Yazar: Veysel Ayhan

Türkiye’nin Suriye Çıkmazı ve Alternatifler

Suriye’de Esad karşıtı gösterilerin başladığı 2011 Martının ardından Türkiye-Suriye ilişkilerinde ciddi bir değişim başlamış ve BM’deki oylamanın ardından hem Başbakan Erdoğan hem de Dışişleri Bakanı Davutoğlu Suriye rejiminin Humus’daki katliamlarından dolayı bedel ödeyeceği mesajlarını vermişlerdir. Esasında, Mart ayında Suriye’de kitlesel eylemler ilk başladığında Türkiye, doğrudan Suriye yönetimi ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirerek yönetimi reformlar konusunda ikna etmeye çalışmıştı. 26 Martta Cumhurbaşkanı Esad ile yaptığı görüşmede Başbakan Erdoğan Şam yönetiminin aldığı reform kararlarını desteklediğini ifade etmiş ve Türkiye’nin, Suriye’nin yanında bir tutum aldığını belirtmişti. Aynı şekilde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Nisan ve en son Ağustos ayında Suriye’ye düzenlediği ziyaretlerde...

Read More

Beşar Esad’ın Geleceği: BM ve Geçiş Süreci

BM’de Suriye’ye yönelik karar tasarısının Çin ve Rusya’nın oyuyla reddedildiği saatlerde uluslararası kamuoyunda Suriye Ordusunun Humus ve Hama’da yeni katliamlar yaptığına dair haberler tartışılmaktaydı. Hama katliamının 30. yılında gerçekleştirildiği öne sürülen operasyonlarda 200 ile 400 arasındaki sivilin yaşamını yitirdiğinin öne sürülmesine karşın Suriye rejimi ise haberleri BM’deki oylamayı etkilemek isteyen kesimler tarafından gerçekleştirilen dezenformasyon olarak nitelendirme yoluna gitmiştir. Bununla birlikte Suriye’de resmi haber ajansı Sana’da “Silahlı çetelerin bir semti RPG ve Havan toplarıyla bombardımana tuttuğunu” dair haberlerin yayınlanması, katliamın gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır.(1) fDolayısıyla 3 ve 4 Şubat günlerinde Hama ve Humus’da büyük bir insanlık dramının yaşandığı hem Suriyeli muhalifler...

Read More

Ortadoğu’daki Şii-Sünni Gerginliği ve Türkiye

İslam dünyası bir kez daha Şii ve Sünni gerginliğinin ve çatışmasının içerisine sürüklenmiş bulunmaktadır. Lübnan’dan Bahreyn’e, Yemen’den Irak’a,  Pakistan’dan Suudi Arabistan’a ve Suriye’ye kadar oldukça geniş bir coğrafyada Sünni ve Şii mezhepleri arasında siyasal ve toplumsal bir çatışma yaşanmaktadır. Ankara’nın son dönemde mezhepsel çatışmaların karşısında olduğuna dair mesajlar vermesine karşılık real politik alanda Sünni merkezli bir dış politika izlemesi Şii aktörler tarafından eleştirilmesine yol açmaktadır. Şii ve Sünni Aktörlerin Çatışma Bölgeleri İslam dünyası 2012 yılına Irak’ta Şiileri hedef alan bombalamalar, Suriye’deki, Yemen’deki, Suudi Arabistan’daki, Bahreyn’deki ve bölgemizde yaşanan diğer çatışmalarla birlikte girmiştir. Siyasal amaçlar ve hedefleri gerçekleştirmek için düzenlenen...

Read More

Irak’ta Şii-Sünni Gerginliği: Irak’ın Bölünmesi

15 Aralıkta ABD’nin Irak’tan askerlerini resmi olarak çekmesinin üzerinden bir gün geçmeden Başbakan Maliki’nin Sünni politikacıları hedef alan girişimleri ülkeyi yeniden mezhepsel bir çatışmanın içine sürüklemiştir. 28 Kasımda doğrudan Başbakan Maliki’yi hedef aldığı ileri sürülen saldırıların arkasında Sünni liderlerin olduğunun Başbakanlık tarafından ileri sürülmesi ve ardından Yüksek Mahkemenin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi’ye yurt dışı yasağı getirmesi ve ardından tutuklama kararı alması krizin tırmanmasına yol açmıştır. El Haşimi’nin Federe Kürt Bölgesine gittiği saatlerde bu kez güvenlik güçlerinin Maliye Bakanı Rafi al-Isawi ve Başbakan Yardımcısı Salih Mutlak’a yönelik başlattıkları operasyonlar hem Irak içinde hem bölgedeki kaygıların artmasına yol açmıştır. Maliki’nin...

Read More

Türkiye’nin Suriye Politikasını Anlamak

Türkiye’nin Suriye politikasına yönelik farklı tartışmaların hem akademik düzeyde hem de kamuoyu düzeyinde yapıldığı dikkat çekmektedir. Bazı gözlemciler Türkiye’nin Batılı ülkelerin teşviki ve yönlendirmesiyle Suriye ile bir savaşın içine sürüklendiğini belirtirken diğer bazı araştırmacılar ise Türkiye’nin insani kaygılarla Suriye rejimine reform yönünde baskı yaptığını ileri sürmektedirler. Her iki yaklaşımı da doğrulacak veriler bulmak mümkün olmakla birlikte, Türkiye’nin yanı başında ikinci bir Lübnan görmek istemediği düşünülmektedir. Dolayısıyla Türkiye’nin Şam politikasının temelinde Suriye’nin Lübnanlaşmasını engelleme çabasınını ileri sürülebilir. Lübnanlaşma Olgusu[1] Lübnanlaşma olgusu bir ülkenin etnik, dinsel, mezhepsel veya kabilesel bir iç savaşın içine sürüklenerek dış müdahalelere açık hale gelmesi, birliğini ve istikrarını kaybetmesi ve bölgesel savaşların yaşandığı bir sahaya dönüşmesi olarak adlandırılmaktradır. Lübnan’ın yakın tarihine bakıldığında 1958’den itibaren ülkenin sürekli bir şekilde iç savaşların ve bölgesel işgallerin yaşandığı bir ülke olarak öne çıktığı görülmektedir. Osmanlı sonrası dönemde Fransız işgaline uğrayan ve ardından bağımsızlığını kazandıktan kısa bir süre sonra da kendi içinde iç savaşlar yaşayan, 1958’den 1976’a kadar siyasi anlamda uluslararası müdahalelere sahne olan, söz konusu tarihten günümüze dek süren süreçte de hem siyasi ve ekonomik hem de doğrudan askeri işgallere uğrayan bir ülke haline geldiği görülmektedir. Bir ülkenin Lübnanlaşması için öncelikli olarak o ülkenin farklı dinsel, mezhepsel, etnik ve kabilesel diyebileceğimiz farklılıklara sahip olması gerekmektedir. Her iç çatışmayı Lübnanlaşma olgusuyla açıklamak mümkün değildir. Lübnanlaşma için bir ülkenin iç çatışmaların yanı sıra aynı zamanda her türlü dış müdahaleye de açık hale gelmesi...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler