Yazar: Büşra Öğütçü

Monroe Doktrini ve ABD

Monroe Doktrini A.B.D.’nin Amerika kıtasındaki hakimiyet isteğinin bir yansımasıdır. Aynı zamanda da problemli Avrupa’nın kıtadan uzaklaştırılması isteğinin de göstergesidir. Bu doktrinle diğer güçler kıtadan uzaklaştırılırken A.B.D. hakimiyeti tesisi edilmiştir. Bu hakimiyetin bu güne kadar da yıkılabildiğini söylemek güçtür. Kıtada bugün A.B.D. karşıtlığının artmış olduğu ve A.B.D.’ ye karşı alternatifler arandığı doğruysa da A.B.D. egemenliğinin yıkıldığını söylemek zordur. Monroe Doktrini Amerika’nın yüz elli yıl izlediği “yalnızcılık” politikasının doktrin haline gelmesidir. [1] Başkan James Monroe 2 Aralık 1823 tarihide kongreye bir mesaj yollamıştır. Bu mesaj Monroe Doktrini adını almış ve Amerikan dış politikasını yüzyıldan fazla süre şekillendirmiştir. Bu mesajın içeriği ise şu şekildedir. A.B.D. Bağımsızlığını almış olan Amerika kıtalarının Avrupa devletleri tarafından sömürgecilik konusu yapılmasına ve bu devletler tarafından herhangi bir şekilde kontrol altına alınmasına izin veremez ve bu hususta yapılacak herhangi bir teşebbüsü gayrı dostane bir hareket olarak karşılar. A.B.D.’nin, Avrupa devletlerinin sorunları ile hiçbir ilgisi yoktur ve bu sorunlara karışmayacaktır. Fakat buna karşılık, Avrupa devletleri de Amerika Kıtalarının sorunlarına karışamaz. Avrupa devletlerinin kendi sistemlerini Amerikan yarımküresine sokmak için yapacakları her teşebbüsü A.B.D. kendi barış ve güvenliğine yöneltilmiş hareket sayacaktır. Monroe Doktrini ile[2]: A.B.D. Latin Amerika üzerinde ekonomik ve siyasi nüfus sağlamıştır. Latin Amerika A.B.D. çıkar bölgesine dahil edilmiştir. Avrupa kıtadan uzaklaştırılmış ancak A.B.D. hakimiyeti tesis edilmiştir. «Amerika Amerikalılarındır» ilkesi uygulanmış ancak bu «Amerika A.B.D.’ nindir.» şekline dönüşmüştür. Bu doktrin daha sonra Roosevelt tarafından genişletilmiştir. «Orta ve Güney Amerika’da bir...

Read More

Çok 'Yakın' İki Düşman: ABD – Küba İlişkileri

Küba’nın A.B.D.’ ye olan coğrafi yakınlığı A.B.D-Küba ilişkilerinde önemli bir unsur olmuştur. Küba’nın A.B.D.’ ye yakınlığı nedeniyle bu ülke her zaman Amerikalı karar vericileri tarafından dikkate alınmıştır.[1] Bu yakınlıktan dolayı Küba limanları stratejik öneme sahiptir. Yine bu limanlar düşman bir devlet tarafından kullanılacağı gibi A.B.D. tarafından ilk savunma çizgisi olarak ta kullanılabilir.[2] Bu nedenle Küba A.B.D.’ ye yakınlığı nedeniyle A.B.D. açısından stratejik öneme sahiptir. Bu ticari ilişkiler nedeniyle ayrıca coğrafi yakınlığı dolayısıyla Küba’da çıkarlara sahip olan A.B.D. tarafından Küba’nın ilhakı da düşünülmüştür, bu ilhak fikri A.B.D. karar vericileri arasında yaygınlaşmıştır.[3] Bu fikir ülkeye zenginlik ve istikrar getireceğine inanan Kübalılar...

Read More

Latin Amerika'da Bağımsızlık Hareketeri

Bağımsızlık Hareketleri Öncesinde Latin Amerika Latin Amerika’nın tarihinin ortak noktası sömürgeciliktir. Latin Amerika tarihi ise sömürgecilikle mücadele tarihidir.  Latin Amerika’nın sömürgeleştirilme tarihi buranın yeni bir kıta olduğunun anlaşılması ve bölgede önemli zenginliklerin olduğunun anlaşılması ile başlamıştır. Bu aşamadan sonra kıtaya sömürge güçler egemen olmuştur. Sömürge güçleri kıtayı bulduklarında burada üç uygarlık bulunmaktadır: Maya Aztek ve İnka. Sömürgeleştirmeden sonra yerli halksa öldürülmüş köleleştirilmiş ve mallarına el konulmuştur ayrıca yerli halk hıristiyanlaştırılmıştır.[1]  Kıta keşfedildiğine yerli nüfus 70 milyon civarındadır ancak 16. yy. başında 3,5 milyona düşmüştür.[2] Bu yapılanlarsa “beyaz adamın omuzlarındaki yük” (white man’s burden) olarak nitelendirilmiştir çünkü beyaz adam daha...

Read More
  • 1
  • 2

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler