Kategori: Hukuk

Mladiç, Uluslararası Ceza Mahkemesinde Yargılanıyor

Bosna Savaşı’nda, soykırım, insanlığa karşı suç ve savaş suçu işlemekle itham edilen Sırp lider Ratko Mladiç’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki yargılamasına devam edildi. Daha önce mahkemeyi boykot edeceğim diyen Mladiç mahkemeye katıldıysa da bu sefer de sürekli olarak yargıçların sözünü kestiği için mahkeme salonundan yargıç kararıyla çıkartıldı. Bosna Savaşı sırasında soykırım ve savaş suçu işlediği yolundaki suçlamalara karşı savunma yapmayı reddeden Mladiç, sürekli olarak yargıçların sözlerini de kesmeye başlayınca, kendisini mahkeme salonunun dışında buldu. Mladiç’in duruşması Saraybosna’da meydanlara kurulan dev ekranlardan da izlendi. “Hepimiz Şahidiz” sloganıyla yapılan organizasyona Bosna-Hersek genelinden yüzlerce savaş mağduru ve kurban yakını ile çok sayıda Saraybosnalı katıldı. Mladiç’in zaman zaman mahkeme salonunda sergilediği davranışlara tepki gösteren savaş mağdurları ve kurbanların yakınları, kendisinin taleplerini reddeden mahkemenin kararlarını alkışladı. Televizyonlarda da canlı yayınlanan duruşmayı, Srebrenitza katliamında çocukları öldürülen anneler de izledi. Tüm dünyanın gözleri önünde Mladiç’in bu suçları nasıl işleyebildiğini sorgulayan gözü yaşlı anneler, “Mladiç’in nasıl bir soğuk kanlılıkla çocuklarımızı öldürdüğünü düşünüyoruz” dedi. Bosnalı Sırpların siyasi lideri Radovan Karadziç’in 2008 yılında yakalanmasının ardından Bosna Savaşının firardaki en büyük zanlısı Ratko Mladiç’di. Mladiç, 1995’te 7.500 Müslüman Boşnak erkek ve çocuğun öldürüldüğü Srebrenitza Katliamının da aralarında bulunduğu soykırım ve savaş suçlarıyla itham...

Read More

Prof. Reçber: Uluslararası Hukuk ve Hocalı Katliamı

Uludağ Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kamuran Reçber, I. Uludağ Uluslararası İlişkiler Konferansı‘nda ‘Uluslararası Hukuk Açısından Hocalı Katliamı’ adlı sunumunda uluslararası hukukun günümüzde siyasetin yönettiğini söylemiştir. Hocalı Katliamında yaşananların Jenosid ( soykırım) mi, yoksa insanlığa karşı işlenen suç mu olduğunu inceleme konusu yapmıştır. Bilindiği gibi Hocalı Katliamı 1992’de Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ Savaşı sırasında yaşanmıştır. Katliam Ermenilerin çok sayıda Azeri sivili öldürülmesi olayıdır. Bu Katliamda REÇBER’in de ifade ettiği gibi 83 çocuk, 106 kadın ve 70’den fazla yaşlı dahil olmak üzere 613 sivil  öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmış, 1275 kişi rehin alınmış, 450 kişi ise kaybolmuştur. Soykırımı insanlığa karşı işlenen suçtan en önemli ayıran özelliğinin ‘özel kasıt‘ olduğuna vurgu yapan REÇBER, Uluslararası Ceza Mahkemesi(UCM)’nin 7. maddesi‘ne atıfta bulunarak , soykırım suçunun barış veya savaş zamanında işlenmesinin bir öneminin bulunmadığını, soykırım suçunu işleyenlerin ise siyasi suçlu olarak değerlendirilemeyeceğini söylemiş, Hocalı Katliamı’nın insanlığa karşı işlenen bir suç olduğu görüşünü yansıtmıştır. Dünya kamuouyunda Hocalı Katliamı’nın Azeriler tarafından uluslararası hukuki yöntemlerle yeteri kadar duyurulmadığını eleştiren REÇBER, bu katliamın BM’in Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmesini ve bu sayede dünya kamuoyunda daha çok gündeme geleceğine dikkati çekmiştir. Prof. Dr. Kamuran Reçber, Hocalı Katliamı’nın hukuki çözüm yollarını şu şekilde dile getirmiştir; “Siyasi yoldan çözüm arayışlarına girilebilir, Birleşmiş Milletler (BM)’in 33. maddesinde yer aldığı gibi; ‘1- Uzaması uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehdit edebilecek nitelikteki bir uyuşmazlıkta taraf olanlar, bu uyuşmazlığın çözülmesini her şeyden önce görüşme,...

Read More

I. Uludağ Uluslararası İlişkiler Konferansı

Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü ve Haydar Aliyev Vakfı Türkiye Temsilciliği‘nin işbirliği ile 16-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilmekte olan “Güney Kafkasya’da Güvenlik ve Türkiye-Azerbaycan İlişkileri” temalı I. Uludağ Uluslararası İlişkiler Konferansı bugün başladı. Prof. Dr. Tayyar ARI’nın düzenleme kurulu başkanı olduğu kongrede, düzenleme kurulu üyeliklerini ise Dr. Samir JAFAROV (Haydar Aliyev Vakfı Türkiye Temsilciliği Müdürü), Dr. Ferhat PİRİNÇÇİ, Dr. Çiğdem AYDIN KOYUNCU, Dr. Sezgin KAYA,  Meşti İSMAİLOV, Ramil AĞAZADE ve Arş. Gör. Sabri AYDIN üstlendiler. Konferansın programı şu şekilde belirlendi: 16 MAYIS 2011 – Pazartesi SAAT: 10.00 / Misafir Konuşmacılar Dr. Samir JAFAROV Haydar Aliyev Vakfı Türkiye Temsilciliği Müdürü Azerbaycan Prof. Dr. Tayyar ARI Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Türkiye Büyükelçi Faik BAGİROV Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Prof. Carey CAVANAUGH Director of Patterson School of Diplomacy and (E. Büyükelçi) International Commerce, University of Kentucky ABD SAAT: 13.00 – 14.30 / I. OTURUM / “GÜNEY KAFKASYA’DA BÖLGESEL GÜVENLİK” Oturum Başkanı: Prof. Dr. Tayyar ARI Hasan KANBOLAT / ORSAM BAŞKANI / Türkiye “Yeni Bölgesel Dinamikler Işığında Güney Kafkasya’da Güvenlik” Doç. Dr. Elman NASIROV / Azerbaycan Devlet İdaresi Akademisi / Azerbaycan “Ermenistanin dovlet terrorizmi siyaseti regional tehlukesizlik sisteminin formalashmasina esas tehdid kimi” Doç. Dr. M. Seyfettin EROL / ASAM Genel Koordinatörü / Türkiye “Kafkasya’nın Değişen Jeopolitiğinde Türkiye-Azerbaycan İlişkilerinin Geleceği” SAAT: 14.45 – 16.15 / II. OTURUM / “DAĞLIK KARABAĞ SORUNU” Oturum Başkanı: Prof. Dr. Yusuf OĞUZOĞLU Prof. Thomas AMBROSIO...

Read More

Birleşmiş Milletler (BM) Mevzuatı Kapsamında Libya'ya Müdahale

Libya’ya, İngiltere, ABD, İtalya ve Fransa 18 Mart 2011 cuma günü, Muammer Kaddafi(Muammar Ebu Minyar el-Kaddafi)’nin orantısız güç kullanımına karşı bir operasyon düzenlemişti. Birleşmiş Milletler (BM) Mevzuatı, 1.maddesinin III. paragrafına göre; “Ekonomik, sosyal, fikri ve insani nitelikteki uluslararası davaları çözerek ve ırk, cins, dil veya din farkı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel hürriyetlerine karşı saygıyı geliştirerek ve teşvik ederek, uluslararası  işbirliğini gerçekleştirmek.” bu madde BM’in Libya’ya müdahalesi için kaynak oluşturamaz. Ama BM‘in 2.maddesinin VII. paragrafına göre; “İşbu Andlaşmanın hiçbir hükmü, ne özü itibariyle bir Devletin ulusal yetkisi içinde bulunan işlere, Birleşmiş Milletlerin müdahalesine cevaz verir, ve ne de Üyeleri, bu gibi işleri, bu Andlaşma gereğince bir çözme tarzına bağlamaya zorlar; bununla beraber, VII. Bölümde düzenlenen zorlama önlemlerinin uygulanmasına bu ilke hiçbir biçimde halel getirmez.” bu paragraf itibariyle BM’in olası bir müdahalesi meşru sayılmaktadır.  Herhangi bir uyuşmazlık olduğunda BM’ye görüşme, tavsiyede bulunma yetkisi vermektedir. BM’in askeri gücü olmadığı için, Libya’ya operasyonu NATO’ya devretmiştir. BM Mevzuatı, Madde24/I’e göre; “Örgütün çabuk ve etkili hareket etmesini sağlamak için, Üye Devletler, Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasının başlıca sorumluluğunu Güvenlik Konseyi’ne verirler ve Güvenlik Konseyi’nin, bu sorumluluğunun kendisine yüklediği görevleri yerine getirirken, kendi adlarına hareket ettiğini kabul ederler.” BM  Mevzuatı VII. Bölüm, 39. madde itibariyle; Güvenlik Konseyi’ne tespit yetkisi vermektedir. Bu tespite istinaden BM Mevzuatı, 41. ve 42. maddenin hangisinin ceza terdibi olarak uygulanacağı hakkını yaratmaktadır. BM Mevzuatı, 40 maddeye göre; “Durumun kötüleşmesine engel...

Read More

Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türkiye

Türkiye‘nin jeopolitik önemini oluşturan yapı taşlarından birisi de Türkiye sınırları içerisinde yer alan boğazlardır. İstanbul ve Çanakkale boğazları Türkiye için olduğu kadar Karadeniz’e kıyısı olan diğer ülkeler için de oldukça önem arz etmekte. Bu boğazların kullanımı ise Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde belirli şartlara bağlanmış durumda. Peki, 9 Kasım 1936 yılında yürürlüğe giren ve böylesine önemli bir konuda düzenlemeler yapan Montrö Boğazlar Sözleşmesi nasıl, ne şekilde ve kimlerle imzalandı? Bilindiği üzere Montrö Boğazlar Sözleşmesi öncesinde boğazların kullanımı Lozan Boğazlar Sözleşmesi‘ne göre yapılmakta ve Türkiye bu sözleşmeden dolayı çeşitli kaygılar duymaktaydı. Çünkü bu sözleşmeyle boğazlar silahsızlandırılmış fakat zamanla diğer devletlerde önemli bir silahlanma yarışı söz konusu olmuştu. Bu atmosferde, Türkiye yeni bir sözleşme yapılması için girişimlerde bulunmaya başladı ve taraflara talebini iletti. Türkiye‘nin girişimleri birçok kez başarısız olduysa da 1936 yılında sözleşmeye taraf olan devletleri anlaşma masasına bir kez daha oturtmayı başarabildi Türkiye. 20 Temmuz 1936 yılında ise taraflar Lozan Boğazlar Sözleşmesi‘ne son vererek Montö Boğazlar Sözleşmesi‘ni imzalamışlardır. Yeni imzalanan Montrö Boğzalar Sözleşmesi, yirmi dokuz madde ve üç ek protokolden meydana gelmiştir. Sözleşmeye göre; Boğazlardan serbest geçiş esası kabul edilmiş, ancak ticaret ve savaş gemilerinin boğazlardan geçişi, barış-savaş-savaş tehdidi hallerine göre ayrı şartlara bağlanmıştır. Boğazların askeri kontrol ve savunması ise tamamen Türkiye’ye bırakılmıştır. Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile kurulan ve boğazlardan geçişleri denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyonu ise kaldırılarak tüm yetki ve sorumluluğu Türkiye’ye devredilmiştir. Bu maddelerin de gösterdiği gibi Montrö Boğazlar Sözleşmesi...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler