Türk edebiyatının büyük şair, hikâyeci ve romancılarından biridir Sabahattin Ali. Ancak Sabahattin Ali’nin yazar kimliğinin yanında sol görüşlü bir siyasal kimliği de mevcuttur. Bu görüşleri sebebiyle yazdıkları ve konuştukları gerekçe gösterilerek birçok kez gözaltına alınmış, tutuklanmış hatta hüküm bile giymiştir. Bu yazımda Sabahattin Ali’nin düşünce suçları kapsamında yargılandığı davalarda inceleyeceğim.

Sabahattin Ali yazdığı hikâye, romanlarında ve ayrıca çıkardığı gazete ve dergilerde siyasal ve güncel konuları sık sık işlemiş ve mevcut siyasal ve sosyal hayatı eleştirmekten geri durmamıştır. Dolayısıyla hayatta yaşamış olduğu sorunlar yazılarının ana konusu haline gelmiştir. Eserleri ve yargılandığı davalar hay atının birer kopyası olup yazarlığının yanı sıra davalarıyla da ün yapmıştır. 40 yıllık ömrünün 20 yılını adliyelerde gerek davacı gerek sanık olarak geçirmiştir.

Şimdi gelin hep birlikte Sabahattin Ali’nin yargılandığı davalara bir göz atalım.

Komünizm Propagandası Davası

  • İlk olarak Mayıs 1931 yılında komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle Aydın’da üç ay tutuklu kalmış olup beraat etmiştir. Dönemin Eğitim Bakanlığınca soruşturma açılmış soruşturma bitene kadar tutuklu kalmıştır. Yapılan soruşturmada verdiği ifadede “ Ben bir kafa taşıyorum. Bu kafa yalnız karnımı doyurmak, üstümü giydirmek imkanlarını ihzar edecek bir makine, bir uşak değildir” diyerek düşün dünyasına vermiş olduğu ehemmiyeti gözler önüne sermektedir.

Atatürk’e Hakaret Davası

  • Aralık 1932’de Konya’da Atatürk’e hakaret eden bir şiir okuması gerekçesiyle tutuklanıp cezaevine gönderilmiştir. Ardında Sinop cezaevine gönderilmiş ve aftan faydalanarak çıkmıştır. Konya’da bir arkadaş toplantısında okuduğu iddia edilen “Memleketten Haber” adlı şiirde;

Asalar mı hala Hakka tapanı?

Mebus yaparlar mı her şaklabanı?

Köylünün elinde var mı sabanı?

Sıska öküzleri dirilmiş midir?

(… )

Cümlesi beli der enelak dese

Hala taparlar mı koca terese?

İsmet girmedi mi hala kodese?

Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?

Bu mısralardan Atatürk’e hakaret suçlaması yaratılmış olup Sabahattin Ali ifadesinde bu şiiri hayatında ilk kez gördüğünü bu şiirde reisicumhur hazretlerinden bahis bulunmadığını ifade etmiştir. Cezaevine konulan Sabahattin Ali kefaletle tahliyesini talep etmiş ancak işlenen suçun devlet nüfuzunu kırar mahiyette bulunması sebebiyle tahliye edilmemiştir.

Kuyucaklı Yusuf  Romanı Davası

  • Haziran 1937 yılında Kuyucaklı Yusuf kitabı toplatılarak kitabın aile hayatı ve askerlik aleyhinde olduğu gerekçesiyle mahkemeye verilmiştir. Oysa Kuyucaklı Yusuf romanı o dönemin sosyal ve siyasi hayatını en güzel anlatan romanların başında gelmektedir. Farklı sınıflardaki insanların yaşamlarını ve birbirleriyle mücadelelerini anlatan bir romandır.

Dava devam ettiği sıralarda hakim eser için iddia edilen konularda bilirkişi bilgisine ihtiyaç duymuş ve bilirkişi tarafından hazırlanan rapor karara esas oluşturmuştur. Bilirkişilerden birisi ise Maarif Müfettişi Reşat Nuri Güntekin’dir. Reşat Nuri raporunun sonuç kısmında bulunan Kuyucaklı Yusuf  hakkındaki görüşleri;

“Kuyucaklı Yusuf yüzümüzü ağartacak bir sanat eseridir. Zararlı taraflarını görmedim. Mevzuubahis tenkitler bugün el üstünde tutulan bazı Avrupa şaheserlerinde gördüğümüz –aynı mevzulara ait- tenkitler yanında son derece masum ve küçük kalır. Yalnız bir şahsın bir romanın  değil, memleketimizde ilerlemesi lazım bir büyük ve faydalı sanatın da davasını gören Cumhuriyet Adliyesinden zaten zayıf olan Türk romanının cesaretini kıracak bir karar çıkmayacağını kuvvetle ümit ederim.”

Diğer bilirkişiler Deniz Harp Akademisinden Kurmay Binbaşı Münci Ülhan ve İstanbul Üniversitesi Felsefe doçenti Ziyaettin Fahri’nin de raporlarında iddia edilen meseleler hakkında olumsuz görüş bildirdikleri ve kitabı bu tarz suçlamalarla özleştirmenin yanlış olacağı hususunda görüş bildirmişlerdir.

Cemil Barlas Davası

  • Ocak 1947’de kendisinin çıkarttığı Markopaşa adlı mizah gazetesinde yayımlanan “Topunuzun Soyuna Kibrit Suyu” başlıklı yazıyla dönemin milletvekili Cemil Barlas’a ve tüm milletvekillerine hakaret ettiği gerekçesiyle 1947 yılının başında derginin yazı işleri sorumlusu Sabahattin Ali aleyhinde dava açılmıştır. Yazı imzasız olması sebebiyle bu yazıdan yazı işleri sorumlusu olduğu için Sabahattin  Ali suçlu konumuna konulmuştur.

Yazının kaleme alınmasının sebebinin ise Cemil Barlas’ın  Millet Meclisinde yaptığı konuşmada Marko Paşa için “kökü dışarıda” demesidir.

Yapılan yargılama neticesinde Sabahattin Ali 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.  Karar temyize götürülmüştür. Ancak üst mahkemenin kararı onamasından sonra Sabahattin Ali Sultanahmet Tevfikhanesi’ne gönderilmiş olup cezasını çekmesinin ardından tahliye edilmiştir.

“Kırk Haramiler” yazısı Davası

  • Mart 1947’de Markopaşa isimli mizah gazetesinde yayımlanan  “Ali Baba ve Kırk Haramiler ; Divanhanede Bir Röportaj” başlıklı yazısında TBMM ve Bakanlar kuruluna “Kırk Haramiler”  denerek hakaret ettiği gerekçesiyle dava açılmış ancak yapılan yargılama sonunda suçsuz bulunmuştur.

Suçlama esas edilen konu dönemin Halk Partisinin Divanının olağanüstü  toplantısı ima edilerek yazılan yazıdaki iddia edilen hususların matbuat kanunun  30. Maddesine (TBMM ve Bakanlar Kurulunu görevlerini yerine getirmeleri dolayısıyla şeref ve haysiyetlerini ihlal etmek) himayesine sokularak Sabahattin Ali cezalandırılmaya çalışılmıştır.

Falih Rıfkı Atay’a Hakaret Davası

  • Mart 1947’de Markopaşa’nın 10. Sayısında “Biliyor musunuz?” başlıklı yazı dolayısıyla Falih Rıfkı Atay tarafından kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle Markopaşa aleyhinde dava açmıştır.

Söz konusu yazıda Falih Rıfkı Atay hakkında yazılan cümlede “apartmandan aldığı hava parası ile zaruret içinde geçindiğini biliyor musunuz?”  denildiğini ve efkar-ı umumiye (kamuoyu) nazarında çirkin ve kötü bir vaziyette bırakıldığını gerekçesiyle dava edilmiştir.

Sabahattin Ali yazılan cümlenin ciddiyet ve hakikatle alakası olmadığını ve farazi bir cümle olduğunu ve Falih Rıfkı Atay’ın şeref ve haysiyetini  kıracak şekilde olmadığını savunmasında beyan etse de üç ay hapis cezasına çarptırılmış ve cezası ertelenmiştir.

Nihal Atsız ve İsmet Rasim Tamtürk’e Hakaret Davası

  • Mayıs 1947’de Merhum paşa’nın 1. Sayısında yayımlanan “Genç Arkadaş” yazısı ile Nihal Atsız’a “Mahkeme Koridorlarında:Hasan Ali-Kenan Döner Komedisi” başlıklı yazısıyla İsmet Rasim Tamtürk’e hakaret ettiği gerekçesiyle Sabahattin Ali aleyhinde dava açılmıştır.

Yazının içerinde davaya esas teşkil edilen konularda Sabahattin Ali’nin söz konusu yazarlara “Hitler Çırağı, Faşist Kırıntıları, Halis kan-Yarım Kan, Arnavut oğlu Arnavut” gibi ithamlarla hakaret ettiği iddiasıdır.

Yargılama neticesinde  Aralık 1947’de Sabahattin Ali tutuklanır ve oniki gün hapis yattıktan sonra beraat kararıyla tahliye edilir.

Zincirli Hürriyet Gazetesi-İktidara Hakaret Davası

  • Şubat 1948’de Zincirli Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Asıl Büyük Tehlike Bugünkü Ehliyetsiz İktidarların Devamıdır” adlı makalesiyle “hükümetin manevi şahsiyetine yayın yoluyla hakaret etmek” iddiasıyla dava açılmıştır.

Söz konusu eserde iktidarın milletin ekmeğini,kömürünü  temin edemeyecek kadar beceriksiz olduğunu,zorba valiler ve eli sopalı jandarmalarla halkın terbiye  edildiği demokratik değerlerden tamamen uzak ve halk düşmanı bir yönetim anlayışı olduğunu  ve memleketin istiklalini tehdit eden tek tehlikenin bugünkü ehliyetsiz iktidar olduğunu yazmıştır.

Bu gerekçelerle yazar Sabahattin Ali ve Zincirli Hürriyeti çıkaran Mehmet Ali Aybar yargılanmış olup yargılama neticesinde gazetenin sahibi Mehmet Ali Aybar 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Peki neden Sabahattin Ali ceza almamıştır? Çünkü karar verildiğinde Sabahattin Ali yurtdışına çıkarken birtakım karanlık güçler tarafından çoktan öldürülmüştür. Aybar ise bir süre hapis yattıktan sonra tahliye edilmiştir.

Sabahattin Ali şu kısacık hayatında birçok kez yargılanmış ve neticesinde kah hapis yatmış kah sürgün edilmiş. Davlardan da görüleceği üzere yargılamaya esas teşkil eden konular düşünce suçudur. Düşünceleri, yaşam tarzı ve idealleri hep toplum tarafından dışlanmış ve dönemin karşısında hep zulme uğramıştır. Bunlar yetmemiş gibi yargılanarak cezalandırılmıştır.

İnsan içinde kaldıkça yaşadıklarını yazan ve bu yazdıklarından cezalandırılan Sabahattin Ali “Dağlar” adlı şiirinde bu durumu çok güzel bir şekilde eleştirmiştir.

….

Şehirler bana bir tuzak

İnsan sohbetleri yasak,

Uzak olun benden uzak

Benim meskenim dağlardır.

 

Kaynaklar;

1-Mahkemelerde – Nüket Esen,Nezihe Seyhan- YKY -2016

2-A’dan Z’ye Sabahattin Ali- Sevengül Sönmez-YKY-2017

3-Şehirlere Alışamadı Sabahattin Ali’nin Şehirleri-YKY – 2018

4-Markopaşa Yazıları ve Ötekiler –YKY-2017