Kategori: Siyasal Psikoloji

II. Dünya Savaşı ve Psikolojik Savaş Uygulamaları

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda yapılan ve “dünya savaşı” olarak adlandırılan iki savaştan ikincisidir. Savaş, Alman ordularının Polonya’ya saldırdıkları 1 Eylül 1939 tarihinde başlamış ve altı yıl boyunca dünyanın dört bir yanında kesintisiz olarak sürmüştür. Literatürde, II. Dünya Savaşı’ndan, sıklıkla I. Dünya Savaşı’nın bir devamı olarak bahsedilmektedir. Buna karşın iki savaş arasındaki en belirgin fark, II. Dünya Savaşı’nın I. Dünya Savaşı’na nazaran çok daha global ve yıkıcı olduğudur. “Adı daha sonra ‘dünya savaşı’ olmuşsa da birincisi tam bir Avrupa savaşıdır; ikincisi ise yeryüzünün globalleşmesi süreci içinde, dünyanın globalleşmesi süreci içinde, dünyanın tüm köşelerine yayılmıştır.”[1] I. Dünya Savaşı ile II....

Read More

Tarihte İlk Psikolojik Savaş Uygulamaları

Psikolojik savaş, özünde, insanların duygu ve düşüncelerini fayda sağlamak amacıyla değiştirme faaliyetidir. Bu noktada psikolojik savaşın tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. Şüphesiz dünden bugüne her insan karşısındaki insanın ya da insanların düşüncelerini kendi lehine değiştirmeye çalışmıştır. Bu sebeple kimi çalışmalarda ilk psikolojik savaş uygulaması olarak, semavi dinlerin hepsinde sözü edilen Havva’nın Adem’e yasak elmayı yedirmesi süreci gösterilmektedir. Farklı tezler ortaya konulmuş olsa da literatürde ortak kanı, psikolojik savaş uygulamalarının insanlık tarihi kadar eski olduğudur. “İnsanlık tarihi kadar eski olan bu faaliyet şekli ilk olarak insanlar arası anlaşmazlıkların çözümünde hilelerin kullanılması ve büyücülük faaliyetleri ile ortaya çıkmıştır. Hile ve büyücülük faaliyetleri ne denli ilkel olsalar da modern psikolojik savaş faaliyetlerinin atası sayılırlar.”[1] Psikolojik savaşı, devletler tarafından sistemli ve bilinçli şekilde uygulanan bir faaliyet olarak ele alırsak; bu tür uygulamaları yapan ilk devlet Roma İmparatorluğudur. Roma İmparatorluğu, Romalıları kutsarken, Romalı olmayanları barbar, vahşi yaratıklar olarak tanımlamıştır. Ayrıca düzenlemekte olduğu geniş çaplı sportif müsabakalar ve kanlı dövüş gösterileri ile kendini diğer toplumlara tanıtma şansını yakalamıştır. Tüm bu ve benzeri uygulamalar aracılığıyla Roma büyümüş ve yüzyıllarca çok büyük bir coğrafyaya egemen olabilmiştir. [1] Ahmet Çeşme, Kansız Mücadelenin Kanlı Yüzü Psikolojik Harekat ve PKK, IQ Kültür Sanat ve Yayıncılık, İstanbul, 2005, Sayfa...

Read More

Psikolojik Savaşın Özellikleri ve Amacı

Psikolojik savaş, savaşta ve barışta uygulanabilmektedir. “Hem savaşta, hem barışta, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirmek maksadıyla bilginin kullanılması psikolojik savaştır.”[1] Psikolojik savaşta zamansal olarak herhangi bir sınırlama söz konusu olmamaktadır. Her zaman uygulama şansı bulunan psikolojik savaş, aynı zamanda her tarafa karşı da uygulanabilmektedir. Psikolojik savaş, dost bir devlete uygulanabileceği gibi düşman bir devlete ve hatta tarafsız olan bir devlete karşı da kullanılabilmektedir. Psikolojik savaşın genel olarak amacı, şu şekilde belirtilmiştir: “hedef alınan toplumlarda taraftar bulmak için propaganda yapmak ve karşıt görüşleri çürütmek için de anti propaganda faaliyetlerinde bulunmaktır.”[2] Psikolojik savaşta, devletin amacı, hedefteki toplumların zihinlerini etkileyerek, söz konusu toplumların tutum ve davranışlarını kendi lehinde değiştirmektir. Bu noktada ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal, askeri ve teknolojik unsurlardan yararlanılmaktadır. “Psikolojik savaşın saldırı ve savunma silahı; propaganda, eğitim ve provokasyondur. Cephanesi ise; söz, yazı, resim, broşür ve e-posta şeklindeki bilgilerdir. Bu savaş tarzının amacı, insanları ikna etmek ve onları değiştirmektir. Yöntemi de beyin yıkamadır.”[3] Bugün bu yöntemi farklı araçlarla uygulamaya çalışan birçok odak, insanların duygu ve düşüncelerini kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çabalamaktadır. “Düşmanın psikolojik savaşla almak istediği ilk netice kurban seçilen ülke halkının, aydınlarının, yöneticilerinin; salim, soğukkanlı muhakeme yeteneğini, itidalini bozmak, mümkün olan en büyük boyutlar içinde bu insanları kırgın, kızgın, karamsar, ümitsiz, gayrimemnun, kendi değer ve sistemlerine karşı inançsız, saygısız ve güvensiz hale getirmektir.”[4] Psikolojik savaş önemli olsa da muharebe alanında ancak önemli bir yardımcı konumunda olabilir. “Bu savaşın rolü...

Read More

Psikolojik Savaş Kavramı ve Uluslararası İlişkiler

Uluslararası ilişkiler en nihayetinde devletler arasındaki bir güç mücadelesinden oluşmakta ve bu mücadelenin başlıca araçları arasında diplomasi, ekonomik yaptırımlar ve savaşlar sayılmaktadır. 21. yüzyılda insanoğlu savaşlarla amacına tam olarak ulaşamadığını görmüş, Fransız siyaset bilimcisi ve diplomatı François-René de Chateaubriand’ın “Hiçbir şey silahla kazanılan zafer kadar geçici değildir” önermesi pek çok kez doğrulanmıştır. İnsanoğlu silahla kazanılan zaferlerin yeterli olmadığını, silahla zafer kazanmanın çok da büyük bir deha olmadığını bin yıllar öncesinde görebilmiştir. İki bin beş yüz yıl öncesinde yaşamış olan Sun Tzu’nun şu sözleri bunu çok net bir şekilde ortaya koymaktadır: “Yüz muharebenin hepsini kazanmış olmak başarının zirvesinde olunduğu anlamına gelmez. Düşmanı savaşmadan yenmektir mükemmel olan… Düşmanı savaşmadan yenmek ustalığın doruk noktasıdır.”[1] Savaşın ikamesi olarak görülen diplomasi ve ekonomik yaptırımların da zaman zaman yeterli olmadığı görülmektedir. Psikolojik savaşın mevcudiyetinin temeli de işte bu noktada oluşmaktadır. Psikolojik savaş, devletler arasındaki güç mücadelesinde diplomasi, ekonomik yaptırımlar ve topla tüfekle yapılan savaşın rasyonel bir araç olarak görülmediği zamanlarda kullanılabilecek en etkin araç durumundadır. Psikolojik savaş “açıklanan bir olağanüstü durum veya savaşta, iletişim araçları ve diğer psikolojik vasıtaların düşman üzerinde psikolojik baskı yaratmak ve düşman kontrolü altındaki bölgelerdeki düşman gruplarının ve diğer hedef alınan toplulukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilemek amacıyla kullanılması tekniği”[2] olarak tanımlanabilir. Bir diğer tanıma göre, psikolojik savaş, “örgütlü, amacı sadece gerçek kişiler olan, mal ve cana yönelik şiddetten öte, ortaya çıkardığı korku psikozuyla propaganda ve kışkırtma yöntemlerini kullanarak zihinlerde,...

Read More

21. Yüzyılda Psikolojik Savaş ve Propaganda

İnsanın insanla olan savaşında, bin yılları geride bırakmış olsak da değişen hiçbir şey yok. İnsanoğlu dün olduğu gibi bugün de kendi ile savaş halinde. Habil’in Kabil’i öldürmesiyle başlayan süreçte, insanoğlu ölmeye ve öldürmeye devam ediyor. Hatta zaman geçtikçe daha çok kişiyi daha az zaman ve maliyette öldürmeyi de öğreniyor insan. Her geçen gün yeni bir kitle imha silahı geliştiriliyor, deneniyor. Kullanılan silahlara göre adlandırıyoruz artık savaşları, örneğin nükleer savaş ya da biyolojik savaş diyoruz.   Savaşa dair umut veren girişimler de olmuyor değil. Uluslararası hukukta savaşa dair yasalar oluşturuluyor. Milletler Cemiyeti gibi Birleşmiş Milletler de savaşları çeşitli temel ve kurallarla sınırlamaya çalışıyor. Fakat tüm bu çabalara rağmen savaşların önü alınamıyor. 1990’lı yıllarda Kuzey Aftika’da yaşanan iç savaşlarda bir milyonun üzerinde insan ölüyor. 2003’te başlayan Irak Savaşı’nda ölenlerin sayısı da Afrika’dakilerden az değil.   İnsanoğlu bugün de savaşıyor, Thomas Hobbes’u haklı çıkartırcasına insan insanın kurdu olmaya devam ediyor…   Savaşları biliyor, silahları görüyor, bombaları duyabiliyoruz fakat göremediğimiz bir savaş, göremediğimiz silahlar ve duyamadığımız sesler de var! Adlarını hiç duymadığımız, yüzlerini hiç görmediğimiz insanlar tarafından düşüncelerimize yön veriliyor, zevklerimiz belirleniyor ve en önemlisi tercihlerimiz etkileniyor.  Psikolojik savaş, gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin de etkisiyle 21. yüzyıla damgasını vuruyor. Her birey bu savaştan etkileniyor. Özellikle demokratik sistemlerde, uygulanan psikolojik savaş tekniklerinin ve özellikle propagandanın etkisiyle ülkelere ve hatta uluslararası sisteme yeni bir şekil verilmeye çalışılıyor.   Psikolojik savaş, sıcak savaş ya da barış dönemlerinde, her zaman...

Read More
  • 1
  • 2

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler