Kategori: İktisat

Osmanlı’nın Üretim Yapısı

Son zamanlarda kaçak öğrencilik yapmaya başladım: kendi derslerimin yanı sıra diğer bölümlerin derslerini de izliyorum. Özellikle sosyal bilim alanında adlarını sıkça duyduğum iki ismin, Prof. Dr. Ali Yaşar Sarıbay‘ın ve Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün‘ün derslerini ilgiyle takip ediyorum. Oldukça verimli dersler oluyor benim için.. Cuma günü Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’ün “Türkiye’nin Politik Yapısı” adlı dersi vardı. Derse katılmak benim adıma oldukça yararlı oldu, Osmanlı’nın üretim yapısını kafamda şekillendirebildim. Hatta hocamızın anlatımı sayesinde bu yapıyı gözümde canlandırma imkanı dahi buldum. Dersten aklımda kaldığı kadarıyla, Osmanlı’nın üretimi bir sac ayağına benziyor. Bu noktada karşımıza ziraat, ticaret ve sonrasında da zanaat çıkıyor. Ziraat Osmanlı’nın en fazla önem verdiği alanlardan bir tanesi. Hemen her devlet gibi, Osmanlı da ziraat ile ilgileniyor, ziraatle ilgilenenlere destek oluyor. Bunun altında da birinci önceliğimiz olan karnımızı doyurma ve devamlılığımızı sağlama güdüsü yatıyor. Osmanlı’da tüccar sevilmemekle birlikte katlanılması gereken birisi olarak görünüyor. Sırf hijyen sebebiyle bile tüccarlara soğuk bakılıyor çünkü o zamanlarda salgın hastalıklar genellikle tüccarlar tarafından yayılıyor. Hatta kervansaraylarda, hanlarda tüccarlar halktan tecrit ediliyor. O zamanlar için toplumun en marjinal kesimi olarak tüccarlar öne çıkıyor ve tüccarlık ahlaki bulunmuyor. Bu noktada ziraat ile tüccarlık arasında büyük bir fark ortaya çıkıyor. Zanaata gelecek olursak Osmanlı tam anlamıyla bir zanaat dünyası. Birçok alanda ve öylesine ince işler yapılmakta ki bu derece iyi ürünleri günümüzde bulmak pek olası değil. Bunun altında da Osmanlı’nın zanaat sistemi yatmakta sanıyorum. Loncalarda...

Read More

Tarımsal Kalkınma Modelleri ve Sanayi

Türkiye gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alıyor. Bu gidişle daha uzun yıllar bu kategoride yer alamaya da devam edecek. Çünkü gelişimin temellerini hala tam olarak atabilmiş değiliz. Bugün gelinen notkada elimizde hala tarım var. Tarımın ötesine geçtiğimizi söylemek güç, özellikle de dünya böylesine bir gelişim süreci içerisindeyken! Türkiye’nin ilk yerli otomobilinin üretim serüvenini anlatan “Devrim Arabaları” filminde, Devlet Başkanı Cemal Gürsel’in şu konuşması içinde bulunduğumuz durumu net bir biçimde ortaya koyuyor: “Türkiye’nin sık sık bir tarım memleketi olduğunu söylerler. Nitekim de doğrudur. Bir vapur dolusu pamuk karşılığı ancak birkaç otobüs alabiliyoruz. Ot satmakla neticeye varmak kadil değildir. Bu cihetle sanayi lazımdır.” Ne kadar doğru, sözler:...

Read More

Küresel Gıda Krizi: Petrol Mü, Yemek Mi?

İçinde bulunduğumuz dönemde gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde açlık en hayati sorunların başında geliyor. Pek çok ülkede, insanlar açlıkla karşı karşıyalar. Aç insan ise sadece ve haklı olarak saldırıyor. Bengladeş’te 10.000 işçi protesto gösterilerinde bulundu, polisle çatıştı. Mısır’da yaşanan çatışmalar da Bengladeş’ten farksızdı; göstericilerin üzerine polis tarafından ateş açıldı, göstericiler arasında ölenler oldu. Haiti’de ise artan gıda fiyatları Başbakan’ı koltuğundan etti. Türkiye’de de durum diğer ülkelerden çok farklı sayılmaz: pirinç fiyatlarında %130’a varan artışlar, bulgur ve makarna fiyatlarındaki yükseliş özellikle alt ve orta gelir seviyesindeki ailelerin ekonomilerini sarstı. BM Kalkınma Ofisi, Türkiye ve Brezilya’da enflasyon tsunamisi yaşanabileceği uyarısını yapıyor. Aynı...

Read More

Tarihe Işık Tutmak: 1940’larda Türkiye

Elimde güzel bir dergi var, Ocak 1949 basımı bir Bütün Dünya… Artık dedemin mi, ya da başka birisinin mi bilmiyorum. Sadece okduğum ve şaşırdığım bir noktayı paylaşmak istiyorum. Dergide bir tablo yer alıyor, başlığı: “Türkiye’nin Vaziyeti” Tabloda Türkiye’in 1949 yılındaki görünüşüne dair önemli istatistikler şu şekilde sıralanıyor:   Nüfus: 1945’te 18.860.000 kişi. Bunun %75’i ziraatle geçinmektedir. Öğretim: 1927’de halkın %91’i okuma ve yazma bilmiyordu. 1935’de latin alfabesi kabul edildikten sonra, bu nisbet % 84,5 a düştü. Daha yeni olan istatistiklere göre nispet halen %80’dir. Devletleştirilmiş Sanayi Şubeleri: Demiryolları, kömür madenleri, dokuma sanayii, şeker istihsali. Başlıca İhracatı: Tütün, hububat ve zahire, yağlı yemişler, deri, krom. Başlıca İthalatı: Makine. Kadınların Vaziyeti: Harem hayatı ortadan kalkmıştır. Kadınlar kanuni, içtimai, siyasi ve iktisadi sahada erkeklerle müsavidir. 1926 yılında kabul edilen Medeni Kanundan sonra fazla kadınla evlenmek yasaktır. Rey Hakkı: Kadın ve erkekler meclis seçiminde 22 yaşından itibaren seçmek ve 30 yaşından itibaren de seçilmek hakkına sahiptirler.   Tarihe çok güzel bir not düşmüşler, paylaşmak istedim. Nereden nereye geldiğimizi ve nereden nerelere açılacağımızı düşündüm. Umarım çok daha gelişiriz, büyürüz… Elbette aydınlanma ve bilimin...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler