Kategori: Siyasi Tarih

II. Dünya Savaşı ve Psikolojik Savaş Uygulamaları

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda yapılan ve “dünya savaşı” olarak adlandırılan iki savaştan ikincisidir. Savaş, Alman ordularının Polonya’ya saldırdıkları 1 Eylül 1939 tarihinde başlamış ve altı yıl boyunca dünyanın dört bir yanında kesintisiz olarak sürmüştür. Literatürde, II. Dünya Savaşı’ndan, sıklıkla I. Dünya Savaşı’nın bir devamı olarak bahsedilmektedir. Buna karşın iki savaş arasındaki en belirgin fark, II. Dünya Savaşı’nın I. Dünya Savaşı’na nazaran çok daha global ve yıkıcı olduğudur. “Adı daha sonra ‘dünya savaşı’ olmuşsa da birincisi tam bir Avrupa savaşıdır; ikincisi ise yeryüzünün globalleşmesi süreci içinde, dünyanın globalleşmesi süreci içinde, dünyanın tüm köşelerine yayılmıştır.”[1] I. Dünya Savaşı ile II....

Read More

İki Dünya Savaşı Arası Dönemde Psikolojik Savaş

1918’in sonlarına doğru sona eren I. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştır. Savaşın sonlarına doğru Rusya’da, savaş sonrasında ise Almanya ve İtalya’da yönetim değişiklikleri olmuştur. Bu süreçte Rusya’da Vladimir İlyiç Lenin önderliğinde Bolşevikler, Almanya’da Adolf Hitler önderliğinde Naziler ve İtalya’da Benito Amilcare Andrea Mussolini önderliğinde Faşistler hükümete geldiler. “1918’da başlayıp 1939’da patlak veren İkinci Dünya Savaşı ile biten iki savaş arası dönemi, Avrupa’nın ve sonra dünyanın bir dünya savaşından bir başka dünya savaşına gidişini hazırlayan dönemdir.”[1] İş bu dönemde II. Dünya Savaşı’nın ayak sesleri duyulurken, devletler ve ideolojiler sürekli olarak kendilerini geliştirmek güdüsüyle çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu...

Read More

I. Dünya Savaşı’nda Psikolojik Savaş Uygulamaları

I. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda yaşanan ve “dünya savaşı” olarak adlandırılan iki savaştan birincisidir. Dört yıl süren savaş, 28 Temmuz 1914 tarihinde başlamış ve 1918 yılında sona ermiştir. Avrupa kıtasında patlak veren savaş, kısa sürede tüm dünyaya yayılmış ve dünya devletleri İttifak Devletleri ve İtilaf Devletleri olarak karşı karşıya gelmişlerdir.  Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan’dan oluşan İttifak Devletleri; İngiltere, Fransa ve Rusya önderliğindeki İtilaf Devletleri ile savaşmışlar ve savaş sonrasında mağlup oluşlardır. İttifak devletlerinin mağlup olmalarında, savaşa sonradan İtilaf Devletleri arasında katılan İtalya, Japonya, Yunanistan, Portekiz, Romanya ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin de etkisi olmuştur. “I....

Read More

Hitler Dönemi Almanya’nın Dış Politikası

Adolf Hitler, 1933 itibari ile Almanya şansölyeliğini ve 1934’den ölümüne kadar Almanya’nın liderliğini ve Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin başkanlığını yapmıştır. İş bu süreçte Adolf Hitler‘in uyguladığı ulusal ve uluslararsı politikalar siyasi tarihte kendinden oldukça söz ettirmiş ve bu süreç birçok bilimsel araştırmanın, romanın, tiyatro oyununun ve sinema filminin konusu olmuştur.   Adolf Hitler, I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan Weimar Cumhuriyeti‘nin oluşturduğu demokratik havadan yararlanarak, kısa sürede iktidarı ele geçirmiş ve adeta diktatörlüğünü kurmuştur. Bu süreçte yaşanan 1929 Buhranı‘nın ve Adlof Hitler‘in propaganda çalışmalarının oldukça büyük etilerinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.   Propaganda çalışmaları sırasında, Adolf Hitler, nasyonalizm, anti-semitizm ve anti-komünizme...

Read More

Almanya’da ‘ Deutsche Leitkultur ’ Tartışmaları

Almanya, 81.757.600 kişilik nüfusuyla Avrupa‘nın ve dünyanın en kalabalık ülkeleri arasında yer alıyor. Bu yüksek nüfus oranına karşın, Almanya‘nın nüfusu her geçen gün azalıyor. Yapılan hesaplamalara göre, mevcut nüfusun koruması için yıllık 200.000 doğum yapılması gerekmekte. Fakat bu sayıya ulaşılamıyor ve Almanya’da nüfus her geçen gün biraz daha azalıyor. Şüphesiz bu olgu, ciddi siyasal, kültürel ve ekonomik sonuçlar doğruyor.   Dünyanın önde gelen ekonomileri arasında yar alan Almanya‘nın azalan nüfusu, ülkenin ekonomisini döndüren işgücünün de gün geçtikçe azalması anlamına geliyor. Bugün Almanya‘da ciddi bir istihdam sorunu yaşanmakta ve 500.000 civarında işgücü açığı bulunmakta. Bu işgücü açığı, üretimi düşürdüğü gibi aynı zamanda emeklilerin maaşlarının ödenmesinde de zorluklar yaşanmasına sebep oluyor. Alman hükümetleri, işgücü açığını yakın geçmişte de yaptıkları gibi göçmen işçilerle kapatmaya çalışıyorlar.   Oluşan işgücü açığının göçmenlerle kapatılmaya çalışılması şüphesiz kültürel ve siyasal sonuçlar doğuruyor. Bugün Almanya, önemli bir göçmen ülkesi haline gelmiştir: Almanya‘nın nüfusun %10’u Alman değildir. Önemli bir bölümü Türk olan göçmenler, sosyal hayatta da yer edinmiş ve böylece Alman kültürü, birbirinden oldukça farklı kültürlerle yüz yüze gelmiştir.   Bugün Almanya‘da mevcut olan çok kültürlü yapı, Almanya‘nın iç politikasında ciddi tartışmalara sebep olmuş ve halen de olmaktadır. Yaşanmakta olan “kültür kavgası“nda iki farklı görüş ortaya atılmaktadır: Alman halkı bir tercih yapmak durumunda bırakılmaktadır: “Çok kültürlülük” mü (Multikulti) yoksa “Alman öncü kültürü” mü (deutsche Leitkultur) tercih edilecektir?   Alman öncü kültürü, Almanca Deutsche Leitkultur, ilk kez 1998 yılında Zeit...

Read More

Twitter’da Takip Edin!

Arşivler

Yasal Uyarı

Politik Akademi'deki bütün içerik Creative Commons lisansıyla korunmaktadır. Bazı hakları saklıdır.

Politik Akademi'de yer alan görüşler yazarlarına aittir ve politikakademi.org’un editoryal politikasını yansıtmayabilir.