Kategori: Siyasal Psikoloji

Nietzsche ve Post-Modernizm

1833 doğumlu bir Alman felsefecisi olan Nietzsche’yi nihlizmden ayrı düşünmek mümkün değildir. Nietzsche’nın nihlizminde, Hristiyanlık başta olmak üzere Batı’nun tüm değerlerini reddediş vardır. Nietzsche, bu düşüncelerini «Tanrı Öldü» diyerek özetlemiştir. Burada öldürülen, soylu bir ahlak ve felsefeye dayanmadığına inandığı Hristiyanlık düşüncesindeki “Tanrı” inancıdır. Çünkü Nietzsche bunu boş bir inanç olarak nitelerken her türlü ilerlemenin önünde bir engel olarak görmektedir. Esas olarak Nietzsche’nin düşüncesi her türlü inanç ve değere karşı olan her türlü metafizik ve ahlaki gücü yok sayarak hiçbir iradeye boyun eğmemektir.[1] Nietzsche, bu görüşünü Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı eserinde insanlara şöyle vaaz etmektedir: “Artık başınızı kutsal şeylerin sırrına...

Read More

Uluslararası İlişkilerde Propaganda ve Propaganda Türleri

Propaganda tek bir yol ile yapılmamakta, söz konusu süreçte farklı propaganda türleri kullanılmaktadır. Günümüzde kullanılan propaganda türleri beyaz propaganda, siyah propaganda, gri propaganda ve silahlı propaganda olarak sıralanmaktadır. Birbirinden bağımsız bir şekilde kullanılabileceği gibi karma bir biçimde de kullanılabilen propaganda türleri şöyledir: 2.3.1. Beyaz Propaganda: Propaganda türleri arasında en açık şekilde yapılan propagandadır. Kaynağı bellidir ve zaten kaynak kendisini ortaya koymak istemektedir. Kaynağın güvenilirliği oranınca beyaz propaganda da güç kazanır. Bu noktada kaynağın güvenilirliğinin sağlanması ve söz konusu amacın meşruluğu propagandanın etkinliğini önemli ölçüde belirler. Yalan haber, iftira ve çarpıtmalara başvurulmadan, bilgi olduğu şekliyle sunulur. Beyaz propaganda, kara propagandanın aksine zamanla etkinliğini daha fazla arttırır. “Haberler doğru çıktıkça inandırıcılık artar. Halk inanmadığı radyoyu dinlemez, inanmadığı gazeteyi okumaz, okusa da bilgilerini şüphe ile karşılar. Hitlerin uyguladığı siyah propaganda bir süre sonra tutmadı geri tepti, halk kendi inandığı radyoları dinlemeye başladı. İngiliz ve ABD yayın organları güven verici yayınlar yaptılar. Bunun etkisiyle II. Dünya Savaşının yönü değişti.”[1] Beyaz propagandayı gazetelerde, radyolarda, televizyonlarda ve gelişen bilgi işlem teknolojileri sonrasında hayatımıza dâhil olan internette görmek oldukça olasıdır. “Beyaz propagandanın malzemesi haberdir. Hasım tarafın hatalarını, suiistimallerini malzeme olarak kullanırlar. Bu malzemenin ne zaman, ne şekilde, nasıl ve hangi ölçüde kullanılacağı iyi planlanmalıdır.”[2] Beyaz propaganda uygulamalarında, genellikle meşru bir hakkın savunması açık bir kaynaktan yapılmaktadır. Bunun için demokratik bir ortamın varlığı gereklidir. Genellikle “gelişmiş demokratik ülkelerde bu tür propaganda yöntemine sıkça başvurulur.”[3] 2.3.2. Kara Propaganda:...

Read More

Propagandanın Özellikleri ve Amacı

Yukarıda paylaşmış olduğum tanımlardan da anlaşılabileceği gibi propagandanın hammaddesi ne kömür ne de çeliktir: Propagandanın hammaddesi fikirleri geniş kitlelere yaymaya olanak veren söz ve yazıdır! Şüphesiz propaganda gelişigüzel söylenmiş söz ve kaleme alınmış yazılardan da ibaret değildir: Propaganda faaliyetleri sırasında detaylı bir çalışma yapılmakta; yer, zaman, yöntem ve hedef kitle üzerinde ciddi bir plan oluşturulmakta ve bu plan titizlikle uygulanmaktadır. “Propagandanın amacı, propagandayı yapana doğrudan veya dolaylı fayda sağlamasıdır. Bununla birlikte propaganda ile hasım grubu ekonomik ve politik yalnızlığa itmek amaçlanır. Bir savaşta nihai zafer, düşmanın yenilgiyi kabulüne bağlıdır. Yenilgiyi kabul etmeyen düşman, ileride tekrar sorun oluşturacaktır. Düşmanın moral gücü olan maneviyatının çökmesi, ancak psikolojik savaş yöntemi olan propaganda ile mümkündür.”[1] Günlük hayatta kullanımı zihinlerde olumsuz bir imaj oluştursa da, propagandanın 20. yüzyılın en önemli buluşlarından bir tanesi olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde, propaganda uluslararası ilişkilerde, ekonomik ilişkilerde ve özellikle demokratik ülkelerde yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Geniş halk kitlelerini etkilemek ve düşüncelerini değiştirmek anlamını da taşıdığından dolayı, propaganda, demokratik sistemlerde halkın desteğini kazanmak ve böylelikle iktidar olmak amacıyla kullanılmaktadır. Propaganda, uluslararası ilişkilerde ise sıklıkla savaş kazanmak, iktisadi ve siyasi bir öğretiyi diğer ülkelere yaymak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle 20. ve 21. yüzyılda propaganda faaliyetleri büyük bir artış göstermiştir. 20. yüzyıla damgasını vuran Faşizm, Nazizm, Komünizm ve Liberalizm gibi ideolojilerin geniş halk kitleleri ve devletlerce benimsenmesi ve iş bu ideolojilerin yayılması sürecinde propaganda çok önemli bir rol üstlenmiştir. Örneğin Rusya’da Vladimir İlyiç...

Read More

Uluslararası İlişkiler, Siyaset Bilimi ve Propaganda

Propaganda, “yayılması gereken” anlamına gelen Latince “propagare” kökeninden gelen, Türk Dil Kurumu Büyük Sözlüğü’nde “Bir öğreti, düşünce veya inancı başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla söz, yazı ve benzeri yollarla gerçekleştirilen çalışma, yaymaca”[1] olarak tanımlanan bir kavramdır. Blackwell’in Siyaset Bilimi Ansiklopedisi’nde ise propaganda, “Simgelerin (sözcükler, sloganlar, gösteriler, müziksel ve görsel gösteriler de dâhil olmak üzere) hesaplı bir biçimde manipülasyonu izleyici topluluğun tutum ve davranışlarını tasarlama veya dolaylı olarak değiştirme”[2] olarak tanımlanmaktadır. Bir diğer tanıma göre, propaganda, “bir topluluğun düşüncelerini, duygularını, davranışlarını, tavır ve hareketlerini etki altında tutmak ve onları değiştirmek amacıyla yayınlanan bilgi, belge, doktrin ve görüşlerdir.”[3] “Propagandanın kullanımı konusunda esas gelişme iki savaş arası dönemde totaliter ve otoriter rejimlerin ortaya çıkışıyla yaşanmıştır. Gerek Sovyetler Birliği gerekse Nazi Almanya’sı daha gelişmiş ve daha pahalı olan mekanizmaları devreye sokmuşlar ve hatta Batılı demokratk ülkeler bunların karşısında oldukça zorlanmışlardır. Özellikle 1917’de Rusya’da Bolşevik rejimin işbaşına gelmesiyle propaganda uluslararası ilişkilerde önemli bir unsur haline gelmiştir. Nazist ve Faşist rejimler Bolşevik Rusya’dan esinlenerek bu yöntemi totaliter rejimlerin iç ve dış politikalarında gerekli bir unsur olarak kullanmışlardır. Ancak Nazizmin ve Faşizmin piyasadan silinmiş olmasına rağmen savaş sonrasında propaganda sona ermediği gibi yoğunluğu daha da artarak kullanılmıştır. II. Dünya Savaşı sonrası dönemde propaganda neredeyse diplomasinin yerini alarak Soğuk Savaşın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş ve Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri kendi müttefiklerini tutabilmek ve yeni müttefikler kazanabilmek amacıyla propagandaya ağırlık vermişlerdir.”[4] “Psikolojik savaşın en...

Read More

Soğuk Savaş Sürecinde ve Günümüzde Psikolojik Savaş

II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra oluşan ve başını Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin çektiği iki kutuplu yapıda psikolojik savaş sistemli bir hale gelebilmiş ve etkili bir şekilde uygulanmaya başlanmıştır. “Avrupa’nın bir güç merkezi olarak dünya politika sahnesinden çekilmesinden sonra, dünya en az yirmi yıl kesin çizgileriyle Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin çevresinde ‘iki kutuplu’ bir nitelik kazandı. II. Dünya Savaşı’nda Hitler Almanyası ile Mussolini İtalyasını dize getiren güçler İngiltere ya da Fransa değil, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği idi. Savaş sonrasından 1970’lere kadar uluslararası ilişkilerin tarihini, iki karşıt ideolojiye bağlanmış Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği’nin yeryüzünde etki kurmak için gösterdikleri çabaların öyküsü olarak nitelemek gerçekçi bir genelleme olacaktır. Savaştan her bakımdan yıkık çıkan Avrupa devletleri bu iki ‘süper’ devletin çevresinde kümeleneceklerdir. Böylece ortaya ‘iki kutuplu’ bir denge çıkmıştır. ‘Soğuk savaş’ diye kısaltarak anlattığımız bu yeni durum, etkisini yirmi yıl kadar sürdürmüştür.”[1] “Sıcak savaşların yerini soğuk savaşların aldığı siyasi arenada, artık düşman kabul edilen ülke topraklarının ele geçirilmesi devri kapanmış, bu ülkeleri sosyal, siyasal, hukuki, ahlaki ve kültürel olarak hegomonyalaları altına alma devri başlamıştır. Bu mücadelenin en büyük silahı ise psikolojik savaş faaliyetleridir.”[2] Soğuk Savaş sürecinde psikolojik savaş faaliyetleriyle önce çıkan iki devlet Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olmuşlardır. Amerika Birleşik Devletleri, Soğuk Savaş sürecinde kendi kutbunda yer alan ülkelerin rejimlerinin devam etmesini, diğer kutupta yer alan ülkelerin ise rejimlerini değiştirmesini...

Read More
  • 1
  • 2

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler

Yasal Uyarı

Politik Akademi'deki bütün içerik Creative Commons lisansıyla korunmaktadır. Bazı hakları saklıdır.

Politik Akademi'de yer alan görüşler yazarlarına aittir ve politikakademi.org’un editoryal politikasını yansıtmayabilir.