Makale Analiz » Manşet » Okan Yüksel » Orta Doğu » TR » Yazarlar

Türkiye'nin Suriye Krizi Yeni Başlıyor

Aralık 2, 2013   ·   0 Comments

 

Arap Baharı’nın Suriye’de kendisini gösterdiği 15 Mart 2011’den bugüne yaklaşık 3 yıl geçti. Ancak aradan geçen uzun süreye rağmen Suriye lideri Beşar Esad iktidarını ve koltuğunu korumasını bildi.

Oysa ilk günlerde “Esad’ın gitmesi an meselesi” denilerek Şam yönetimine en fazla bir ay ömür biçiliyordu. Ne yazık ki Türkiye de bu yanılgıya düştü ve bu yanlış mesnet üzerine başarı şansı olmayan bir dış politika belirlendi. Türkiye, muhaliflerin yanında, Şam yönetiminin karşısında yer aldı.

Türkiye, BM tarafından “savaş suçu” işledikleri belirtilen silahlı muhalifleri “demokrasi mücadelesi” verdikleri gerekçesiyle destekledi. Ancak Batı ve Türkiye’nin muhaliflere verdiği desteğe rağmen Suriye Lideri Beşar Esad iktidarını ve hatta silahsız muhalifleri de yanına çekerek Baas rejimini güçlendirmeyi başardı. Özellikle son altı ayda muhalifler ağır yenilgiler aldı ve Suriye’deki iç savaş şiddetini ciddi anlamda yitirmeye başladı.

Bugün geldiğimiz noktada Suriye’deki iç savaşta sona yaklaşıldığını düşünenlerin sayısı az değil. Tüm dünya, İkinci Cenevre Konferansı’ndan iyi haberler gelmesini ve rahat bir nefes almayı bekliyor. Ancak Suriye’de yoğun çatışmalar sona erse dahi rahat nefes alamayacak bir ülke var: o da Türkiye…

Türkiye, komşularla sıfır sorun politikasıyla “dost” safına geçirdiği Suriye’yi kaybetmiş görünüyor. Öyle ki Şam yönetimi, muhaliflere yönelik her başarılı operasyonun ardından Türkiye’ye yönelik söylemini sertleştiriyor. Türkiye, en uzun sınıra sahip olduğu komşusuyla yeniden “düşman” olmaya başlarken, ufukta yeni krizler belirmeye başlıyor…

 

Suriye, Cenevre’de Türkiye’yi İstemiyor

Suriye ile Türkiye arasında kısa vadede görünen ilk kriz İkinci Cenevre Konferansı’na katılım noktasında kendisini gösteriyor. Şam Yönetimi, uluslararası platformlarda Türkiye aleyhine kamuoyu oluşturmaya ve Ankara’yı çözüm sürecinden dışlamaya çalışıyor.

Bu çerçevede Beşar Esad, başta Suudi Arabistan olmak üzere kimi ülkelerin Suriye’ye yönelik “terör”e destek verdiğini ve bu nedenle çözümün geciktiğini öne sürdü.

Esad’ın iddialarını NBN Televizyonuna konuşan Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi detaylandırdı. Amerikan halkına seslenen Suriyeli diplomat; Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın ülkesine silah ve “kiralık terörist” gönderdiğini iddia etti.

Bu iddialarla da yetinmeyen Caferi, ülkesindeki muhalifleri finanse edip, silahlandırdıklarını öne sürdüğü Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan’ın İkinci Cenevre Konferansı’na katılım düzeyinde olmadığını, bunu kabul etmeyeceklerini belirtti.

Böylelikle Türkiye yanı başındaki krizin çözümü için yapılacak İkinci Cenevre Konferansı’nın en önemli taraflarından birisince “istenmeyen ülke” ilan edilmiş oldu.

Hatay Krizi Yeniden Gündeme Getiriliyor

Suriye’nin Türkiye’ye yönelik sert tutumu bunlarla da sınırlı kalmadı. Muhaliflere karşı üstünlük kazanmaya başlayan Şam Yönetimi, Hatay’daki hak iddialarını da tekrar hatırladı. Böylelikle, komşularla sıfır sorun politikası çerçevesinde “unutturulan” Suriye’nin Hatay’daki hak iddiası ve bunun neden olduğu kriz yeniden gündeme taşınmış oldu.

Ülkedeki televizyon ve gazetelerde Hatay’ın Suriye’ye ait olduğuna dair haber ve yorumlar her geçen gün artarken, Suriye resmi haber ajansı SANA’da çarpıcı bir analiz yayınladı. Hatay’ı Suriye sınırları içinde gösteren bir haritanın da bulunduğu analizde Şam yönetiminin hak iddialarına yer verildi.

Sadece bu iki örnekte de görüldüğü gibi Şam yönetimi her alanda Türkiye aleyhine politika geliştirmeyi ve Ankara’yı zora sokmayı deniyor. Bu da iki ülke arasında krizlerin kısa ve orta vadede sürekli olacağı anlamına geliyor.

 

Sınırımızdaki Tehlike: El Kaide ve Terör

Türkiye ile Suriye arasındaki olası krizler kadar önemli bir nokta daha var: o da Suriye’deki El Kaide ve benzeri terörist unsurların varlığı. Uzmanlar, önümüzdeki süreçte El Kaide’nin başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri için ciddi bir tehdit oluşturacağı kanısında…

Uzmanlara kulak verip, Suriye’de oluşan konjonktürün neden olabileceği krizler arasında El Kaide ve muhalifler arasındaki diğer terörist unsurları da görebilmemiz gerekiyor.

Orta Doğu üzerine çalışan birçok uzman Türkiye’nin 1980’lerde Afganistan’da SSCB’ye karşı verilen savaşta Afgan mücahitlerine geri üs oluşturan Pakistan’la aynı kaderi paylaşmasından korkuyor.

Yani Suriye’deki muhaliflerin gün gelip, kendilerini destekleyen Türkiye’yi hedef alabileceği kaygısı taşınıyor.

Yeni Bir Söyleme İhtiyaç Var

Suriye’de yanlış mesnet üzerine kurulan politikaların bedelinin ağırlaşmaması için Türkiye’nin  yeni bir söylem geliştirmesi gerekiyor. Ancak Türk dış politikasının ortaya atacağı yeni söylemin inandırıcılık kazanması yaşanan bunca olayın ardından kısa vadede mümkün görünmüyor.

Bu çerçevede Türkiye’nin diplomasi kültüründen gelen becerilerini en iyi şekilde kullanması ve en azından kısa vadede El Kaidegibi terörist gruplara karşı dikkatli olunması gerekiyor. Aksi halde yaşanacak krizlerin Türkiye’ye çok ağır bedelleri olabilir…

 

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (0)