ABD » Engin Özpınar » Makale Analiz » Manşet » Orta Doğu

Obama ve Putin'in Suriye Satrancı

Eylül 5, 2013   ·   1 Comments

ABD Başkanı Barack Obama böyle değildi; ama son günlerde Suriye’ye müdahale konusunda iştahı kabarmış bir halde Kongre’den destek arayışı içine girdi.

Olasıdır ki, St. Petersburg’da toplanacak olan G-20 zirvesinde de Suriye’ye saldırmak için uluslararası destek isteyecek. Bunu dünkü İsveç ziyaretinde belli etti.

Başkan Obama, Rusya yolunda Stockholm’e öncelik verdi ve İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt ile bir araya geldi. İki liderin görüşmesindeki en önemli konu Suriye’ydi.

Ev sahibi İsveç Başbakanı, konuk ABD Başkanı’yla Şam rejimi konusunda görüş birliğinde olmalı ki, tam destek verdi.

Esad’ın yaptığı barbarlıktı… Sessiz kalınmamalıydı… Aksi halde Suriye rejimi kimyasal silah kullanmaya devam ederdi… Kırmızı çizgiyi ABD değil dünya koymuştu…

Fredrik, ABD Başkanı’nın söylediklerine aynen katıldığını bildirdi.

***

Obama uluslararası destek peşindeyken, Dışişleri Bakanı John Kerry de ulusal destek konusunda uğraş veriyordu.

Kerry, Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nda Kongre üyelerini Suriye’ye yönelik askeri operasyona ikna etmeye çabalarken Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin Dempsey yanındaydı.

Kerry, Komisyon’daki senatörleri şu sözlerle etkilemeye çalıştı: Eğer ABD, Suriye konusunda adım atmazsa… Esad daha çok kimyasal silah kullanırdı… Bu da daha büyük savaşlara yol açardı…

Kerry ve Dempsey başarılı oldular: Komisyon üyeleri Başkan Obama’ya Suriye’nin askeri hedeflerine 60 gün süreyle saldırma yetkisi verecek karar tasarısının ayrıntıları üzerinde anlaşmaya vardılar.

Karadan operasyona izin vermeyen tasarıya göre Obama 60 günlük süreyi, belirli koşullar altında, 30 gün daha uzatabilecek.

Geriye tasarının oylanarak kabul edilmesi kaldı.

***

Sorun kimyasal silah kullanımında düğümleniyor gibi gösteriliyor.

Yani, Esad kimyasal saldırı düzenlememiş olsa Amerikan savaş makinesi harekete geçirilmeyecek…

Bizden, böyle düşünmemiz isteniyor.

Peki, Esad kimyasal silah kullandı mı?

Bugüne kadar somut tek bir kanıt sunan yok. Ama laf çok…

***

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in AP’ye demecini şu başlıkla duyurdu dünya medyası: “Rusya, Suriye’ye karşı askeri bir operasyonu kabul etmeyi göz ardı etmiyor…”

ABD cephesi bu sözleri, “Putin’den Suriye konusunda koşullu yeşil ışık” olarak değerlendirdi.

Yalnız İngiliz BBC haberi, “Putin Batı’yı Suriye’ye müdahale konusunda uyardı” başlığıyla geçti.

Doğrusu BBC’nin yorumuydu. Rusya Devlet Başkanı, “Suriye’ye askeri operasyonu kabul etmeyi göz ardı etmiyoruz” diyordu ama çok ciddi uyarılarda bulunuyordu:

“Kesinlikle önemli bir ilkeye dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

Geçerli olan uluslararası hukuk kurallarına göre…

Bağımsız ve egemen bir devlete…

Kimyasal silahlar kullanmasına karşılık uygulanacak yaptırımlara…

Sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu karar verebilir.

Bağımsız ve egemen bir devlete yönelik güç kullanımını haklı gösterecek olan diğer tüm gerekçeler ve yöntemler kabul edilemez ve o gibi durumlar saldırganlıktan başka bir tanımla açıklanamaz…”

***

Ne var ki, ABD dünyanın merkeziydi; Obama o merkezin lideriydi.

İsveç’te gazetecilerin sorularını yanıtlarken bu güçlü konumunu özellikle belirtmek ihtiyacını duydu: “İstihbarat birimlerimiz dünyada neler olduğunu anlamaya çalışıyor. ABD’nin istihbarat konusunda ciddi bir gücü var.”

***

Ancak artık Rusya’nın da ciddi bir gücü olduğundan söz ediliyor:

Akdeniz’in doğusunda ABD ile İsrail’in tehlikeli füze denemesini anında yakalaması ve adeta suçüstü yapması tüm dünyada büyük yankı uyandırdı.

ABD Başkanı Obama’nın açıklamasının, tam da bu olayın üzerine gelmesi pek rastlantıya benzemiyor.

Engin Ozpinar (90 Posts)

Gazeteci ve Olay Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni.


By


Readers Comments (1)

  1. Emre Uğur says:

    ABD ve Rusya,Soğuk Savaş döneminin siyasal ve konjonktürel pozisyonlarıyla hareket etmektedirler…Ancak burada Rusya,oryantalist geleneğinden gelmesi nedeniyle tavırlarını belirli bir geçmişe dayandırıyor.Suriye’yle olan bağı buna örnektir.Ancak Rusya’nın Suriye tavrının en baştaki gerekçelerini ”liderlik” ve ”büyük ülke” imajı oluşturuyor.