Sanal Milliyetçilik

21. yüzyılla birlikte globalleşme sürecinin özellikle ekonomi, bilgi–iletişim ve kültür alanlarında etkili olduğu bilinmektedir. Bu etkinin ekonomi ve kültür alanlarındaki yansımaları başka çalışmaların konusunu teşkil ederken, bilgi–iletişim alanındaki yansımaları, bireylerin çoğunun bizatihi yansımaları şekillendirmesi sebebiyle farklı bir anlam kazanmaktadır.

Bu konuda, dikkate değer bir yansıma, “sanal milliyetçilik” olarak tanımlanabilecek bir olgunun ortaya çıkmış olmasıdır. 20. yüzyılda Dünya sahnesinde zirveye ulaşmış olan milliyetçilik, 21. yüzyılla birlikte bir değişim ve dönüşüm içerisine girmiştir. Öyle ki, özellikle sosyal ağlar üzerinden, 20. yüzyıl milliyetçiliğinin izlerini taşıyan ve fakat farklı bir yöntem izleyen bir milliyetçilikle karşı karşıyayız.

Artık, ülkesel, bölgesel ya da küresel bir gelişmede, bu gelişmenin menfi neticelerinden endişe duyulduğu vakit, sosyal ağlar üzerinden ülkeler yıkılıp, inşa edilmekte; liderler devrilip, yerine uygun görülen yeni liderler getirilmekte; eleştirilen Dünya sisteminin yerine sahip olunan fikriyat çerçevesinde yeni Dünya sistemleri/düzenleri oluşturulmaktadır.

Elbette ki, bir görüşe karşı çıkmak, bir teze bir antitezle cevap vermek saygı kuralları çerçevesinde her bireyin en doğal hakkıdır. Lakin, birçok eleştirinin ve antitezin, hakaretamiz içeriğe sahip olması ve eleştirilen görüş ya da tez hakkında hızlı (fast) bir şekilde tutarlı ve gerçek kaynaklara ulaşılmaksızın ortaya konması, içerisinden çıkılması güç bir durumu ortaya çıkarmaktadır.

Bu sebeplerden ötürü, bir değişimin yaşandığı inkârı güç bir gerçekse de, bir diğer gerçek, sanal milliyetçiliğin, 20. yüzyıl milliyetçiliğini dönemsel koşullara uygun bir dönüşüm içerisine dâhil edememiş olmasıdır.

Soğuk Savaşın ardından ve 21. yüzyılla birlikte, birçok fikriyat, döneme uyarlanamadığı/ayak uyduramadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir.  Dolayısıyla, şayet sanal milliyetçilik bu şekilde var olmaya devam ederse, muhteviyatı doldurulamaz ve kulaktan duyma verilerler ile uygulanmaya devam edilirse bu eleştiri haklılığını korumaya devam edecektir.

Bu durumun sadece Türkiye’ye özgü olmadığının belirtilmesinde fayda vardır. Ancak, malum, Türkiye’de teşhis ve tespitten önce çözüm reçetelerinin ortaya konmaya çalışılması, sorunun giriftleşmesinden öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu nedenle, bu kısa yazının amacı, bir teşhis ve tespiti ortaya koyabilmektir. O da, anlatılanlar çerçevesinde, gelinen noktada sanal milliyetçiliğin bir vaka olduğu, ancak bu vakanın içeriğinin henüz doldurulamadığı ve bu nedenle de sorunların çözümüne herhangi bir katkıda bulunamadığıdır. Tartışılmaya ve çok daha farklı perspektiflerden ele alınmaya hazır olan bu vaka, konuşulmadığı ve değerlendirilmediği takdirde ise, içeriğin doldurulmamasına katkıda bulunulmaya devam edilecektir.

 

Samet Zenginoğlu

Uluslararası İlişliler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.