Makale Analiz » Manşet » Okan Yüksel » Siyaset Bilimi

Nietzsche ve Post-Modernizm

Haziran 29, 2013   ·   0 Comments

Nieztzsche

1833 doğumlu bir Alman felsefecisi olan Nietzsche’yi nihlizmden ayrı düşünmek mümkün değildir. Nietzsche’nın nihlizminde, Hristiyanlık başta olmak üzere Batı’nun tüm değerlerini reddediş vardır. Nietzsche, bu düşüncelerini «Tanrı Öldü» diyerek özetlemiştir. Burada öldürülen, soylu bir ahlak ve felsefeye dayanmadığına inandığı Hristiyanlık düşüncesindeki “Tanrı” inancıdır. Çünkü Nietzsche bunu boş bir inanç olarak nitelerken her türlü ilerlemenin önünde bir engel olarak görmektedir. Esas olarak Nietzsche’nin düşüncesi her türlü inanç ve değere karşı olan her türlü metafizik ve ahlaki gücü yok sayarak hiçbir iradeye boyun eğmemektir.[1]

Nietzsche, bu görüşünü Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde insanlara şöyle vaaz etmektedir: “Artık başınızı kutsal şeylerin sırrına gömmeyin. Aksine, onu özgürce taşıyın. Yaşama anlam kazandıran bir kafa taşıyın.”

Hristiyanlık anlayışında “Tanrı”yı öldüren Nietzsche, insanın kendi kaderini eline almasını tavsiye etmektedir. Bunun amacı üst insan ve güce erişmedir. Bu çerçeveden değerlendirilecek olursa Nietzsche’nin nihilizmi, bir boş vermişlik olmayıp insanın kendini geliştirmek için harici sınıflamalardan arınmasının gerektiğidir. Nietzsche’ye göre insan, kendi kaderini zamanın hakikatlerinden bağımsız bir şekilde değiştirmeli ve asıl amacı olan «üst insan»a ulaşmalıdır.

Nietzsche insanın aşılması gereken bir şey olduğunu yine Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde, şöyle dile getirmektedir: “İnsan, aşılması gereken bir şeydir. Onu yenmek için ne yaptınız? Şimdiye kadar bütün varlıklar kendilerinden üstün varlık yarattılar.  Siz bu büyük yaratışın gerisinde mi kalacaksınız? İnsanı aşacağınız yerde hayvana dönmeyi mi tercih edeceksiniz?[2]

Yine aynı eserde Nietzsche’nin üst insanı insana göre nasıl gördüğü de Zerdüşt’ün ağzından açıkça belirtilmiştir: “İnsana göre maymun nedir? Gülünecek veya acı bir utanç verecek bi’şey.  İşte insan da üstüninsan’a göre böyle olmalı:  Gülünecek veya acı bir utanç verecek bi’şey![3]

Arı’nın da belirttiği gibi Nietzsche’de ahlak anlayışı reddedilmemektedir. Aksine Hristiyanlığın yoz inancına dayanan geleneksel ahlak anlayışı reddedilmekte ve daha yüksek bir ahlak anlayışı vaaz edilmektedir.[4] Nietzsche, bu çerçevede takdim edilen «iyi» ve «kötü» gibi değerleri kabul etmemekte ve hatta «iyi»nin kötü, «kötü»nün iyi olabileceğini Böyle Buyurdu Zerdüşt, İnsanca, Pek İnsanca gibi eserlerinde çarpıcı bir dille ortaya koymaktadır.

Örneğin Böyle Buyurdu Şerdüşt’teki şu satılar Nietzsche’nin, “iyi” ve “kötü” algısının ne kadar da yanıltıcı olabileceğini göstermesi açısından çarpıcıdır: “En büyük kötülük, en büyük iyiliktir. Çünkü iyilik yaratıcılıktır. Yıkıcı olmadan, yok etmeden yaratılamayacağına göre, iyilik kötülükten doğar.” Nietzsche “ümit” gibi bugüne kadar olumlu sayılan duygu ve değerlere de saldırır, bunların aslında herkes için iyi olmadığını ortaya koyar. Örneğin Nietzsche’nin İnsanca Pek İnsanca adlı eserindeki şu satırlar öğreticidir: “Ümit mi? Ümit en son kötülüktür! Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.

Nietzsche’nin uluslararası ilişkiler alanındaki  en çarpıcı etkisi daha sonra Michel Foucault’a ilham kaynağı olacak «Ahlakın Soybilimi» adlı eserinde su yüzüne çıkmaktadır. Bu çalışmasında Nietzsche, tüm evrenin güç isteğiyle bir amaca doğru daha fazla gelişme isteğiyle everildiğini ifade etmektedir.[5]

Nietzsche tüm bu düşünceleri ile eleştirel okula ve post-modernizme kapı aralamış bir düşünürdür. Hakikati sorgulaması, bilindik “iyi”leri eleştirmesi onun pek çoklarına ilham kaynağı olmasına neden olmuştur. Post-modern ya da post-yapısalcı olduğunu söylemek mümkün olmasa da Nietzsche’nin bu akımların özünü oluşturan hakikati sorgulamak ve «değerleri» yargılamak noktasında öncü bir isim olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Not: Post-Modernizm konsundaki bu yazı bir “Giriş” niteliğindedir. Bütün bir çalışmanın sadece bir parçası olan bu bölümün dışındaki bölümlere ulaşmak için “post-modenizm” etiketine tıklayabilirsiniz.

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

 


[1] Arı, Tayyar, Uluslararası İlişkiler Teorileri: Çatışma, Hegemonya, İşbirliği, Bursa: MKM Yayınları, 2013, Syf. 483

[2] Nietzsche, Friedrich, Böyle Buyurdu Zerdüşt, İstanbul: İskele Yayıncılık, 2009 (Çev: Mustafa Bahar)

[3] Nietzsche, A.g.e.

[4] Arı, A.g.e, Syf. 483

[5] Arı, A.g.e, Syf. 484

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)