Makale Analiz » Manşet » Orta Doğu » Tuğrul Sarıkaya

İran ve Velayet-i Fakıh / Rehberlik Kurumu

Şubat 9, 2013   ·   0 Comments

İran Dosyası

İran siyasî/idarî yapısına tesir eden kurumlara baktığımızda en üstte “Rehberlik” makamını görürüz. Devrimle birlikte hayata geçirilen Velayet-i Fakih teorisinin siyasal hayattaki yansıması olan bu makam, 12 imam düşüncesinin bir sonucu olup kayıp imamın yokluğunda Veli-ye Fakih’e onun yetki ve sorumluluğu yükleyen teolojik-ideolojik bir pozisyondur. Bugünkü anayasal sistemde en üst otoritedir. Görev ve yetkileri çok fazladır. İran’da sâdece siyasal sistemin değil, vakıflar üzerinden ekonominin de büyük ölçüde doğrudan kontrolü bu makamın elindedir. Yasama, yürütme ve yargı güçleri üzerinde olduğu gibi halkın da üzerinde mutlak yetkiye sahiptir. Rehberin görevleri ve yetkileri ise şöyledir:

  1. Düzenin Yararını Teshis Heyeti’ne danısarak devletin genel siyasetini belirleme
  2. Düzenin genel siyasetinin uygulanmasını denetleme
  3. Halk oylaması emrini verme
  4. Silahlı Kuvvetlere başkomutanlık etme
  5. Savaş, barış ve seferberlik ilanı
  6. Koruyucular Şurası üyeleri, Yargı organı başkanı ve Radyo-Televizyon Kurumu Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızlar, Ordusu Başkomutanı, düzenli ordu ve güvenlik güçlerinin yüksek dereceli komutanlarının makamlarına tayini, azli ve istifalarını kabul etme
  7. Yasama-yürütme-yargı organları arasındaki ilişkileri düzenleme
  8. Normal yollardan çözülmeyen problemleri Düzenin Yararını Teşhis Heyeti aracılığı ile çözme
  9. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra mazbatasını verme
  10. Cumhurbaşkanı’nı görevinden azletme
  11. Yargı organı baskanının teklifinden sonra ve İslami sınırlar dahilinde mahkumlar için af ilan etme.[1]

Şiilik mezhebindeki Ehl-i Beyt (12 imam) inancına dayanan bu kurum yüzyıllar içerisinde bugünkü olduğu hale ulaşmıştır. “Ehl” kelimesi arapça ev ahali kelimseiyle aynı kökten olup “beyt” kelimesi ise ev anlamına gelmektedir; dolayısıyla “Ehl-i Beyt” kavramı ilk etapta Muhammed’in ev ahalisini nitelemektedir.[2] Ehl-i Beyt’in kesin olarak kimlerden Şiilik mezhebi içerisinde de tartışmalı bir konu olarak kalsa da İran Şiiliği ağırlıklı olarak oniki imamlı bir Ehl-i Beyt inancına mensuptur. Bu inanca göre imamlar:

  1.  Ali b. Ebû Talib
  2. Hasan b. Ali
  3. Hüseyin b. Ali
  4. Ali Zeynelabidin b. Hüseyin
  5. Muhammed Bakır b. Ali
  6. Ca‘fer es-Sadık b. Muhammed
  7. Musa el-Kazım b. Ca‘fer
  8. Ali er-Rıza b. Musa
  9. Muhammed et-Takiyy b. Ali
  10. Ali el-Hadi en-Nakıyy b. Muhammed
  11. Hasan Askerî b. Ali
  12. Muhammed el-Mehdi b. Hasan olmak üzere oniki kişiden ibarettir.[3]

Bu imamlardan Ali’nin torunu olan Hasan’ın oğlu Muhammed Mehdi’nin[4] Şii inancında önemli bir yeri vardır. Bu inanca göre Mehdi kayıp bir imamdır. Ahir zamanda, yani kıyamet gününe yakın yeryüzüne tekrar gelecek İsa Mesih ile birlikte Deccal’e karşı savaşıp onu yenecektir. İçinde yaşadığımız dönem Mehdi’nin gaybeti dönemidir. Velayet-i Fıkıh kurumu meşruiyetini bu anlatı üzerinden tamamlar.

“İran anayasasının beşinci maddesine göre İmam Mehdî kayıp bulunduğu müddetçe İran İslâm Cumhuriyeti’nde iş ve ümmetin velâyeti (devlet ve ümmetin yönetimi), halkın çoğunun tanıdığı ve liderliğini kabul ettiği âdil, takvâ sahibi, çağı bilen, cesur, tedbirli ve yönetici fakihe (müctehid derecesindeki hukuk âlimine) ait olacaktır.”[5]

Bu manada velayet edilen Mehdi’nin yeryüzüne inişiyle devralacağı İslam bayrağıdır. Onu mutlak başarıya ulaştıracak olan yalnızca Mehdi’dir. Mehdi’nin kaybolmasından tekrar ortaya çıkmasına kadar; yani zulüm ile dolmuş yeryüzünün tekrar adalete kavuşacağı güne kadar müslümanların, İslami bir hükümetten mahrum kalmaları kabul edilebilir değildir. Bu kurumun varlığı Şii uleması içerisinde çokça tartışmalara sebep olmuştur. Dönemin kimi uleması bu kavramın varlığından endişe duymuşlardır. Ayetullah Şeriatmedari ve Ayetullah Mahmud Talakani’nin başını çektiği muhalefet, ümmetin mesellerinin tek bir fakih’in değil, müştereken tüm fukahanın sorumluluğunda olduğunu savunmuş ve Ayetullah Humeyni’ye karşı durmuşlardır.[6]

Mehdi ve Deccal anlatısı, Perslerdeki Zerdüştilik dininin Ahuramazda ve Ehirmen anlatısıyla şaşırtıcı derecede benzerlik taşır. Bu itikade göre de iyiliğin sahibi Ahuramazda kötülüğü temsil eden Ehirmen ile savaşacak ve onu kıyamet günü yenecektir. Dünya, Ahuramazda Ehirmen’i yenene kadar iyi ve kötünün bir arada bulunduğu bir sahadır. Kıyamet günü Ahuramazda Ehirmen’i yenerek bu işe bir son verecek mutlak iyinin galibiyeti ilan olunacaktır. Kıyamet sonrasında ise hesap günü gelecek Ahuramazda’nın yanında olanlar ödüllendirilecektir. Pers imparatorluğunda kral, tanrı Ahuramazda’nın yeryüzünde düzeni sağlamak amacıyla görevlendirdiği bir kişidir.

 

Tuğrul Sarıkaya

Politik Akademi Koordinatörü, Kamu Yönetim Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

 

 


[1]ORSAM, İran İslamCumhuriyetinde Anayasal Sistem ve Siyasi Partiler, Orsam Rapor No:112, Martt 2012, s.8

[2]Etimoloji Sözlüğü, Ehlibeyt, (http://www.nisanyansozluk.com/?k=ehlibeyt) Nişanyan Sözlük

[3]Ahmet İshak Demir, İsna Aşeriye’de İmamın Otoritesi, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi  III , Sayı: 3,  2003,  s.109

[4]Mehdi’ nin varlığı tartışmalıdır.

[5]Kitap, Meseleler (http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/meseleler/0652.htm) Hukuk Profesörü Hayrettin Karaman’ın Web Stesi

[6]İsmail Safa Üstün, İran İslam Cumhuriyeti, Hacı Bektaş Veli Dergisi, Sayı: 6, 1998, s. 37

Tugrul Sarikaya (9 Posts)

Kamu Yönetimi Uzmanı


By


Readers Comments (0)