Kategori: Hukuk

AB Düzeyinde Temel Sosyal Hakların Korunması

Avrupa Birliği’nde sosyal politika alanında temel hakların oluşturulması ve bu alanda gelişmenin sağlanabilmesi uzun bir sürede ve belirli bir aşama ile kaydedilmiştir. Başlangıçta ekonomik bütünleşme amacıyla kurulan topluluk, derinleşme- genişleme süreci içerisinde sosyal ve siyasal haklara da önem vermiş, günümüzde siyasal bütünleşmesini tamamlama yolunda ilerlemektedir. Sermaye değişim paradigması ve üretim modellerinin değişmesi ile birlikte, toplulukta sosyal haklar alanında bir takım düzenlemeler yapılmıştır. 1989 yılında, çalışanların temel sosyal hakları topluluk şartı ile birlik düzeyinde sosyal haklar ve sosyal politika alanında önemli bir adım atılmıştır. Küreselleşmenin hız kazanması ve dünyada meydana gelen küresel değişimler ile birlikte sosyal hakların ve sosyal politikanın...

Read More

Avrupa Vatandaşlığı ve Vatandaşlık Hakları

Avrupa Birliği vatandaşlığı, siyasi bütünleşmenin hızlanması yolunda önemli bir adım olarak görülmektedir. Avrupa birliği, vatandaşlar olmadan inşa edilemez, ancak vatandaşların haklarına ve fikirlerine dayanan sistemle Avrupa birliği inşa edilebilir. Bu bağlamda, Avrupa vatandaşlığı ve vatandaşlık hakları, AB bütünleşme sürecinin en önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Avrupa vatandaşlığı ilkesi, demokrasi açığı ve meşruiyet gibi en ciddi sorunlarının çözümü olarak düşünülmekte, Avrupalılık bilinci ve kimlik oluşturma sürecinin oluşmasında önemli bir girişim olarak görülmektedir. Avrupa vatandaşlığı kavramı uzun bir geçmişe sahip olmamasına rağmen üzerinde akademik anlamda çok durulan bir kavram değildir. AB vatandaşlığı fikrinin temelleri daha öncelere dayansa da, bu kavrama ilişkin yasal zeminin hazırlanması Maastricht Antlaşmasının yürürlüğe girmesi ile tamamlanmıştır. Bu antlaşmada AB vatandaşlarının hakları belirtilmiş, bütünleşme süreci içerisinde bazı değişiklikler olmuştur. Son olarak Lizbon antlaşması ve temel haklar şartı, Avrupa Birliği vatandaşlarının haklarını güçlendirmiştir. 1. Avrupa Vatandaşlığı Maastricht Antlaşması ile getirilen ‘’ Avrupa Vatandaşlığı ‘’ kavramı, tüm Avrupa vatandaşları tarafından kullanılacak bazı hakları ifade etmektedir. 1993 yılında Maastricht Antlaşması ile kabul edilmiş ve birliğin temel amaçlarından biri haline gelen AB vatandaşlığı, Amsterdam Antlaşması(1997) ile birlikte Avrupa Birliği vatandaşlığının kapsamı genişletilmiştir. Avrupa vatandaşlığı alanında Maastricht Antlaşması ile atılan ilk adımdan sonra, 1997 tarihli Amsterdam Antlaşması ile bu ilke biraz daha geliştirilmiştir. Amsterdam Antlaşması ile tanınan haklardan en önemlisi, AB kurumlarına herhangi bir resmi Avrupa dili ile yapılan başvuruda aynı dilde cevap almaktır. Maastricht Antlaşması’nda göz ardı edilmiş olan ‘’ dil ‘’...

Read More

Uluslararası Hukuk Mu, Güçlünün Hukuku Mu?

ABD ile Avrupa’ya göre hem Kırım’daki halk oylaması, hem de Rusya’nın bu konudaki karar ve eylemleri uluslararası hukuka” aykırı…   Uluslararası hukuk, en kısa tanımıyla, uluslararası ilişkileri düzenleyen bir kurallar toplamı.   Örneğin, toprak bütünlüğü, sınırların tek yanlı değiştirilemezliği birer kural… Ve tabii kendi kaderini tayin hakkı da öyle… Bunlar uluslararası kurallar.   Dünyanın barış içinde dönebilmesi için tüm devletlerin, tüm kurumların, hatta kişilerin uluslararası hukuka uygun hareket etmeleri şart!   Ne ki çoğu kez tersi oluyor. Almanya Başbakanı Merkel’in dediği gibi, uluslararası hukukun önüne güçlü olanın hukuku geçiyor. En çarpıcı örnekse İsrail’in hukuku…   Tel Aviv yönetimlerinin yıllardan bu yana Filistin’de yaptıklarının neredeyse büyük bölümü uluslararası hukuka aykırı…   Ancak BM Güvenlik Konseyi’nden ne bir kınama kararı çıkıyor, ne de herhangi bir yaptırımdan söz ediliyor.   Güçlü olan İsrail’in hukuku her şeyin, uluslararası hukukun, insan hakları hukukunun, barışçıl tüm anlaşmaların ve sözleşmelerin, hepsinin önünde ve üzerinde…   Tabii İsrail’le kalmıyor; ABD, İngiltere, Fransa… Güçlü olanların hukuku, başka hiçbir kural tanımıyor ve takmıyor.   Afganistan, Irak, Libya, Suriye… Buralardaki savaşlarda uluslararası hukukun hangi kuralına uyuldu ki?   Elbette hukuka uyulmalı, tüm devletler hukukun kurallarına uymakta çok titiz davranmalı.   Hukuksuzluk her yerde, her ülkede ve dünyada en kötü şey… Ancak hukuku guguk haline getirenler “hukuk… hukuk…” dedikçe hiç inandırıcı olmuyor.   Akdeniz’de sürpriz tatbikat   Rus savaş uçakları ve helikopterleri Kırım’daki halk oylamasının hemen öncesinde Akdeniz’de tatbikata başladı. Rusya’nın...

Read More

Abdülkadir Molla ve İdam Tartışması

Bangladeş’te idam cezası alan Cemaat-i İslam hareketi liderlerinden Abdülkadir Molla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu dahil birçok ismin devreye girmesine rağmen kurtarılamadı. Bangladeş hükumetince kurulan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanan ve “savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlardan” hüküm giyen Molla tüm dünyanın gözleri önünde idam edildi. Molla’nın öldürülmesi dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de idam tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Bu tartışmaların henüz çocuk olmasına rağmen yaşı büyütülerek asılan Erdal Eren’in idamının yıl dönümüne denk gelmesi pek çok kişiye konuya farklı pencerelerden bakabilme olanağı da sağladı. Dünyada İdam Gerçeği Dünyada idam çok boyutlu olarak tartışılan bir ceza. Günümüzde birçok örgüt ve on binlerce kişi idam cezasının kaldırılması için faaliyet gösteriyor. Ancak çabalar yeterli değil. Bugün BM üyesi iki yüze yakın devletten sadece 86’sında idam cezasının kaldırılmış olduğunu görüyoruz. Buna karşın Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tam 99 devlette idam cezası hala ve yoğun olarak uygulanmakta. Öyle ki sadece Çin ve İran gibi ülkelerde her yıl yüzlerce kişi idam edilmekte. 11 ülkede ise sadece “vatana ihanet” ve benzeri özel suçlara yönelik olarak idam cezası uygulanmakta. Hukukun Olmadığı Bir Ülkede İdam Da Olmamalı İdam geri dönüşü olmayan bir ceza ve bu nedenle bu hükmü verecek mahkemenin adaletine tam olarak güvenmemiz gerekiyor. Oysa postmodern bir dünyada artık herkes adaletin iktidarlardan bağımsız olmadığının farkında. Rus Anarşit Mihail Aleksandroviç Bakunin’in “Hukuk iktidarların fahişesidir” sözü biraz...

Read More

Türkiye’de Mülteci Sorunu

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de bir mülteci sorunundan söz edilebilir. Gerek coğrafi konumu, gerekse de kültürel yakınlığı nedeniyle Türkiye’ye Yakın Asya ve Orta Doğu ülkelerinden yoğun bir mülteci ve göçmen akını bulunmaktadır. Bu mültecilerin büyük bir bölümü Türkiye üzerinden Avrupa’ya gitmek istemekte, geri kalan kısmı ise hayatlarına Türkiye’de devam etmek arzusu taşımaktadır. Türkiye Avrupa’ya uzanan bir köprü gibi olması nedeniyle yasadışı göçün yoğun olduğu ülkelerden bir tanesidir. Öyle ki Dışişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de 1995 ila 2012 yılları arasında yakalanan yasadışı göçmen sayısı 900.000’i geçmiştir. Yasadışı göçün ülkemizde “örgütlü şebekelerce” düzenlenmesi de dikkat çekmiştir. Türkiye’de 2010 yılında 32.667, 2011’de 44.415, 2012’de 42.690 yasadışı göçmen yakalanmıştır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Türkiye Ofisi’nin verilerine göre 2013 Şubat ayı itibariyle Türkiye’de yasal olarak 19.749 mülteci, 13.932 sığınmacı olmak üzere toplam 33.681 mülteci ve sığınmacı bulunmaktadır. Türkiye’ye gelen mülteci ve sığınmacıların uyruklukları dikkate alınırsa 13.365 kişiyle Irak birinci, 8.855 kişiyle Afganistan ikinci, 6.730 kişiyle İran üçüncü ve 2.643 kişiyle Somali dördüncü sırada yer almaktadır. Bunların dışındaki ülkelerden Türkiye’ye gelen toplam mülteci ve sığınmacı sayısı ise 2.088’dir.[1] Türkiye’deki mülteci ve sığınmacılar sayılırken ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeliler bu hesaba dâhil edilmemektedir. Çünkü ülkelerindeki iç savaştan kaçan Suriyeliler Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin tanıdığı geçici koruma hakkıyla Türkiye’de ikamet etmektedirler ve mülteci ya da sığınmacı sıfatı taşımamaktadırlar. Türkiye’deki 32 bin mülteci ve sığınmacının yarıya yakınını kadınlar oluştururken bunların da önemli bir kısmı...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler

Yasal Uyarı

Politik Akademi'deki bütün içerik Creative Commons lisansıyla korunmaktadır. Bazı hakları saklıdır.

Politik Akademi'de yer alan görüşler yazarlarına aittir ve politikakademi.org’un editoryal politikasını yansıtmayabilir.