebiyatçıların üçü Yahudi kökenli. Öte yandan Nobel Bilim Ödülleri ile Barış ödülü de dikkate alınırsa Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı Nobel Ödülleri’nin yüzde 37’si Yahudi Amerikalılara verilmiş durumda .[16]

 

Yahudilerim Amerika Birleşik Devletleri’nin medya, akademi ve sanat alanlarında böylesine önemli yerleri işgal etmeleri şüphesiz Yahudi Lobisine sağlam bir vizyon çizmekte ve işlerini yaparken türlü kolaylık ve yollar sağlamaktadır.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

 

 


[1] John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt, İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası, İstanbul: Küre Yayın Evi, 2009, (Tercüme: Hasan Balaban), Sayfa 135

[2] MEARSHEIMER, A.g.e., Sayfa 138

[3] MEARSHEIMER, A.g.e., Sayfa 170

[4] Tayyar Arı, Amerika’da Siyasal Yapı, Lobiler ve Dıs Politika, Bursa: MKM Yayınları, 4. Baskı, 2009, A.g.e., Sayfa 252

[5] MEARSHEIMER, A.g.e., Sayfa 170

[6] ARI, A.g.e., Sayfa 255

[7] ARI, A.g.e., Sayfa 264

[8] http://www.aipac.org/whatLeadersSay.cfm (22.12.2012)

[9] MEARSHEIMER, A.g.e., Sayfa 207’den Eric Alterman, “Intractable Foes, Warring Narratives”, MSNBC.com, (28.03.2002)

[10] ARI, A.g.e., Sayfa 267

[11] MEARSHEIMER, A.g.e., Sayfa VI – VII

[12] http://www.jbutt.com/c052302.htm (23.12.2012)

[13] http://www.jewishjournal.com/ old/stats.5.5.0.htm. (23.12.2102)

[14] http://www.theoccidentalquarterly.com/vol13no2/km-understanding.html> (22.12.2012)

[15] ARI, A.g.e., Sayfa 266-267

[16] http://www.arthurhu.com/index/jewish.htm (20.12.2012)

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (2)

  1. murat pul says:

    Okan Bey,
    Twitter da politik akademi olarak beni takibe başladığınızda şöyle bir bakayım dedim. Doğrusu yeni nesil için başarılı. En azından idealler çok yüksek. Neden olmasın. İnsan istedikten sonra herşey mümkündür. Lakin taa Süleyman Peygamberden bugüne değin süre gelen bir inanış ve bir misyonu “Yahudi Lobisi Hakkında Herşey” başlığıyla ele alıp 5 paragrafta açıklayıp işte buda budur diyorsanız muhteşemsiniz.. Neredeyse insanlık tarihiyle aynı yaşta bir lobi 5 satır. Dünyanın kaderini belirlemede Tanrıdan sonra ilk sırada yer alan bir lobi ama 5 satır. Konu başlığınız son derece ilgi çekici ama içerik sizcede devede kulak hatta bir kıl değilmi.? Amacım eleştirmek yahut yermek değil. Dikkatimi çekti ve sizde buraya böyle bir “hadi bakalım fikrinizi yazın” alanı açtığınızdan konuda fazlasıyla önemli bir mevzu olunca gayrı ihtiyari yazma ihtiyacı doğdu.İyi çalışmalar.

  2. NEŞAT HACIİBRAHİMOĞLU says:

    Bir başka yazınızda da Amerikan Yahudi Lobisi’nin kullandığı yöntemleri yazarsanız memnun olurum.