Hukuk devleti ilkesinin en önemli gereklerinden olan bireylerin temel haklarının korunması, diğer unsurları yanında, adil yargılanma hakkının tanınmasını da içermektedir. Anayasa’nın 36. maddesinde herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu; hiçbir mahkemenin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağı belirtilmiştir. Bu konuları içeren AİHS’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” denilerek adil yargılanma hakkı tanımlanmıştır. (Anayasa Mahkemesi Esas Sayısı: 2013/34 Karar Sayısı  : 2013/74 Karar Günü  : 6.6.2013)

Adil yargılanma hakkı, her şeyden önce kişinin medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar veya cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye müracaat hakkını; bu hakkın kullanılmasından sonra da davasının makul sürede görülmesini isteme hakkını içermektedir.

Son yıllarda hızla sürdürülen yargı reformu çalışmalarına rağmen çeşitli sebeplerle yargılama süreleri bazen uzayabilmekte ve makul sürelerin dışına taşabilmektedir. Yargı sistemimize ilişkin bu sorundan dolayı, tarafı oldukları davalar makul sürede sonuçlanmayan kişiler Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanmaya ilişkin 6 ncı maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Bu başvurulardan dolayı AİHM tarafından Ülkemiz aleyhine verilmiş bulunan çok sayıda ihlal kararı bulunmaktadır. Öte yandan bu şikâyetler kapsamında halen AİHM önünde görüşülmeyi bekleyen dosyaların da var olduğu bilinmektedir.

AİHM, 20 Mart 2012 tarihli Ümmühan KAPLAN-Türkiye (24240/07) davasında[1]; hâlihazırda kendi önünde derdest olan ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkının tanındığı 23 Eylül 2012 tarihinden önce kaydedilmiş olan uzun yargılama şikâyetine yönelik başvurular hakkında, Türkiye’de yeterli ve uygun tazmin sunan etkili bir iç hukuk yolunun ihdas edilmesi gerekliliğine karar vermiştir. Gerek bu kararın bir sonucu olarak gerekse de Ülkemizin AİHM önündeki ve uluslararası platformdaki olumsuz görünümünün düzeltilmesi yönünde sürdürülen çalışmalar kapsamında, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Olan Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun Tasarısı” hazırlanmış ve 9 Ocak 2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek yasalaşmış, 19 Ocak 2013 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. [2]

Türkiye Cumhuriyeti, AİHM’deki yüksek dosya sayısını aşağı çekerek Türkiye’nin saygınlığını sağlamak amacıyla 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’u yürürlüğe koymuştur.[3]

6384 sayılı Yasanın 2’nci maddesinde[4] yasanın kapsamı hükme bağlanmıştır. Bu kanun kapsamında başvuruya konu edilecek hususlar ilgili yasa metninde şu şekildedir.

MADDE 2(1) Bu Kanun;

  1. a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,
  2. b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği, iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar.

(2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında korunan haklara ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda Ülkemiz aleyhine verilen ihlal kararlarının yoğunluğu dikkate alınmak suretiyle, diğer ihlal alanları bakımından da Cumhurbaşkanı kararıyla bu Kanun hükümleri uygulanabilir.

(3) İdari nitelikteki soruşturmalardan kaynaklanan başvurular hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

Bu komisyonun karar alanı özetle yukarıdaki belirtilen konuları kapsamaktadır.

  • Ceza Hukuku alanında yapılan soruşturma ve kovuşturmalar
  • İdare Hukuku ve Özel Hukuk kapsamındaki yargılamanın makul sürede tamamlanamaması
  • Mahkeme kararlarının eksik yahut geç icra edilmesi ya da hiç icra edilmemesi

İnsan hakları konusunda ortaya çıkan sorunların kendi iç hukukumuzda giderilmesini amaçlayan 6384 sayılı Kanun’la getirilen sistem, başvuruların en kısa süre içinde ve sulh yoluyla sonuçlandırılmasını öngörmektedir. Kanun bu yönüyle zarara uğrayan vatandaş ile Devlet arasındaki uyuşmazlıkta alternatif bir çözüm yöntemi getirmiştir.

Aynı yasanın 4. Maddesinde[5] ise bu komisyonun kimlerden oluşacağı ve çalışma usul ve esasları belirlenmiştir. Bu hükme göre;

MADDE 4(1) Bu Kanun kapsamında yapılacak müracaatlar hakkında karar vermek üzere Bakanlığın merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dört kişi ile Maliye Bakanı tarafından Maliye Bakanlığı personeli arasından atanacak bir kişiden oluşan toplam beş kişilik bir Komisyon kurulur. Komisyon Başkanı bu üyeler arasından Adalet Bakanı tarafından seçilir.

(2) 9 uncu madde hükmü saklı kalmak üzere Komisyon üyelerine, müracaatlar sonuçlandırılıncaya kadar başka bir görev verilmez.

(3) Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir.

(4) Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık tarafından yürütülür.

(5) Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

Görüldüğü üzere 5 kişilik komisyonun 4 tanesi Adalet Bakanı 1 tanesi ise Maliye Bakanı tarafından atanmaktadır. Adalet Bakanı tarafından atanacak olanlar hâkim ve savcılardan oluşmaktadır. Komisyon başkanı Bakan tarafından belirlenir ve sekretaryası bakanlık tarafından yerine getirilmektedir.

Komisyon, üye sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar verir. Kamu kurum ve kuruluşları ile yargı mercileri, Komisyonun görevi kapsamında ihtiyaç duyduğu her türlü bilgi ve belgeyi gecikmeksizin Komisyona göndermek zorundadır.

Komisyona müracaat, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru tarihini ve numarasını gösteren resmi kayıt kabul mektubu, başvuru formu ve diğer ilgili bilgi ve belgelerle birlikte, müracaat edenin kimlik bilgilerini içeren imzalı bir dilekçeyle yapılır.
Müracaatlara ilişkin düzenlenecek kâğıtlar damga vergisinden, yapılacak işlemler harçlardan müstesnadır. Diğer bir ifadeyle Komisyona müracaat herhangi bir harca tabi değildir.

İlgili kanunun 7. Maddesinin birinci fıkrasında, Komisyonun kendisine yapılan müracaatlar hakkında karar verme süresi düzenlenmiştir.

Komisyona, müracaat hakkında dokuz ay içinde karar verme zorunluluğu getirilerek, müracaatların kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Komisyon müracaatları karara bağlarken ve 58 Madde 6. 25 tazminat miktarını belirlerken, AİHM’nin emsal kararlarını dikkate alarak kararlarını gerekçeli olarak verecektir.

Dolayısıyla Komisyon için bu değerlendirmelerinde esas alınacak kriterler AİHM’nin bu konulardaki kriterleri olacaktır. Aksi takdirde AİHM kriterlerine uymayan kararlar neticesinde AİHM, kurulan iç hukuk yolunun etkin olmadığına karar verebilecek, bu suretle Kanun ve Kanunla kurulan Komisyonun işlevsiz ve etkisiz hale gelebilme durumu söz konusu olabilecektir.[6]

08.03.2019 tarihli 809 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının Getirdikleri

6384 Sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun Gereğince Kurulan Komisyonun Yetkisinin Genişletilmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı 08.03.2019 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kararla birlikte 6348 sayılı kanunun 2’nci maddesindeki “Kapsam” genişletilmiştir.

809 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 4. Maddesinde genişletilen kapsama ilişkin detaylar bulunmaktadır.

MADDE 4 – (1) Aşağıda yer alan ihlal alanı, Komisyonun, 6348 sayılı Kanunun 2’nci maddesi ile düzenlenen görev alanı kapsamına dahil edilmiştir.

  1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Nolu Protokolün 1 inci maddesi kapsamında ihlal kararı verdiği ve aynı sözleşmenin 41’nci maddesi uyarınca tazminata ilişkin haklara ilgili karar vermediği veya bu hakları saklı tuttuğu başvurularda, kesinleşen kararın tebliğinden izleyen bir ay içinde müracaatta bulunulmuş olması kaydıyla, maddi ve manevi tazminat talepleri inceleyip karara bağlamak.[7]

Komisyonun inceleme alanına giren kapsamda yapılan genişleme özetle şu şekildedir.

  • AİHM’nin AİHS Ek 1 Nolu Protokol 1.Maddesi Kapsamında ihlal kararı verdiği kararlar.

Madde 1 – Mülkiyetin Korunması

Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 41’inci maddesi uyarınca tazminata ilişkin haklara ilgili karar vermediği durumlar.

Madde 41- Adil Tazmin

Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.[8]

  • Komisyon “Mülkiyetin Korunması” ve “Adli Tazmin” haklarını saklı tuttuğu başvurularda, kesinleşen kararın tebliğinden izleyen bir ay içinde müracaatta bulunulmuş olması kaydıyla, maddi ve manevi tazminat talepleri inceleyip karara bağlamak.

Sonuç olarak yapılan bu düzenlemeyle son yıllarda insan hakları alanındaki çalışmalar[9]; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle koruma altına alınan hakların ihlaline sebebiyet veren hususlarda değişiklik yapılarak insan haklarına saygı konusundaki aksaklıkların kendi iç hukukumuzda çözüme kavuşturulması ve yeni ihlal durumlarının ortaya çıkmasının önlenmesi iradesini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

Mustafa Gümüş

mustafa@politikakademi.org

 

 

 

 

 

[1]ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI v. TÜRKİYE (Başvuru no. 24240/07) http://www.ihtk.adalet.gov.tr/kararlar/ummuhan.pdf   E.T. 08.03.2019

[2]İNSAN HAKLARI TAZMİNAT KOMİSYONU http://www.ihtk.adalet.gov.tr/hakkida.html  E.T. 08.03.2019

[3]ÖRNEK BİR KARAR IŞIĞINDA 6384 SAYILI YASANIN KAPSAMI ve ETKİN SONUÇ SAĞLAYIP SAĞLAYAMAYACAĞI http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2013-109-1324  E.T. 08.03.2019

[4]AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6384.pdf  E.T. 08.03.2019

[5] AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6384.pdf  E.T. 08.03.2019

[6]6384 SAYILI AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE YAPILMIŞ BAZI BAŞVURULARIN TAZMİNAT ÖDENMEK SURETİYLE ÇÖZÜMÜNE DAİR KANUN: İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN ÇÖZÜMÜNE DAİR FARKLI BİR YAKLAŞIM  http://www.ihtk.adalet.gov.tr/makale/zekiyildirim.pdf   E.T. 08.03.2019

[7]6384 Sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun Gereğince Kurulan Komisyonun Yetkisinin Genişletilmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2019/03/20190308-4.pdf   E.T. 08.03.2019

[8]Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi http://www.danistay.gov.tr/upload/avrupainsanhaklarisozlesmesi.pdf   E.T. 08.03.2019

[9] 2018 yılı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu İstatistikleri (10 Nisan 2018 ) http://www.ihtk.adalet.gov.tr/istatistik/10nisan2018_itibariyleistatistik.pdf