Yazar: Samet Zenginoglu

Sanal Milliyetçilik

21. yüzyılla birlikte globalleşme sürecinin özellikle ekonomi, bilgi–iletişim ve kültür alanlarında etkili olduğu bilinmektedir. Bu etkinin ekonomi ve kültür alanlarındaki yansımaları başka çalışmaların konusunu teşkil ederken, bilgi–iletişim alanındaki yansımaları, bireylerin çoğunun bizatihi yansımaları şekillendirmesi sebebiyle farklı bir anlam kazanmaktadır. Bu konuda, dikkate değer bir yansıma, “sanal milliyetçilik” olarak tanımlanabilecek bir olgunun ortaya çıkmış olmasıdır. 20. yüzyılda Dünya sahnesinde zirveye ulaşmış olan milliyetçilik, 21. yüzyılla birlikte bir değişim ve dönüşüm içerisine girmiştir. Öyle ki, özellikle sosyal ağlar üzerinden, 20. yüzyıl milliyetçiliğinin izlerini taşıyan ve fakat farklı bir yöntem izleyen bir milliyetçilikle karşı karşıyayız. Artık, ülkesel, bölgesel ya da küresel bir...

Read More

Demokrasi Tarihimizde “ Milli Kalkınma Partisi ”

“Benim yaptığım şimdilik sadece bir istimzaç, bir yoklama, bir iskandildir… Bu parti başka milletlerinkinden adapte edilmiş prensipler taşımayacaktır. Hükümeti devirmek, iktidar mevkiine geçmek hırsıyla kurulmak istenen bir teşekkül de değildir. Biz bugünkü devletçilik ile bir nevi mukabil muvazene temin edecek olan liberalizmin memlekette gelişmesini sağlayacağız.” (1) 1945 yılının Temmuz ayında, Milli Kalkınma Partisi’nin (MKP) kurucusu Nuri Demirağ (2) kurulacak olan bu partinin hangi amaçla yola çıktığını bu şekilde ifade etmiştir. Kuruluş müsaadesinin alınmasının ardından Parti, 27 Ekim 1945’te törenle açılmıştır (3). Milli Kalkınma Partisi’nin demokrasi tarihimizde önemli bir yere sahip olduğu, lakin bu önemin üzerinde fazla durulmadığı görülmektedir. Bu...

Read More

Hangi AB’ye Doğru?

2008 yılından bu yana ekonomik krizle uğraşan Avrupa Birliği’nin geleceği, önemli tartışma konularından birini teşkil etmektedir. Bu önem, ileride yaşanacak olan gelişmelerin, hem uluslararası camiada, hem Avrupa Birliği bazında, hem de Türkiye–Avrupa Birliği ilişkileri açısından üç boyutlu bir etkiye sahip olacak olması sebebiyledir. Artık şu bilinen bir gerçektir ki, Türkiye ile AB arasındaki “yarım asırlık sevda”da eski heyecan yoktur. Elbette bunun çeşitli nedenleri vardır ve bu nedenler tek bir tarafa da bağlı değildir. Bunun yanında, Euro bölgesinde yaşanan ekonomik buhrana ya da Türkiye–AB ilişkilerindeki soğumaya bakarak, bu “sevda”nın sona ereceğini beklemek yanlış olacaktır. Bu analizin amacı, Türkiye’nin hangi AB’ye doğru yol aldığı, bunun içerisinde de AB’nin nereye doğru gittiği sorularına yanıt aramaktır. Bu sebeple, ilk bölümde Türk kamuoyundaki farklı Avrupa Birliği algıları ele alınacak, ardından, genel görünüm itibariyle Avrupa Birliği’nin geleceğine dair -doğru ve yanlış yönleri bulunduğu düşünülen- birkaç öngörüye yer verilecek ve son bölümde de Türkiye–AB ilişkilerinin bugünü ve (olası) yarını ele alınacaktır. Türkiye’deki AB Algısı Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerine dair Türkiye’de genel itibariyle dört görüş gözlemlenmiştir/gözlemlenebilir. Görüşlerden ilkine göre; zaten Türkiye’nin AB’ye hiç ihtiyacı olmamıştı. Yarım asırdır Türkiye beyhude bir çaba içerisindeydi ve hala da öyledir. Türkiye ne yaparsa yapsın bu süreçten olumlu bir netice alamayacaktır, alamaz; çünkü AB, bir Hıristiyan kulübüdür. AB’nin tek amacı, Müslüman bir ülke olan Türkiye’yi bekletmek/oyalamak ve aslında yönelmesi gereken coğrafyaya yönelmesini engellemektir. Eklemek lazımdır ki, bu görüşü benimseyenler de kendi...

Read More

AB Türk Kamuoyuna Ne Kadar Yakın?

Türkiye’nin Avrupa Birliği normlarına/ standartlarına uyum süreci devam etmektedir. Bu süreçte kurumlar ve kuruluşlar bazında muhtelif reformlara imza atılmaktadır. Ancak genel olarak bakıldığı vakit, Türkiye’de kamuoyunun; Avrupa Birliği’nden, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinden, olası bir üyelik halinde Türkiye’nin göreli kazançlarından ya da kayıplarından yeteri kadar haberdar olduğunu/edildiğini söylemek mümkün değildir. Bu sürecin teferruatlı olduğu, teknik boyutunun olduğu, bu sebeplerden ötürü kamuoyunun bütün bu detaylardan haberdar olmasının gereksiz olduğu savı ileri sürülebilir. Ancak burada kast edilen bu değildir. En basit ifadesi ile bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, AB uyum süreci kapsamında bir kurumda yapılan reform neticesinde, kendi lehine oluşan durumu tamamen...

Read More

Bir Garip “Uluslararası” İlişkiler

Aslında bilgisayarın başına oturduğumda küreselleşmenin iç çelişkilerinden bir tanesini ele almayı düşünüyordum. Lakin bu çelişkinin traji-komik yanını düşünürken esas traji-komik durumun bölümümle alakalı olduğunu düşünmeye başladım bir kez daha. Şimdi, bölümün adı malum: ‘Uluslararası İlişkiler’ hatta bölümün hakkını verelim: ‘International Relations’. Harika! Bir dönem Cem Yılmaz’ın esprilerine de konu olan bu bölüm hakkında hala ama hala Türk halkının büyük bir çoğunluğunun pek bir fikri yok.  Çocukları, yakın akrabalarının çocukları, komşularının çocukları, ahbaplarının çocukları bu bölümde okuyan aileler müstesna. Çok saydığıma bakmayın, bu aile fertlerinin belli bir kısmı da bölüme dair fikri varmış görünür. Yine de, sevindirici olan şey, artık bölümün iki yıllık olup olmadığı üzerine yoğunlaşan tartışmaların harareti azaldı, bunu belirtmek lazım. Önceden dört yıllık cevabını verdiğinizde, “dört sene ne anlatıyorlar yahu size?” gibi sorularla karşılaşan arkadaşlarımız da vardı(r). Dört yıl boyunca bu konuda çok farklı diyaloglara şahit oldum, ama birkaç tanesini paylaşmazsam olmaz. Bir kere, her uluslararası ilişkiler öğrencisinin nefret ettiği sorudur: “Okul bitince ne olacan?” dikkatinizi çekerim, “ne yapacaksın?” değil “ne olacan?” Çünkü zaten ne olacağımızı söylesek, ne yapacağımız da hemencecik belli olacak. Çoğu cevap; ‘Birkaç seçenek var ama bakalım’ üzerinedir. İsmiyle müstesna bu bölümde bu soruya cevap verilmediği an, ismin parlaklığı hafiften kararmaya başlar.  Birinci sınıftayken, bu sorudan muzdarip olan birkaç arkadaş ile bir hocamıza bu soruyu sormuştuk. Yani; “Hocam, sonuçta mühendisliği bitiren kişi, mühendistir; eğitim fakültesinden mezunsanız; öğretmensiniz; hemşirelik deseniz öyle, peki ya biz?”. O vakit cevap...

Read More
  • 1
  • 2

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler