İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Savunma Dokunulmazlığı

Gerçeğin ortaya çıkarılması açısından savunma büyük bir önem taşımaktadır. Savunma dokunulmazlığı “Adalet” olgusuna güç veren, tesisini sağlayan bir korumadır. Söylenecek söz, beyanlar ve iddialar cezalandırma korkusu altında verildiğinde adaletin tesisine zarar vereceği açıktır.

Savunma dokunulmazlığı sınırsız değildir. Savunma sınırları yahut sınırsızlığı öyle bir belirlenmeli ki gerçeğe ulaşmada herhangi bir engelle karşılaşılmasın ve doğru ortaya çıksın. Bu bağlamda kişilerin daha spesifik olarak mesleğimiz özelinde avukatların savunma dokunulmazlığı, yargı makamlarının huzurunda yapılacak savunmada ve hak ileri sürebilmeleri noktasında herhangi bir sınırlama ile karşılaşmaması gerekmektedir.

Bunun adı tam olarak savunma dokunulmazlığıdır. Avukat bu dokunulmazlığını hem anayasadan hem de yasadan almaktadır. Örneğin;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü bulunmaktadır. Savunma dokunulmazlığının temel dayanağını yukarıda anılan anayasa hükmünden almaktadır.

Bir diğer yandan Türk Ceza Kanunun “İddia ve savunma dokunulmazlığı” başlıklı 128’inci maddesinde “Yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnadlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, ceza verilmez.” hükmü bulunmaktadır. Bu madde bağlamında ise kanun koyucu açıkça savunma dokunulmazlığına değindiğini ve yargılama esnasında yapılacak savunmalarda savunucunun dokunulmazlığına işaret ettiği görülmektedir.

Mesleki bağlamda ise Avukatlık Kanunun “Avukatlığın mahiyeti” başlıklı 1’inci maddesinde “Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.” hükmü bulunmaktadır. Avukatlık mesleği yargının savunma ayağını bağımsızca ve bununla birlikte sınırlandırılmadan temsil eden en güçlü ögedir.

Kanunda açıkça belirlenen bu serbestinin avukatın yargılama esnasında yargı makamlarına sunacağı beyanatlar ve yazılı belgeler nedeniyle bir endişe yaşamaması ve cezalandırılmaması gerekir. Eğer avukat bu hususlar nedeniyle bir endişe taşırsa bunları sunmaktan vazgeçer ve doğrunun ortaya çıkmasına engel olur.

Bu dokunulmazlık yalnızca ceza yargılaması özelinde olmadığını hukuk yargılamalarında da bu hususun geçerli olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca bu dokunulmazlık yalnızca avukatlara tanınan bir koruma olmamakla birlikte yargılamanın tarafları ve kanuni temsilcilerde bu korumadan yararlanmaktadır.

Peki savunma dokunulmazlığının sınırı ne olmalıdır? Türk Ceza Kanunun “İddia ve savunma dokunulmazlığı” başlıklı 128’inci maddesinde “Ancak, bunun için isnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.” hükmü bulunmaktadır. Bu madde bize savunma dokunulmazlığının sınırlarını çizmektedir.  Kanun hükmünde yapılan savunma ve iddiaların gerçek olması, somut olaylara dayanması ve nedensellik bağının olması gerekmektedir.

Bu sınırlar objektif ve sübjektif olarak iki başlıkta incelenmektedir. Savunmanın objektif sınırlamasında; yapılan savunmada savunmanın sınırının aşılmaması ölçülü olması gerektiği, savunma ile dava arasında bir nedensellik bağı olması gerektiği, dar kapsamlı olduğunu yani bazı belli başlı suçlar açısından geçerli olduğunu ve yer itibariyle de yargı mercii ve idari makamlar açısından geçerli olduğu görülmektedir.

Savunmanın sübjektif sınırlandırılmasında ise savunma dokunulmazlığından faydalanacak kişilerin ceza/hukuk yargılamasında taraf veya vekillerinin olduğu, bu hakkın kime karşı kullanılacağı ise yine taraf ve vekillerine karşı olması gerektiği görülmektedir.

Sonuç olarak; avukatın yargılama esnasında adaletin tecelli edebilmesi için bir takım kanuni korumayla korunması elzemdir. Adalet ancak avukatın savunmasına sınır getirilmediğinde ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla hukukumuzda savunmanın güçlendirilmesi noktasında bir takım anayasal ve kanuni düzenlemelerin bulunması son derece önemlidir.

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir