Kategori: Amerika

ABD – Venezuela İlişkileri ve Hugo Chavez

Venezuela önemli bir petrol üreticisi olarak A.B.D. için de önemlidir. Ham Petrol rezervi 100 milyar varildir ve 5. büyük ihracatçıdır ayrıca Orimulsion (zengin ve ekstra ağırlığa sahip tür) isimli petrol türünde 35 milyar varille 1.sıradadır.[1]Bu nedenle A.B.D.’nin dikkatini çekmektedir. Hugo Chavez’in petrolü kamulaştırma girişimleri ise hoşnutsuzluk yaratmaktadır. Diğer bölge devletlerin aksine Punto Fijo hükümetleri döneminde A.B.D ile iyi ilişkiler kurmuştur. Diğer ülkelerde otoriter yönetimler varken Venezuela’da demokrasi örneği göstermiştir Bu nedenle bir istisna konumunda olmuş ve bu da Venezuela İstisnası “Venezuelan Exceptionalism” olarak nitelendirilmiştir.[2] Punto Fijo Paktı ise Venezuela’nın üç büyük partisi –Demokratik Eylem Partisi(AD), Demokratik Cumhuriyet Birliği(URD)    ,Venezuela Sosyalist Hristiyan Partisi( COPEI) -arasında 1958 seçimlerinden önce imzalanan pakttır.[3] Bu pakta göre hangi parti iktidara gelirse gelsin diğer partileri de kapsayan bir hükümet kuracaktır. Hugo Chavez’in iktidara gelişi ilişkilerde bir dönüm noktası olmuştur. Bu iktidar Venezuela’yı A.B.D.’nin yakın müttefiki iken en çok sorun yaşadığı ülke konumuna gelmesine neden olmuştur. Bugün Venezuela kıtada A.B.D.  karşıtlığının merkezi olmuştur. Venezuela lideri Hugo Chavez’ in A.B.D.’ ye karşı sert tavırları ve A.B.D.’ ye karşı kıtada birliği yani bir Bolivarcılığı savunması A.B.D. kurumlarına karşı NAFTA, FTTA-ALBA IMF, Dünya Bankası–Güney’in Bankası (Banko Del Sur) örneklerinde olduğu gibi karşı alternatifler geliştirmeye çalışması ve en önemlisi kıtada oldukça etkili olması A.B.D.’yi rahatsız etmektedir. A.B.D’ nin 2002 de Hugo Chavez’e karşı darbeye destek vermesi ilişkileri gerginleştirmiştir. Bilindiği üzere 11 Nisan 2002’de hükümeti protesto için gösteriler düzenlenmiş ve bu...

Read More

Soğuk Savaş'ta ABD’nin Latin Amerika Politikası

Amerika Birleşik Devletleri’nin izolasyon politikası nedeniyle bölgede etkisi daha fazla olmuştur ve soğuk Savaş döneminde kıtaya A.B.D. dışında bir güç etki edememiştir. A.B.D.’nin politikası ise bu ülkelerin S:S.C.B. etkisine girmesini engellemek ve komünizmle mücadele yönünde şekillenmiştir. Bu da Latin Amerika ülkelerinin siyasetinden toplumsal yaşamına her noktada A.B.D. etkisinin belirginleşmesi sonucunu doğurmuştur. IMF ve Dünya Bankası bu politikanın uygulayıcıları olarak kullanılmıştır. A.B.D. akla gelebilecek her alanda bu ülkelere müdahale etmiş ve bu ülkeleri kontrol altında ayrıca kendi yörüngesinde tutmaya çalışmıştır. Bu ülkelere yakınlığı ise A.B.D. açısından büyük bir avantaj olmuştur. Bu amaçla söz konusu devletlerin iç işlerine müdahale edilmiş, seçimlere...

Read More

Monroe Doktrini ve ABD

Monroe Doktrini A.B.D.’nin Amerika kıtasındaki hakimiyet isteğinin bir yansımasıdır. Aynı zamanda da problemli Avrupa’nın kıtadan uzaklaştırılması isteğinin de göstergesidir. Bu doktrinle diğer güçler kıtadan uzaklaştırılırken A.B.D. hakimiyeti tesisi edilmiştir. Bu hakimiyetin bu güne kadar da yıkılabildiğini söylemek güçtür. Kıtada bugün A.B.D. karşıtlığının artmış olduğu ve A.B.D.’ ye karşı alternatifler arandığı doğruysa da A.B.D. egemenliğinin yıkıldığını söylemek zordur. Monroe Doktrini Amerika’nın yüz elli yıl izlediği “yalnızcılık” politikasının doktrin haline gelmesidir. [1] Başkan James Monroe 2 Aralık 1823 tarihide kongreye bir mesaj yollamıştır. Bu mesaj Monroe Doktrini adını almış ve Amerikan dış politikasını yüzyıldan fazla süre şekillendirmiştir. Bu mesajın içeriği ise şu şekildedir. A.B.D. Bağımsızlığını almış olan Amerika kıtalarının Avrupa devletleri tarafından sömürgecilik konusu yapılmasına ve bu devletler tarafından herhangi bir şekilde kontrol altına alınmasına izin veremez ve bu hususta yapılacak herhangi bir teşebbüsü gayrı dostane bir hareket olarak karşılar. A.B.D.’nin, Avrupa devletlerinin sorunları ile hiçbir ilgisi yoktur ve bu sorunlara karışmayacaktır. Fakat buna karşılık, Avrupa devletleri de Amerika Kıtalarının sorunlarına karışamaz. Avrupa devletlerinin kendi sistemlerini Amerikan yarımküresine sokmak için yapacakları her teşebbüsü A.B.D. kendi barış ve güvenliğine yöneltilmiş hareket sayacaktır. Monroe Doktrini ile[2]: A.B.D. Latin Amerika üzerinde ekonomik ve siyasi nüfus sağlamıştır. Latin Amerika A.B.D. çıkar bölgesine dahil edilmiştir. Avrupa kıtadan uzaklaştırılmış ancak A.B.D. hakimiyeti tesis edilmiştir. «Amerika Amerikalılarındır» ilkesi uygulanmış ancak bu «Amerika A.B.D.’ nindir.» şekline dönüşmüştür. Bu doktrin daha sonra Roosevelt tarafından genişletilmiştir. «Orta ve Güney Amerika’da bir...

Read More

Çok 'Yakın' İki Düşman: ABD – Küba İlişkileri

Küba’nın A.B.D.’ ye olan coğrafi yakınlığı A.B.D-Küba ilişkilerinde önemli bir unsur olmuştur. Küba’nın A.B.D.’ ye yakınlığı nedeniyle bu ülke her zaman Amerikalı karar vericileri tarafından dikkate alınmıştır.[1] Bu yakınlıktan dolayı Küba limanları stratejik öneme sahiptir. Yine bu limanlar düşman bir devlet tarafından kullanılacağı gibi A.B.D. tarafından ilk savunma çizgisi olarak ta kullanılabilir.[2] Bu nedenle Küba A.B.D.’ ye yakınlığı nedeniyle A.B.D. açısından stratejik öneme sahiptir. Bu ticari ilişkiler nedeniyle ayrıca coğrafi yakınlığı dolayısıyla Küba’da çıkarlara sahip olan A.B.D. tarafından Küba’nın ilhakı da düşünülmüştür, bu ilhak fikri A.B.D. karar vericileri arasında yaygınlaşmıştır.[3] Bu fikir ülkeye zenginlik ve istikrar getireceğine inanan Kübalılar...

Read More
  • 1
  • 2

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler