Makale Analiz
Yazı Dizisi: Türkiye-Rusya İlişkileri / Ekonomi
Yayınlandı
11 sene önceon
Türkiye ile Rusya Federasyonu arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin temeli Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Sovyetler Birliğinin Türkiye’nin sanayileşmesine sağladığı maddi ve teknik desteklere dayanmaktadır. 1984 yılında imzalanan ve Sovyet Birliğinden alınan doğalgazın bedelinin yüzde 70’lik kısmının Türk mal ve hizmetleri ile ödenmesini öngören doğalgaz anlaşması yapılmıştır. [1]
Özellikle Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra Rus-Türk ilişkilerinde yeni bir dönem başlamıştır. İyi komşuluk ilişkileri zamanla iş birliğine dönüşmüştür. Bu işbirliği ekonomik ve ticari ilişkileri olumlu yönde etkiliyor. Aslında karşılıklı güven duygusunun gelişmesi ve iki ülke arasındaki ilişkilerin artması, Vladimir Putin’in Rusya Federasyonuna Başkan seçilmesi ve Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında kurulan hükümetin işbaşına gelmesiyle başladığını söylemek mümkündür.
Adalet ve Kalkınma Partisi, 2002 yılında tek başına iktidara gelerek 59. T.C. Hükümetini kurmuştur. Hükümet programında; “iyi komşuluk ilişkileri içinde Rusya Federasyonu ile kültürel yakınlığımız çerçevesinde Orta-Asya ve Kafkasya ülkelerinde tarafların çıkarlarını zedelemeyen, işbirliğine dayalı ilişkiler sürdürülecektir.Hükümetimiz, Rusya Federasyonu ile ilişkilerini azamileştirmeyi önceleyen Avrasya perspektifini titizlikle gerçekleştirecektir” şeklinde temenni ve düşünce belirtilmektedir. 61. Hükümet programında ise” Kafkaslarda barış ve istikrarın temin edilmesi ve korunması, ülkemiz açısından stratejik bir önceliktir. Türkiye, Güney Kafkasya’da barış, istikrar ve refahın tesis edilmesine katkı sunmaya devam edecektir” denmektedir.[2] Bu bağlamda; 2000 yılı sonrası Türkiye-Rusya ekonomik ilişkileri ciddi bir ivme kazanmış ve son yıllarda hızlı bir büyüme eğilimine girmiştir.
Türkiye hükümet programlarına uygun bir şekilde 2000’li yıllarda komşu ülkelerle ilişkilerinin geliştirilmesi ve komşularla olan sorunların çözümünü öngören bir dış politika stratejisi benimsemiştir.
Özellikle son yıllarda Ankara ve Moskova’nın batı tarafından kendilerine atfedilen rolden memnun olmadıklarını belirtmek gerekmektedir. Moskova, kendisine sadece “petrol pompalayan bir istasyon” gözüyle bakılmasına itiraz ederken, Türkiye’de ABD ve AB’nin kendisini sadece batının Ortadoğu ve Afganistan gibi coğrafyalarına yönelik politikalarında bir “köprü“olarak kullanılmasından yakınmaktadır.[3] Bu iki ülkenin benzer sorunlarının olması uluslararası stratejilerin uygulamasında ve işbirliğine gitme yönünde Türkiye ve Rusya’yı zaruri olarak birbirlerine yakınlaştırmaktadır.
2000’li yıllarda Moskova- Ankara yakınlaşmasının diğer bir nedeni de; enerji kaynakları sayesinde ekonomisini toparlayan ve dış borçlarını kapatan Moskova, ABD’ye yeni bir soğuk savaş başlatma eğilimine girmiş olmasıdır. Türkiye ise, Iraktaki gelişmeler nedeniyle ABD ile AB’ye tam üyelik sürecindeki sorunlar nedeniyle Brüksel’le ilişkileri olumsuz etkilenmiştir.Avrasya bölgesinin iki önemli ülkesinin batıyla arasının açılması Rus-Türk ittifakından söz edilmesine neden olmuştur.[4] Dolayısıyla Avrasya bölgesindeki yaşanan olaylar bu iki ülkenin birbirlerine destek vermesini ve karşılıklı görüş alıp vermesini zorunlu kılmıştır.
Türkiye-Rusya arasındaki yakınlaşmanın bir başka önemli nedeni de iki ülke arasındaki diplomatik temasların artmasıdır. Başkan Putin’in Aralık 2004’teki Ankara ziyareti sırasında taraflar arasında derinleşitirilmiş çok boyutlu işbirliği çerçeve anlaşmasının imzalanması ilişkilerin ilerlemesi için tarafların istekli olduğunu ve istenilen boyuta taşınması için bir adım daha atıldığının göstergesidir. 2009 yılında mesafeli seviyeli ortaklık olarak yol almaya başlayan ikili ortaklık bugün “stratejik ortaklık” seviyesine gelmiştir. Şüphesiz iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli boyutunu ekonomik ilişkiler oluşturmaktadır. AKP iktidara geldiğinde Rusya, Türkiye’nin sekizinci en büyük ticaret ortağı durumundaydı. 2008 yılına gelindiğinde ise, ABD ve Avrupa’nın Türkiye’nin ticaretindeki payı, ilk kez yüzde elliye düştü. Böylece Rusya, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olarak Almanya’nın yerini aldı.[5] Yani Putin ile Erdoğan arasındaki sıcak ilişkiler, ekonomik ilişkilerin artmasına neden olmuştur.
Aslında ekonomik ilişkilerin başlangıcını oluşturan ve Türk ağır sanayinin temelini oluşturan tesisler, düşük faizli sovyet kredisi ve teknik desteklerle kurulmuş olup bunlardan bazıları şunlardır.
-İskenderun demir çelik tesisleri
-Oyma pınar hidro elektrik santrali
-Aliağa petrol rafinerisi
-Bandırma sulfirik asit tesisi
-Artvin levha fabrikası
-Çayırova cam fabrikası dır.[6]
Nitekim iki ülke arasında 1992 yılında yaklaşık 1.5 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmi, 2002 yılında ilk defa 5 milyar doların üzerine çıkmıştır.Nitekim, 2002 yılında Türkiye’nin Rusya Federasyonundan gerçekleştirdiği ithalatın üçte ikisinden fazlasını sadece mineral yakıtlar oluşturmuştur.Bu nedenle, Türkiye’nin Rusya’dan ihracatı ve ithalatı artış eğilimi sürerken 2002 yılı aynı zamanda 2.7 milyar dolar ile Türkiye’nin ikili ticarette en fazla dış ticaret açığı verdiği ülke olmuştur.[7]
2003 yılında ise, aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, Türkiye’nin Rusya’ya olan ihracatı %17.2 oranında artarken ithalatı %40.6 oranında artmıştır. 2004 yılında Türkiye’nin ihracatı 1 milyar 850 milyon dolara ulaşmış ancak Rusya’dan yapılan ithalat, 9 milyar 10 milyon olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemdeki toplam ithalatın %70’ini ham petrol, doğal gaz ve kömür gibi enerji kaynakları oluşturmaktadır.[8]
Yıl |
Türkiye’nin Rusya’ya İhracat Oranı |
Türkiye’nin Rusya’ya İthalat Oranı |
2003 |
17,20% |
40,60% |
2004 |
1 Milyar 850 Milyon Dolar |
9 Milyar 10 Milyon Dolar |
1990’lı yılların ilk yarısında bavul ticareti yoluyla Rusya-Federayonuna giren kalitesiz Türk mallaranın yaratttığı olumsuz imaj uzun vadede Türk mallarının Rusya pazarındaki rekabet şansını azaltmıştır. Ayrıca söz konusu dönemde Rus tüccarlara özellikle gümrüklerde çeşitli zorlama ve engellemeler nedeniyle, Rus tüccarlarını BAE ve Çin gibi ülkelere yöneltmiştir.Bavul ticareti iki ülke arasındaki ticaret hacmini genişletmiş olmakla beraber daha sonraki yıllarda her iki ülkenin bu ticarete bakış açıları farklı olmuştur. Türkiye bavul ticaretini geliştirmeye yönelik politikalar üretirken Rusya ise kısıtlamalar getirmiştir. Bavul ticareti 1998 yılı mali krizinden sonra düşüş göstermiş, 2000 yılından sonra yeniden artış göstermiştir. [9]
Türkiye ve Rusya arasındaki ticaret boyutundaki ilişkiler 1990’lı yıllar boyunca önemli bir gelişme sürecine girmiştir. Özellikle 1993-1997 yıllarında Türkiye aleyhine olan ticaret dengesinde önemli bir iyileşme sağlanmıştır. Bununla birlikte, Türkiye açısından bu olumlu gelişme, Ağustos 1998 Rusya mali krizi ile tersine çevrilmiştir.Mali krizin yaşandığı 1998 yılından itibaren Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı artarak sürmüştür. [10] Aşağıdaki tablodan da görüleceği gibi, onyıl içerisinde, iki ülke arasındaki ticaret hacmi, inişli çıkışlı süreçlere rağmen dörtbuçuk kat artmış görünmektedir.
Yıl |
Türkiye- Rusya Arasında Ticaret Hacmi |
1992 |
1.5 Milyar Dolar |
2002 |
5 Milyar Dolar |
Türkiye ile Rusya arasındaki ticaret hacmi 2004 yılında 10,8 milyar dolarak gerçekleşmiştir. İthalatın arttığı bir dönemde, ihracatta meydana gelen önemli gerileme, sonrası dönemde ikili ticarette Türkiye aleyhine önemli bir açık meydana getirmiştir. 2004 yılında Türkiye’nin Rusya karşısında ticaret açığı, 7,1 milyar dolar olmuştur.[11]
Türkiye’nin Rusya Federasyonu ile 1992-2002 yılı itibariyle ticaretinin sektörler itibariyle ihracatının dağılımı aşağıdaki gibidir. Elektrik makineleri % 5,7, plastikler, %4,9, post kürk %6,0, oto yansanayi ürünleri %6,2, meyve sebze ticareti %7,7, demir çelik eşya ticareti %21,4 olarak gerçekleşmiştir. İthalat ise; kağıt karton % 2,2, gübreler %1,8, bakır ve bakır ürünleri 1,6 , diğer ürünler %8,2, demir çelik ürünleri 13,3, alüminyum ve alimünyum ürünleri 3,7, mineral yakıtlar %69, olarak gerçekleşmiştir.[12] Aşağıdaki taploda da görüleceği üzere, Rusya’ya en çok ihracat edilen ürünler arasında, meyve ve sebze ticareti ve demir çelik eşya ticareti gelmektedir. Rusya’ dan bu dönemlerde, en çok ithal ettiğimiz ürün ise her zaman olduğu gibi, mineral yakıtlar gelmektedir.
Yıl |
Türkiye’nin Rusya’ya Sektötler İtibariyle İhracat Oranları |
Türkiye’nin Rusya’ya Sektötler İtibariyle İthalat Oranları |
1992-2002 |
Elektrik makineleri % 5,7, plastikler, %4,9, post kürk %6,0, oto yansanayi ürünleri %6,2, meyve sebze ticareti %7,7, demir çelik eşya ticareti %21,4 |
kağıt karton % 2,2, gübreler %1,8, bakır ve bakır ürünleri 1,6 , diğer ürünler %8,2, demir çelik ürünleri 13,3, alüminyum ve alimünyum ürünleri 3,7, mineral yakıtlar %69 |
2004 yılından itibaren Rusya Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı haline gelmeye başlamıştır. 2003 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 6 milyar dolar seviyesindeydi. 2008 yılındaki krizden iki ülke arasındaki ticaret hacmi %20 oranında negatif olarak etkilenmiştir. 2009 yılında 40 milyar dolara ulaşan ticaret hacmiyle Rusya Türkiye’nin en büyük ticari ortağı haline gelmiştir. Bu dönemde Türk iş çevreleri sadece, gıda, yiyecek şişe, cam, beyaz ve kahverengi eşya gibi mallardan oluşan ticaret hacmini yılda 6 milyar dolara çıkarmıştır. 2010 yılında Türkiye- Rusya siyasi ve ekonomik ilişkileri tarihin en başarılı dönemini yaşamaya başlamıştır. [13]
Yoğunlaşan siyasi diyaloğun neticesinde günümüzde iki ülke arasında, “çok boyutlu ortaklık” olarak tanımlanan ilişkiler gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün 12-15 şubat 2009 tarihleri arasında Rusya Federasyonuna gerçekleştirdiği ziyaret, bu ülkeye Türkiye’den gerçekleştirilen ilk devlet ziyareti olması ilişkilere pozitif bir trend kazandırmıştır. Ayrıca Medvedev’in Mayıs 2010‘da Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyareti sırasında kurulan ve ilk toplantısı yapılan Üst Düzey İşbirlirliği Konseyi’de, ilişkilerde yeni bir sayfa açarak işbirliğini kurumsallaştırmıştır. Bu karşıllıklı ilişkiler neticesinde Rusya, Türkiye’nin bir numaralı ticaret partneri olarak Almanya’nın yeni de almış oldu.[14]
2009 yılı itibariyle Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı ihracatın %42 doğalgaz, %26 sı petrol ve petrol ürünleri teşkil ederken, Türkiye’nin Rusya’ya sattığı mallar arasında en önemli kalemi %20’lik payla tekstil ürünleri, % 16 ‘lık payla demir ve çelik ürünleri, %12’lik payla da sebze ve meyve ihracatı oluşturmaktadır [15]
Yıl |
Rusya’nın Türkiye’ye Yaptığı Sektörel Bazda İhracat Hacmi |
Türkiye’nin Rusya’ya Sektörel Bazda Yaptığı İhracat Hacmi |
2009 |
İhracatın %42 doğalgaz, %26 sı petrol ve petrol yan ürünleri |
%20’lik payla tekstil ürünleri, % 16 ‘lık payla demir ve çelik ürünleri, %12’lik payla da sebze ve meyve ürünleri |
Yukarıdaki taplodan da anlaşılacağı üzere, Rusya’nın 2009 yılında en fazla ihracat kalemi petrol ve yan ürünleri olurken, Türkiye’nin ise, ihracat ürünleri arasında en fazla yer tutan tekstil ürünleri olmaktadır.
2010 yılında ise Rusya, 26 milyar dolarlık ikili ticaret hacmiyle ikinci en büyük ticaret ortağımız olmuştur. 2011 yılında ise, ticaret hacmi yaklaşık olarak 30 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2011 yılı verileri incelendiğinde; Türkiye’den Rusya’ya ihracatın ağırlığını tüketim mallarının oluşturduğu, Türkiye’nin Rusya’dan ithalatında ise, petrol gazı ve doğal gaz ürünlerinin %43,8, petrol ve petrol ürünlerinin %18,9 oranında payı bulunduğu görülüyor. [16] Bu durum aşağıdaki tabloda görülmektedir.
Yıl |
Türkiye- Rusya Arasında Ticaret Hacmi |
2010 |
26 Milyar Dolar |
2011 |
30 Milyar Dolar |
2010 yılının ilk dört ayında Türkiye- Rusya Federasyonu dış ticaretinde ilk ona giren ürünler aşağıdaki tabloda verilmiştir.
TÜRKİYE-RF DIŞ TİCARETİNDE İLK 10 MADDE / MADDE GRUBU |
|||||
İhracat |
İthalat |
||||
2010 (Ocak-Nisan) |
mil. $ |
% Pay |
2010 (Ocak-Nisan) |
mil. $ |
% Pay |
Gıda Ürünleri |
316 |
24,6 |
Petrol ve ürünleri |
2.992 |
41,8 |
Dokumacılık ürünleri |
273 |
21,2 |
Petrol gazları-doğal gaz |
2.150 |
30,0 |
Otomotiv sanayi ürünleri |
145 |
11,3 |
Demir-çelik |
545 |
7,6 |
Diğer yarı mamüller |
99 |
7,7 |
Demir dışı metaller |
384 |
5,4 |
Kimyasallar |
99 |
7,7 |
Kömür |
355 |
5,0 |
Diğer tüketim ürünleri |
92 |
7,1 |
Gıda maddeleri |
236 |
3,3 |
Hazır giyim |
76 |
5,9 |
Kimyasallar |
231 |
3,2 |
Diğer elektriksiz makineler |
61 |
4,7 |
Maden cevherleri ve
döküntüleri |
77 |
1,1 |
Madencilik ürünleri |
48 |
3,7 |
Diğer yarı mamüller |
70 |
1,0 |
Elektrikli makine ve cihazlar |
45 |
3,5 |
Tarımsal hammaddeler |
47 |
0,7 |
GENEL TOPLAM |
1.287 |
100,0 |
GENEL TOPLAM |
7.166 |
100,0 |
Kaynak: TÜİK- 2011 Yılı Verileri.
2012 yılı itibariyle Rusya, Türkiye’nin dış ekonomik patnerleri arasında lider konumu korumaktadır. 2012 yılında Rus-Türk ticaret hacmi, 34,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Artış 2011 yılına kıyasla %7,8 oldu. Rus ihracatı %7,8 artarak 27,4 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin ithalatı ise, %7,3 artarak 6,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.2010 yılı öncesi Rus yatırımları, genelde hizmet sektöründe faaliyet gösteren KOBİ sermayesine yönelikti. Şimdi ise, Rusya Türkiye ile sermaye ağırlıklı yatırım işbirliğini geliştirme eğilimi göstermektedir. Karşılıklı yatırım, telekominikasyon, demir çelik sanayi, nükleer enerji, bankacılık, yakıt ve enerji sektörü gibi işbirliği alanlarına kaymaktadır.[17] Özellikle 2007-2010 yılı ikili ticari ilişkilerimiz, aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir.
RF ile ikili ticaretimiz (milyar dolar) |
||||
İhracat |
İthalat |
Denge |
Hacim |
|
2007 |
4,7 |
23,5 |
-18,7 |
28,2 |
2008 |
6,4 |
31,3 |
-24,8 |
37,7 |
2009 |
3,2 | 19,7 | -16,5 | 22,9 |
2010 |
4,6 |
21,5 | -16,9 | 26,1 |
Kaynak: TÜİK-2011 yılı verileri.
Yukaridaki tabloyu yorumlamak gerekirse; ikili ticaret hacmimiz 2009 yılında, gerek küresel kriz gerek 2008 Temmuz-2009 Agustos döneminde Rusya gümrüklerinde Türkiye menşeli ürünlere uygulanan tam denetim uygulaması nedeniyle 23 milyar dolara düşmüştür. Ticari ilişkilerimiz 2010 yılının ilk aylarından itibaren toparlanma sürecine girmiş ve 2010 yılında ikili ticaret hacmi 26,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2008 yılında birinci ticaret ortağımız konumundaki Rusya, 2009 ve 2010 yıllarında bu konumunu yeniden Almanya’ya bırakarak 2.sıraya gerilemiştir. Fakat Vladimir Putin’in Ağustos 2009’da ülkemizi ziyareti çerçevesinde ikili ticaretin önümüzdeki beşyıl içerisinde 100 milyar dolara çıkartılması ortak hedef olarak belirlenmiştir.
[1] EZGİN, Bahar “ Türkiye-Rusya İlişkileri- 2007-2010” Hazar Strateji Enstitüsü, 31 Ekim 2010
[2] OREŞKOVA, Svetlana” Osmanlı Rusya İlişkileri: Bazı yanlış algılamalar ve Onların Üstesinden Gelmenin Yolları” Türkiye- Rusya Federasyonu Dostluk Derneği Yayını-Ankara 2013
[3] Orsam” Komşuluktan Stratejik İşbirliğine: Türk- Rus İlişkileri”, The Black Sea İnternational Rapor No: 3, Mayıs 2010
[4] TURAN, İlter” Türk- Rus İlişkileri ve Fırsatlar” 11 Şubat 2009
[5] ÇEMBEREK, Murat “ Rusya-Türkiye İlişkileri” Yeni Rusya Dergisi, SDE- Haziran 2010
[6] PARLAK,Erdem” Türkiye-Rusya İlişkilerine Genel Bir Bakış” TUİÇ Akademi, Ağustos 2010
[7] ŞEN, Gürkan Cihangir “ Türk-Rusya Ekonomik İlişkileri “ Dış Ekonomik İlişkiler Raporou- 2003
[8] Türk-Avrasya İş Konseyleri, Ocak- 2005 ss.22-23
[9] ŞEN, Cihangir Gürkan “ Türkiye- Rusya Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri- Rus-Türk İş Adamları Birliği, Mayıs 2003 Moskova.
[10] ŞEN, Cihangir Gürkan “ Türkiye- Rusya Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri- Rus-Türk İş Adamları Birliği, Mayıs 2003 Moskova
[11] Dokuzuncu Kalkınma Planı Dış Ekonomik İlişkiler Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 2005
[12] Devlet İstatistik Enstitüsü, Rusya-Türkiye Ekonomikl verleri ,2003
[13] ORSAM, “Türkiye-Rusya İlişkileri” 25 Eylül 2010
[14] SANBERK, Özdem “ Türkiye- Rusya İlişkileri: Hem Rekabet Hem Ortaklık” Analist Dergisi, Sayı:13, Mart 2012
[15] Orsam” Komşuluktan Stratejik İşbirliğine: Türk- Rus İlişkileri”, The Black Sea İnternational Rapor No: 3, Mayıs 2010
[16] SANBERK, Özdem “ Türkiye- Rusya İlişkileri: Hem Rekabet Hem Ortaklık” Analist Dergisi, Sayı:13, Mart 2012
[17] TURAL, İmran Onur “ Türk-Rus İlişkilerinde Son Durum Nasıl “ 21 Şubat 2013 gazete5.
2007'den bu güne "Değiştirmek için anlamak, anlamak için Politik Akademi" sloganıyla "Dünya"nın haber ve analizini veriyoruz...