Büşra Öğütçü » Makale Analiz » Manşet » Terör ve Güvenlik

Feminist Teori ve Terörizm

Kasım 6, 2013   ·   0 Comments

 

Savaşın uluslararası ilişkilerde bir tanımı olmasına rağmen terörün öfke davranışı olması dışında uzlaşılmış bir tanımı yoktur ve özellikleri belli değildir. Feminist teori terörü ağırlıklı olarak erkekler tarafından erkeksi amaçlarla erkekleri hedef alan ataerkil bir aktivite olarak görmektedir. Kadınlar bu noktada genelde kurban, sevgili, evlat, eş olarak yer almaktadırlar. Kadın teröristlerin de teröristlerin sevgilisi olmaktan başka fonksiyonunun olmadığı savunulmaktadır. Kadına yönelik şiddet ve tecavüzü de terör olarak görmeleri bağlamında bu şiddetin erkek çocuklara bir rol modeli olarak «sert ve hiddetli adamı» sağladığı bunun da hiddetli adamları maskülenliklerini şiddetle açıklama konusunda cesaretlendirdiğini savunmaktadırlar. Kadınlara ise terör kurbanı veya hedefi olarak rollerini kabul eden itaatkar kadın rol modelleri sağlamaktadır. Feministlerin teröre karşı tutumları, terörün militarizasyonu ve milliyetçiliği, hatta ırkçılığı körüklemesi nedeniyle olumsuzdur. [1]Ancak, Feministler  “terörist” kavramına ve şiddet kampanyalarının kimin tarafından ve neden yürütüldüğüne bakılmaksızın şiddetin her türünün kınanmasına karşı çıkmaktadırlar.[2]Bununla birlikte, baskı altındaki insanların kurtuluşunun zaman zaman sadece silahlı mücadele yardımı ile kazanılabileceğine inanmaktadır. Kadınlara yönelik cinsel şiddet, oldukça yaygın durumdadır. Silahlı grupların bu uygulamaya başvurmasının amacı ya yanlış tarafta olduğunu düşündükleri kadını ya da –onların sahibi olan düşman erkekleri cezalandırmaktır. Pek çok kadın kaçırılmakta, tecavüze uğramakta ya da gerillalara ve paramiliterlere hizmetçilik yapmaya zorlanmaktadır. [3]

Kadınların Terör Örgütlerinde kullanılma Amacı

  • Daha güvenilir görünme
  • Erkeklere cesaret verme
  • Bu sayede daha çok adam toplama
  • Kaçak sürücüler veya güvenli yerin bekçileri gibi davranmak
  • Hapishaneye gizlice kaçak mal sokmak
  • Spontane saldırıları ve cinayetleri teşvik etmek
  • İşkence için ekipmanı taşıma
  • Hareket için daha yumuşak bir görüntü oluşturma
  • Sır saklama ve polis muhbiri olamama
  • Kadın teröistler sayesinde örgüte adam toplama

   Kadın Teröristler ve Terör Örgütlerine Katılma Nedenleri

Kadın teröristler örgütlerde oldukça etkin durumda yer almaktadır. Şaşırtıcı biçimde eylemlerin öldürücülük oranına bakıldığında kadın teröristler tarafından gerçekleştirilen eylemlerin öldürücülük oranı daha yüksektir. Bunda kadın teröristlerin erkeklere oranla daha rahat hareket edebilmelerinin de payı vardır. Mesela kadın teröristler hamileliği kullanıp hamileliğin fırsatlarından yararlanabilmektedir. Yoldan geçerken görülen hamile görünümlü kadından şüphelenilme olasılığı daha azdır ancak gerçekten hamile olup olmadığı da pek kimsenin aklına gelmemektedir. Yine kadın teröristler daha hiddetli ve öfkeli olmakta merhamet göstermemekte pişmanlık ve vicdan azabı duymamaktadır. Kadın teröristler daha zor yakalanmaktadır. Kadın teröristleri bu kadar tehlikeli kılan bir sebep te rehabilitasyonlarının zor olmasıdır. Buna annelik içgüdüsü ve ailenin korunması için daha fazla fedakârlıkta bulunma durumu eklenince kadın teröristler erkek teröristlerden daha etkili olmaktadırlar. Kadınların terör örgütüne katılmasının ise kişisel örgütsel ve sosyal boyutları vardır. Ancak genel olarak terör örgütlerine katılma sebebi şunlardır:

  • Cinsel eşitlik vaadi
  • Terör örgütüne katılmanın daha fazla fırsat içermesi
  • Terör örgütüne katılmanın bir özgürlük alanı olarak görülmesi
  • Daha anlamlı bir hayat
  • Büyük bir ülkü uğruna savaş
  • Sosyal çevreden uzaklaşmak
  • Yoksulluk
  • Yaşanan büyük bir trajedi (tecavüz, aileden birinin ölümü)
  • İntikam
  • Terör örgütüne katılmanın güvenliğin garantisi olarak görülmesi

 

Terörle Mücadelede Kadının Yeri

Politikanın erkek egemen bir kültürü vardır ve politika erkeği desteklemektedir. [4]Politika daha çok erkeğe aitmiş gibi görünmekte veya öyle algılanmakta ayrıca politikanın merkezinde erkek konumlandırılmaktadır. Kadın perspektifi ve gündemi politikadan uzaklaştırılmıştır. Kadına dair şeyler politikada yer almamaktadır. Kadınlar politikaya girseler bile feminen konulara odaklanmaktadırlar buna karşın erkekler ise ekonomi ve savunma gibi konulara odaklanmaktadırlar.[5] Kadına başarılı olmasına rağmen garip bakılmakta başarıları ise feminen alanlarda olmaktadır. Çünkü özel alan ile kamu alanı ayrımı temelinde ataerkil düzen, kadını özel alanla (ev ve aile) sınırlandırırken, erkeği ise kamu alanına (siyaset, iş, vatan koruması, kültürel hayat) hâkim kılmaktadır.[6] Günümüz uluslararası düzeninde yer alan egemen devletler, gerek yürüttükleri politikalar gerekse belirledikleri sosyal, ekonomik ve siyasi öncelikleri yoluyla sistematik bir biçimde ataerkil bir yapı göstermekte ve ataerkilliğin temel değerlerinin yeniden üretilmesini sağlayarak ataerkil toplumsal düzenin devamını sağlamaktadırlar.[7]

Cynthia Enloe’e göre tüm dünyada kadınların devlet başkanı, başbakan ya da diplomat olmak yerine onların eşleri olmaları; milletvekili seçilmek yerine seçmen olmaları; vatan savunmasında ve savaşlarda komutan ya da asker olmak yerine savaşın sivil kurbanları ve mültecileri olmaları aslında hiç de tesadüf değildir çünkü bu roller ataerkil toplumsal düzenin kadına biçtiği rol ve statü ile birebir örtüşmektedir.[8] Kadınlara ya içinde yaşadıkları toplumsal, ekonomik ya da siyasi yapılarca bu rolleri üstlenmekten öte bir fırsat, gerekli eğitim ve iş olanakları verilmemekte, ya da ataerkil toplumsal düzen çerçevesinde yetiştirilen kadınlar kendilerine biçilen bu ikincil rolleri kendi tercihleri olarak benimseyip kabul etmektedirler[9].

Cynthia Enloe’e göre iktidar, tüm uluslararası ilişkilere sızar” ve ister siyasi, ister ekonomik, ister toplumsal ve kültürel çerçevede olsun aslında iktidar (aile iktidarı, ulusal iktidar ve uluslararası iktidar) erkeklere aittir ve onlara ait olmasının ne kadar doğal olduğu kadınlara sürekli hatırlatılmaktadır.[10]

Terörle mücadelede kadınların rolüne baktığımızda kadınların güvenliğin merkezinde yer almalarına ve terör eylemlerinden en çok etkilenen gurup olmalarına rağmen terörle mücadelede etkin olmadığı görülmektedir. Kadınlar yerel yönetimde yeterince temsil edilmemektedirler ve önemli makamlarda yer almamaktadırlar. Temsil edildiklerinde de «feminen» olarak nitelenen konularla ilgili pozisyonlarda görev almaktadırlar. (eğitim ,sosyal hizmetler)[11]Terör riski gerekçesi ile büyük belediyelerin  Belediye Başkanı olamamaktadırlar. [12]Ulusal düzeyde yasamada görev alabilmelerine karşın yürütmede çok etkin görevler alamamaktadırlar.[13]

Kadınlar yürütmede önemli makamlar olan başkanlık ve başbakanlık makamı erkek egemen bir yer olarak tanımlanmış ve bu makamın kadına atfedilmeyen dayanıklılık ve liderlik yeteneği gibi maskülen özellikler gerektirdiği vurgulanmıştır.[14] Bu makamlar maskülen özellikler gerektirmesi nedeniyle daha çok erkeğe ait olarak görülmüş ve kadınlar buradan dışlanmıştır. Kadınlar kabinede bakan olarak yer alsalar bile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi daha feminen alanlarda görev almaktadırlar. Bu da aslında kadına politikada ataerkil kültür tarafından yerinin hatırlatılması ve sınırlarının politikada da çizilmiş olduğunun göstergesidir.

Kadın Politikacılar

Kadın politikacılar birçok sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın politikacıların özellikle genç kadın politikacıların karşılaştığı önemli bir sorun da dış görünüşleridir. Dış görünüşleri bir anlamda onların aleyhine ve onları pasifize etmek için kullanılmaktadır. Kadınları dış görünüşü ya da vücut parçaları açısından değerlendirmek onların önemsizleştirilmesine ve onları öteki olarak göstererek veya erkek rakiplerinden daha az ciddi göstererek politikadan uzaklaştırılmalarına hizmet etmektedir.[15] Medyada kadınlar terörle mücadele konusunda yer alamamaktadır. Genellikle annelik ve evlilik ile ilgili olarak yer almaktadırlar. Bu da daha az ciddi ve profesyonel görünmelerine neden olmaktadır. Medya kadını erkekle güç ilişkisi içinde ve geleneksel ev kadını karakterine sahip olarak göstermektedir. Medyanın politikaya tavrı da maskülen şekildedir. Politika savaş ya da maç gibi algılanmaktadır.[16]

Kadın politikacılar medyadan kabul görmek için kendini kanıtlamak erkek rakiplerinden daha çok çalışmak ve çaba sarf etmek zorunda kalmaktadır. Kadın politikacılar maskülen bir imaj çizseler de kazanmaları feminen bir imaj çizen bayan rakibe göre daha zor olmaktadır. Çünkü agresif tavır sergileyen bayan adaylar erkeksi görünüp kabul görmezken feminen adaylar da etkisiz kabul edilmektedir.

Feminizm ve Terörle Savaş

Feministler terörle savaş kapsamında ilk olarak ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan terör tanımına karşı çıkılmaktadır. ABD Dışişleri Bakanlığı tanımına göre:

Terör: Alt ulusal gruplar veya gizli devlet görevlileri tarafından savaş-dışı hedeflere yönelik kasıtlı, politik amaçlı şiddet eylemleridir. [17]

Feministler Bunlara tecavüz, kötü muamele, eşcinsel korkusu, eğitimsel ayrıcalık gibi örneklerinde eklenmesi gerektiğini savunmaktadırlar.

Feministler «terörle savaş» kavramını hukuki bir kavram alarak görmemektedirler. Başkan George Bush’un  «ya yanımızdasınız ya da karşımızda» ayrımına karşı çıkmışlardır ayrıca uluslararası ilişkilerde hakim olan «güç» ve «güvenlik» kavramlarına 0 toplamlı yaklaşıma karşı çıkmışlardır.[18] Güvenliğin devletçi temelde ele alınmasını eleştirmişlerdir.11 Eylül sonrası ortaya çıkan ayrıcalıklı devlet ve hiper maskülenliği eleştirmişlerdir bu noktada egemen ayrıcalıklı devleti cinsiyetçi devlet olarak görmüşlerdir.[19] Haydut terörist-erkek savaşçı karşıtlığı dinamiğin etrafında şekillenen anti terörizm söylemi cinsiyetçi bir söylem olarak işlev görmektedir. Teröristler transnasyonel teröristler olarak tanımlanmış ve kadınlar ve çocuklar için korumanın gerektiği görüntüsünün oluşması sağlanmıştır. Teröre karşı savaş söyleminin ileri bir sonucu kadın haklarına ve uluslararası seviyede katılımlarına olan dikkati azaltmaktır. Bu sayede erkek egemen kültür devam edebilecektir.



[1] M. N Arman., Şerbetçi, Postkoloniyal  Feminist Teoride Millliyetçilik, Militarizm ve Savaş Karşıtlığı , DEÜ SBE Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 3, Yıl: 2012, syf:71

[2] M. N Arman., Şerbetçi, agm, syf: 73

[3] M. N Arman., Şerbetçi, agm, syf: 71

[4] ORTBAL Candice,STAUDİNGER Lori-Poloni, Gender and Terrorism: Responses by and Portrayals of Women Politicians, syf: 8

[5]ORTBAL Candice, agm, syf: 10

[6] Zerrin A. Öztürk, Uluslararası  Siyasette  Ve  Karar  Alma  Mekanizmalarında Kadın, syf: 4

[7] Zerrin A. Öztürk, agm, syf: 4

[8] Zerrin A. Öztürk, agm, syf: 5

[9] Zerrin A. Öztürk, agm, syf: 5

[10] Zerrin A. Öztürk, agm, syf: 6

[11]ORTBAL Candice, agm, syf: 10

[12]ORTBAL Candice, agm, syf: 10

[13] ORTBAL Candice, agm, syf: 10

[14]ORTBAL Candice, agm, syf: 9

[15] ORTBAL Candice, agm, syf: 13

[16] ORTBAL Candice, agm, syf: 13

[17] http://chrgj.org/wp-content/uploads/2012/07/locatinggender.pdf  (e.t:09.04.2013)

[18] PETTMAN Jan Jindy, Feminist International Relations After 9/11, http://www.artsrn.ualberta.ca/courses/PoliticalScience/661B1/documents/JanJindyPettmanFeministIRTheoryAfter9-11.pdf  (e.t:09.04.2013)

[19]http://www.artsrn.ualberta.ca/courses/PoliticalScience/661B1/documents/JanJindyPettmanFeministIRTheoryAfter9-11.pdf  (e.t:09.04.2013)

Busra Ogutcu (8 Posts)


By


Readers Comments (0)