Kategori: İktisat

Avrupa Birliği Zirvesi Öncesinde Kritik Saatler

Euro bölgesinde bulunan 15 ülkenin kredi notunun düşürülmesi gündemdeyken, Cuma günü toplanacak Avrupa Birliği Zirvesi’nde “Yeni Avrupa Birliği Anlaşması”nın masaya yatırılması bekleniyor. Dün Paris’te bir araya gelen Fransa Cumurbaşkanı Nicholas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Euro bölgesindeki borç kriziyle daha etkin mücadele için gündeme getirdiği Yeni Avrupa Birliği Anlaşması’na farklı tepkiler geldi. Amerika Hazine Bakanı Timothy Geither’dan öneriye destek gelirken; Avrupa Konseyi ve İngiltere anlaşmanın değiştirilmesi gerekmediğini düşünüyor. Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy, bölgedeki borç krizinin daha sıkı önlemlerle aşılabileceğini, bunun için Avrupa Birliği Anlaşmasında değişiklik gerekmediğini açıklarken, İngiltere Başkan David Cameron ise Fransa ve Almanya’yı krizi kullanmakla suçladı. İngiltere’nin önceliğinin bu krizi aşmak olduğunu belirten Cameron, İngiltere’nin çıkarlarını koruyacağını söyledi. “İngiltere’nin çıkarlarına ters düşen hiçbirşeyin altına imza atmam” diyen Cameron’ın Zirve’de de bu tutumunu sürdüreceği...

Read More

Merkel ve Sarkozy’le Başka Bir Avrupa’ya Doğru

Almanya ve Fransa liderleri dün Paris’te bir araya geldiler. Üç saat boyunca konuştular, tartıştılar ve “Euro’yu kurtarma planı”na son şeklini verdiler. (Gerçekten böyle mi oldu, yoksa Sarkozy’nin sosyalist rakibi Francois Hollande’nin iddia ettiği gibi, karar veren Merkel’di de, Sarkozy yalnızca onu mu izliyordu?) Her neyse… Aldıkları kararlar çok önemli. Ve akla “Başka bir Avrupa” projesi geliyor. Çünkü yeni bir anlaşma, yeni yapısal değişiklikler öneriyor Merkel ve Sarkozy. x “Mali birlik” diyor iki lider birden. Mali birlik, Euro Bölgesi ülkelerinin bütçelerinin, vergi politikalarının ve harcamalarının tek merkezden kontrol altına alınmasını gerektiriyor. Yanı sıra, bütçe disiplinine uymayan ülkelere karşı “otomatik yaptırımlar” söz konusu. AB’nin bütçe açığı hedefi olan yüzde 3 oranını yakalayamayan ülkelerin, otomatik olarak mahkemede yargılanması (herhalde özel bir mahkeme) koşulu getiriliyor. x Tamam da, bütçe açıkları yüzde 3’ün altına nasıl çekilecek? Tabii ki tasarrufla. Euro ülkeleri sert tasarruf önlemleri uygulayacak. Yunanistan’a verilen destek, diğer ülkeler için örnek kabul edilmeyecek. x Ve de… Euro Bölge Ekonomi Hükümeti kurulacak. Bu hükümet kriz süresince koordinasyonu sağlayacak, büyümeye ve istikrara yönelik kararlar alacak. Bu arada Avrupa Merkez Bankası bağımsız yapısını sürdürecek. Eurobond’lar hiçbir durumda çözüm olmayacak. Gerekçesini Sarkozy açıkladı: “Almanya ve Fransa diğerlerinin kredi faizlerini kontrol etmeden, onların borçlarını ödemek durumunda olamaz.” x Saati kurdular, zaman hızla akıyor: Yarın (çarşamba) Merkel ve Sarkozy’nin planı resmen ilan edilecek. Perşembe ve cuma günleri de AB liderler zirvesinde görüşülecek ve büyük olasılıkla onaylanacak. x Merkel’in dünkü...

Read More

İspanya’da Direksiyon Muhafazakarlarda…

Borçlar, işsizlik ve durgunluk… İspanya’nın ekonomik göstergeleri öylesine olumsuz ki, seçim yapılıyor; iktidar değişiyor ama karamsarlık devam ediyor. (AA’nın verdiği habere göre, Madrid borsası dün sabah düşüşle açıldı; İspanya ve Almanya’nın 10 yıl vadeli tahvilleri arasındaki faiz farkı yeniden 460 puanı geçti.) Demokrasi… Seçimler… Tamam! Sosyalistler hezimete uğruyor, muhafazakarlar zafer kazanıyor. Daha da önemlisi soldan sağdan radikal partilerle ayrılıkçılar meclise girmeyi başarıyor. Ancak İspanya borçlarını nasıl ödeyecek, işsizlik nasıl azaltılacak kimse bilmiyor. Sandıksa sandık, oysa oy da… Ya ekonomi? x Özel sektör ve devlet borçları dorukta; borçlanma maliyeti yüzde 7 ile rekor düzeyde. İşsizlikte Euro Bölgesi birincisi; oran yüzde 22’ye dayanmış; 47 milyon nüfuslu ülkede 5 milyona yakın işsiz var ve bu kitlenin yüzde 45’ini genç nüfus oluşturuyor. Aile içinde hiç çalışanı olmayan hane sayısı 1,5 milyon dolayında; hane başına düşen gelir de, bir önceki yıla göre yüzde 4,5 daha az. Ve ekonomik büyüme tahmini, 2012 yılı için yüzde 1. Yani resesyon tehlikesiyle karşı karşıya İspanya. Şimdi soru şu: 350 sandalyeli İspanyol meclisinde 186 milletvekili ile çoğunluğu elden eden muhafazakar Halk Partisi, böylesine ağır bir ekonomik tablonun üstesinden gelebilecek mi? AB’de herkes bu sorunun yanıtını arıyor. Halk Partisi’nin başbakan adayı Mariano Rajoy, ekonomik programına ilişkin bir şeyler söyleyecek herhalde. Seçim kampanyalarında, hedefinin istihdamın artırılması olduğunu yineleyip durmuştu da bunu nasıl yapacağını hiç açmamıştı. Ayrıca sosyal haklarda kesintilere gitmeden ülkenin mali durumunu düzelteceğine de söz vermişti. Ama bu da belirsizdi....

Read More

Avrupa Birliği: Sihirli Değnek Mi, Emperyal Bir Proje Mi?

Bizim gibi ülkelerde kavramlar, içeride üretilmediği ya da üretilemediği için dışarıdan ithal edilirler ve ithal edilirken doğal olarak yanlış, eksik ya da hatalı olarak getirilirler. Bu durum Türk siyasal hayatına nüfuz etmiştir. Avrupa kavramı, Avrupa Birliği, demokrasi, insan hakları, serbest piyasa ekonomisi gibi kavramlar da hep günlük kullanımda bilerek ya da bilinmeyerek yanlış kullanımlara maruz kalmıştır.   Avrupa, Türkiye Cumhuriyeti için nihai hedefi teşkil etmiştir. Hatta bunu Osmanlı’nın ıslahat hareketlerinin başladığı döneme kadar taşıyabiliriz. Bu hedefe ulaşmak, onlara benzemek için, onların arasına katılmak için inişli çıkışlı da olsa sürekli bir isteği muhafaza etmişiz. Günümüzde bunun en büyük örneği AB üyeliğidir. Peki, AB nedir?   Yazılı-görsel-işitsel medyada yazılan çizilenleri kaba bir tasnife tabi tutarsak iki hâkim görüş ortaya çıkmakta. Birincisi: AB, ulus üstü bir yapılanma ve amacı bağımsız ulus devletlerin egemenlik haklarını ellerinden almak onları karmaşık bir işleyiş tarzına sahip AB yönetsel mekanizması içinde eritmek ve ulus devletleri kendine bağımlı kılmaktadır. Bunun içine biraz sol sos katanlar bunu yapanların büyük sermaye şirketleri olduğunu amaçlarının ulus üstü büyük bir sermaye imparatorluğu kurmak olduğunu eklemeyi ihmal etmiyorlar. Bu görüşü daha çok milliyetçi-bürokrat-cumhuriyetçi kesimin ve uluslar arası rekabetten zarar gören sermaye kesimlerinin seslendirdiğini söyleyebiliriz.   İkinci görüş ise AB’nin hayranlık beslediğimiz değerler olan aydınlanma-akılcılık-refah devleti-iktisadi gelişme ile demokrasi-insan hak ve özgürlükleri üzerine inşa edilmiş bir yapı olduğunu ve Türkiye’nin bu yapılanma içinde zaman kaybetmeden yerini alması gerektiğini söylemektedir. Bu kişiler arasında ilginç kesimler...

Read More

Libya Petrolü “Paylaşım” Masasında

AB istedi, ABD destekledi, NATO saldırdı. Kaddafi ordusunun direnecek gücü kalmadı. Ve sonunda Trablus yönetimi düştü. Düştü ama bu kez de AB, ABD ve NATO telaşa düştü. Kaddafi, savaşın mağlubuydu. Peki, galibi kimdi? O belli değildi işte. Aylardır isyancıları besleyip büyüten ve savaşa sokan Batılı güçler şimdi de onların kim olduklarını araştırıyordu. Kimdi, kimlerdi onlar? x Kaddafi karşıtlarının “oldukça karmaşık bir kalabalık” oluşturduğu belirtiliyordu Avrupa basınında. Aralarında “eski rejimin enkazı, İslamcılar, aşiretler, özel ordu birlikleri ve fırsatçılar” vardı. Ve bu gruplar iktidar boşluğundan yararlanmak için birbirleriyle de çatışıyorlardı. Bu durumda, bu karmaşık kalabalık, birlik ve beraberlik içinde olabilir miydi? Ülkeye “barış ve istikrar” getirebilir, “özgür” bir devlet kurabilir ve Libya’nın “yeniden yapılandırılması”nı başarabilir miydi? Ve de ABD Başkanı Obama’nın umut ettiği gibi, “Libya’da demokrasiye barışçıl geçişi” sağlayabilir miydi? x Şimdilik bu soruların olumlu yanıtı yoktu. Tabii Obama’nın “demokrasi” umudunu paylaşan da yoktu. Siyasi partinin ne olduğunu, ne işe yaradığını bilmeyen bir toplum demokrasiyi, demokrasiye geçişi nereden bilecekti? Trablus’un düştüğüne ilişkin haberlerin ardından Avrupa’nın gündemindeki tartışma buydu. Batılılar daha ilk günden tedirginlik duymaya başladılar. Pek çok şey belirsizdi. Aşiretler bölünmüştü ve karşılıklı husumet besleniyordu. “Bingazi merkezli konsey”in bir an önce uzlaşmaya yönelik çözüm üretmesi gerekirdi. Irak’taki hatalar Libya’da yaşanmamalıydı. Mevcut orduya ve bürokrasiye sahip çıkılmalıydı. x Daha da önemlisi… Paylaşım nasıl olacaktı? NATO saldırısına öncülük eden Fransa, hemen arkasındaki İngiltere ve destekçileri ABD… Libya’nın gelirlerinin yüzde 90’ını sağlayan petrol kuyularını...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler

Yasal Uyarı

Politik Akademi'deki bütün içerik Creative Commons lisansıyla korunmaktadır. Bazı hakları saklıdır.

Politik Akademi'de yer alan görüşler yazarlarına aittir ve politikakademi.org’un editoryal politikasını yansıtmayabilir.