Makale Analiz » Manşet » Medya ve İletişim » Okan Yüksel » Orta Doğu

Arap Baharı ve Sosyal Medya

Temmuz 5, 2013   ·   1 Comments

Arap Baharı:

Jeo-stratejik önemi ile petrol ve doğalgaz rezervleri nedeniyle tüm dünyanın ilgi odağı haline gelen bölgelerden birisi ve belki de birincisi Orta Doğu’dur. Orta Doğu bu önemine karşın veya tam da bu nedenle statükoya ulaşamamış ve sürekli konjontür değişimlerine sahne olmuştur. Öyle ki bölgede yaklaşık her 10 yılda bir konjonktür değişmiştir.

1960’lardan itibaren Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Baas partisi etkin hale gelmeye başlamıştır. Arapların yaşadığı ülkelerde örgütlenmeye başlayan Arap Baas partisi, Arap milliyetçiliğini, sekülerliği ve anti-emperyalist karakteri öne çıkartmıştır. Mısır Lideri Nasır’ın bölgesel liderliği yaptığı ideoloji İsrail karşısında alınan mağlubiyetler ve Camp David antlaşması sonrası gözden düşmeye başlamıştır. Bu sırada İran’da İslam devrimi yaşanmış ve bölgedeki seküler iktidarların yıkılabileceği görülmüştür. Bu kırılmayı sırasıyla SSCB’nin dağılması ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi, I. Körfez Savaşı, 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında yeni konjontür ve bunun getirdiği II. Körfez Savaşı izlemiştir.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da konjonktürün değişmesine neden olan bu olayların ardındansa bugün hala etkilerini gördüğümüz Arap Baharı yaşanmaya başlamıştır. Bu, bölgedeki en radikal konjonktür değişimine neden olacak süreç olarak da değerlendirilmektedir.

Arap Baharı genel olarak Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bugüne kadar “demir yumruk”la yönetilen birçok ülkede yaşanan ve Aralık 2010’dan günümüze süren halk hareketleri olarak değerlendirilmektedir. Tarihte her önemli gelişmenin sembolik bir başlangıç noktası vardır. Bazılarının Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi için “tektonik” bir değişime neden olduğunu iddia ettiği Arap Baharı 17 Aralık 2010 tarihinde Tunuslu Muhammed Buazizi’nin kendini yakması ile başlatılmakla birlikte; bölge uzmanları ve siyaset bilimciler, zaten uzun süredir bölgede halkların huzursuzluğu, biriken gerilim ve rejimlerin gittikçe artan meşruiyet sorunlarına dikkat çekmektedirler.[1]

İç dinamiklerin yanı sıra dış dinamiklerin de etkili olduğu, pek çoklarınca kabul edilen süreçte Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde Muammer Kaddafi, Hüsnü Mübarek gibi “değişmez” görülen siyasi figürler değişmiş ve rejimler yıkılmıştır. Süreç ilk başta hızla ilerlemiş, Tunsu’ta hükümet değişmiş, Libyada yaşanan iç çatışmalar Kaddafi’nin sonunu getirmiş, Mısır’da Hüsnü Mübarek istifa etmiş ve sancılı bir anayasa süreci sonrasında ülkede hala çalkantılar devam etmektedir. Bölgenin diğer ülkelerinde de etkisini gösteren bahar havası Suriye’de ise kışa dönmüş, 15 Mart 2011’de başlayan olaylar ülkede taş taş üstüne bırakmazken Beşar Esad ve Baas Partisi iktidarını korumayı başarmıştır.

Dünyanın ilgi odağı halindeki Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da öngörülemez radikal değişimlere yol açan bu hareketler kimilerine göre ABD ve Batılı müttefiklerinin bu coğrafyadaki saklı planlarını harekete geçirmesiyle ortaya çıkmıştır. Buna karşın kimilerine göre ise ülkelerdeki sosyal, ekonomik ve siyasal bunalımları, teknolojik alanda sosyal medyanın kullanım ağının genişlemesiyle bir patlamaya neden olduğudur. Bu görüştekilere göre dünyanın adeta “küçük bir köy” haline gelmesi zaten patlama noktasına gelen bölge halkları için gerekli ortamı oluşturmuştur.

Arap Baharı ve Sosyal Medya:

2011 yılı başlarında Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı saran Arap Baharı’nın böylesine kitlesel ve hatta bölgesel halk hareketine dönüşmesi şüphesiz ki sosyal medyanın büyük katkıları ile olabilmiştir. Hatta bu yeni mecraların örgütlenme ve iletişim aracı olarak kullanılması, yaşanan halk hareketlerine “sosyal medya devrimi” gibi tanımlamaların yapılmasına bile neden olmuştur. Bu tanımlamalar eksik olsalar da yanlış değillerdir. Ne de olsa bölgede yaşayan on milyonlarca insan başta Facebook, Twitter ve Youtube olmak üzere birçok sosyal ağ yoluyla örgütlenerek toplantılar ve geniş katılımlı gösteriler organize etmiş, tepkilerini ortaya koyma imkânı bulabilmişlerdir.

Tunus’ta başlayan ve kısa bir sürede tüm bölgeyi etkisi altına alan Arap Baharı sürecinde, sosyal medyanın baskıcı rejimlerin devrilme sürecindeki rolü tüm dünyada kabul edilmiştir. Arap Baharı’nın kitlesel niteliğe dönüşmesinde ve diğer ülkelere hızla yayılmasında teknolojinin etkisi önemli olmuştur. Özellikle Tunus ve Mısır’da internet, siyasete ivme kazandıran işleviyle ön plana çıkmıştır.[2]

Facebook, Twitter, Youtube ve benzeri sosyal ağların kullanımının yaygınlaşması ile Arap toplumları daha fazla paylaşımda bulunmaya başlamış, halklar arasındaki fiziki sınırlar tüm etkisini kaybetmiştir. Arap Baharı sürecinde sürekli dile getirilen Domino etkisinin meydana gelmesinde, bu ortak bilincin, yani sosyal medya ile halkların ortak gündeme sahip olmalarının payı büyüktür.

Bununla birlikte, Wael Ghonim gibi gündüz Google’daki işiyle, gece devrim organizasyonu ile uğraşan organizatörler, bu yeni araçları ortak bilinci eyleme dönüştürmek üzere değerlendirmişlerdir.[3]

Arap Baharı sürecinde sosyal medya önemli roller üstlenmişse de bu her ülkede benzer etkide olmamıştır. Örneğin Tunus ve Libya’da sosyal medyanın etkisi Mısır’la kıyaslanınca çok az bir seviyede kalmaktadır. İş bu nedenle Arap Baharı kapsamındaki önemli ülkeleri ayrı ayrı değerlendirmek gerekmektedir.

Tunus:

Arap Bahar’ının fitilinin ateşlendiği Tunus bölgede sosyal medyanın en az etkili olduğu ülkelerden birisi. 10.732.900 kişilik nüfusunun 4.196.564’ünün, yani yaklaşık %40’ının internet kullandığı Tunus’ta devrimle sosyal medya kullanımı arasında paralellik kurmak zor. [4] En azından Tunus’ta sosyal medya açısından Mısır benzeri bir durumun yaşandığını söylemek mümkün değil. Çünkü Tunus’ta sosyal medya iktidara karşı girişimlerin başında yer almamış, olaylar başladıktan sonra etkinlik kazanabilmiştir.

Tunus’ta iktidara karşı başkaldırı başladıktan sonra sosyal medyanın görevi insanların tepkilerini aktarma ve organize olma noktasına görülmektedir. Tekek’in de belirttiği gibi Tunus’ta okuma-yazma oranı örneğin bir Mısır’a göre yüksek olmasına rağmen sosyal medyaya getirilen yasaklar bu mecraların kullanımının düşük seviyelerde kalmasına neden olmuştur.”[5]

Mısır:

Sosyal Medya’nın devrim sürecinde en etkili olduğu ülkelerin başında Mısır gelmektedir. 83.688.164 kişilik nüfusunun %35.6’sı, yani 29.809.724’ü internet kullanıcısı olan Mısır’da bir “sosyal medya devrimi”nden söz edilebilir.[6] Bilindiği üzere Mısır’da henüz başkaldırı söz konusu olmadan önce sosyal medya aktif olarak kullanılmış ve muhalefet bu mecralarda seslerini gür bir şekilde duyurmayı başarmıştır. Bu ülkede Arap Baharı’ndan çok önce sosyal medyada rejime karşı isyan bayrağı açılmış durumdadır.

Mısır’da sosyal medya, ayaklanmalar ve protestoların kitlesel niteliğe dönüşmesinde önemli rol oynamıştır. Milyonlarca kişi Twitter ve Facebook’ta örgütlenerek şiddete başvurmadan, meydanlara inip, yönetimleri protesto etmişlerdir. Korkmaz’ın da belirttiği gibi Mısır’da büyük kitlelerin bir araya gelmesinde, sosyal ağların etkisi yadsınamaz.

Özellikle halk, Facebook üzerinden organize olmuştur. Halkın tepkisi, otuz yıllık hükümet rejiminin sona ermesine ve Hüsnü Mübarek’in yargılanmasına neden olmuştur. Twitter’da 2011’de en çok kullanılan kelimenin “Mısır” olduğu düşünülürse, Arap Baharı’nın Mısır’ın kendi halkı ve dünyadaki insanlar açısından ne anlama geldiği ve Mısır’ın Arap Baharı’nda ülke olarak nereye konduğu daha da iyi anlaşılabilir.[7]

Arap Baharı’nda sosyal medyanın en aktif olduğu ülke Mısır olsa da bu ülkede yaşananları sırf buna indirgemek de yanlış olacaktır. Nitekim bu süreçte Mısır’da kullanılan ikinci paylaşım yöntemi ise Cuma namazlarından sonra dağıtılan el broşürleri oldu. Ülke genelinde bu el broşürleri ile de yüz binlerce kişiye ulaşılmış ve hükümete karşı organize olunmasına katkı sunmuştur.[8] Öte yandan El Cezire gibi televizyon kanallarının yayınları da bu noktada görmezden gelinmemelidir.

Libya:

Tunus’un komşusu Libya’da da sosyal medyanın sanılanın aksine çok etkili olamadığını söyleyebiliriz. 5.613.380 kişilik nüfusunun 954,275’inin, yani sadece %17’sinin internet kullanıcısı olduğu ülkede, sosyal medya en etkili ve çarpıcı görevini devlet başkanı Muammer Kaddafi’nin ölüm anını dünyaya ulaştırmakla gerçekleştirdi.[9]

Kaddafi’nin memleketi Sirte’den kaçarken NATO operasyonuyla durdurulması ve ardından da silahlı muhalifler tarafından linç edilerek öldürülmesi oradaki insanların cep telefonlarının kameralarıyla çekildi ve tüm dünyaya yayıldı.

Libya’da sosyal medya kullanımı Muammer Kaddafi iktidarının devrilmesinden sonra ciddi bir artış gösterdi. Ülkede toplum üzerindeki baskının azalmasından ve neredeyse sıfır noktasına inmesinden sonra ülkede Facebook’a üye olma sayısı dikkat çekici bir şekilde artış gösterdi. Muammer Kaddafi’nin yasaklama yoluyla kontrol altında tutmaya çalıştığı sosyal medya araçları, Kaddafi’nin iktidarının sona ermesinden sonra yoğun şekilde rağbet görmeye başladı.”[10]

Suriye:

22.530.746 kişilik nüfusunun 5.069.418’i internet kullanıcısı olan Suriye’de sosyal medya muhalifler tarafından aktif olarak kullanılmaktadır.[11] Özellikle Beşar Esad’ın ve Baas yönetiminin ülkeye yabancı gazetecilerin girişine müsaade etmeyişi, sosyal medyayı muhalifler için önemli bir haber paylaşma mecrası, uluslararası medya kuruluşları içinse haber kaynağı haline getirdi. Facebook, Twitter ve Youtube’ta yoğun haber yayınına başlayan muhalifler böylelikle seslerini tüm dünyaya duyurmayı başardılar. Facebook, Twitter ve Youtube’ta anlık haber paylaşımları yapan Ugarit NEWS gibi muhaliflerin yayın örgütlenmeleri haberlerin tek taraflı da olsa dünyaya duyurulmasına neden oldu.

Suriye’de Beşar Esad yönetiminin basına karşı baskıcı tutumu ve uzun bir süre yabancı basın mensuplarının ülkeye girişine izin vermemesi de sosyal medyayı ve muhalifleri daha önemli bir haber kaynağı haline getirdi.

Ancak bu enformasyon savaşına karşın muhalif protestolar sürecinde sosyal medyanın aktif olarak kullanıldığına dair veriler çok yok. Tekek’in de ifade ettiği gibi Arap Baharı’nın en inatçı ülkesi Suriye’de zaman zaman cep telefonu ile dünyaya ulaşan görüntüler haricinde bir sosyal medya örgütlenmesinin varlığından bahsetmek çok da mümkün değil.[12]

Sonuç:

Arap Baharı denildiği zaman akla gelen “sosyal medya devrimi” ile yaşanan süreç ne kadar bağımlıdır, bu ciddi bir tartışma konusu haline gelmiş görünmektedir. Tartışmalara bakıldığı zaman bir grubun süreci tamamen “sosyal medya devrimleri” olarak değerlendirdiği, diğer bir grubun ise süreci sosyal medyadan bağımsız ele aldığı görülmektedir. Bizim görüşümüzse üçüncü bir seçenek olan, sosyal medyanın süreçte önemli rol oynadığı ancak yaşanan olayları açıklamak için tek başına yeterli olamayacağıdır. Bu noktada Babacan ve diğerlerinin sorduğu şu soru büyük önem teşkil etmektedir: “Sosyal medya olmasaydı yaşanan devrim veya halk hareketleri yaşanmayacak mıydı? Veyahut yaşanan uzunca bir toplumsal sıkışmışlığın ve yoksunluğun ardından biriken öfkenin dışavurumu bir şekilde ortaya çıkmayacak mıydı?”[13]

Söz konusu sorunun cevabını verebilmek için siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanlarının yanı sıra medya ve iletişim teknolojileri konusunda da yetkinlik gerekmektedir. Bu çerçeveden bakıldığı zaman Babacan ve diğerlerinin de belirttiği gibi dünya genelinde sosyal medya ve araçlarının henüz çok yeni bir geçmişe ve farklı kullanım pratiklerine sahip olduğunu göz önünde bulundurulmalı ve sosyal medyanın kullanım pratiklerinin ‘sosyal devrim’lere yol açtığı gibi önemli hipotezleri ortaya koymanın doğru bir yaklaşım tarzı olmadığı ifade edilmelidir.[14]

Sosyal Medya tek başına yaşanan süreci açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Sosyal medya ancak yaşanan süreci hızlandırmış ve bölgedeki iktidarların direnişini kırmak noktasında yardımcı olmuştur. Sosyal medyanın yaşanan süreçte önemli bir iletişim mecrası olarak kendini göstermesi, Arap Baharı’nı sosyal medya devrimi olarak sunmayı gerektirmemekte, bu yaklaşım eksik kalmaktadır.

Süreci bu hale getiren en önemli sebep halkın on yıllardır baskı altında tutulması ve ekonomik sorunlar ile Batılı devletlerin tutunduğu (Örneğin Libya’daki askeri operasyonlar gibi) tavır olmuştur. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki devletlerin büyük bölümü baskıcı ve otoriter yönetimlerce idare edilmişlerdir. Ekonomik sorunların da patlak vermesiyle halktaki gelecek umudu iyi yok olmuş ve bir sosyal patlamaya kapı aralanmıştır. Batı’nın bunu destekler konumu devrimlerin önünü açarken, sosyal medya da bu noktada bir örgütlenme ve haberleşme mecrası olarak dikkat çekmiştir.

Sonuç olarak yaşanan süreç bir sosyal medya devrimi değil, sosyal medyanın da destek olduğu devrimlerdir.

 

Okan Yüksel

Politik Akademi Genel Koordinatörü, Uluslararası İlişkiler Uzmanı

Yazarın tüm yazıları için tıklayın. Yazara E-Posta atmak için tıklayın.

 

 


[1] Korkmaz, Ali, Arap Baharı Sürecinde İnternet ve Sosyal Medyanın Rolü, International Symposium on Language and Communication: Research Trends and Challenges (ISLC), www.inlcs.org/online/Book14.pdf (19.05.2013)

[2] Korkmaz, Ali, Arap Baharı Sürecinde İnternet ve Sosyal Medyanın Rolü, International Symposium on Language and Communication: Research Trends and Challenges (ISLC), www.inlcs.org/online/Book14.pdf (19.05.2013)

[3] Korkmaz, Ali, Arap Baharı Sürecinde İnternet ve Sosyal Medyanın Rolü, International Symposium on Language and Communication: Research Trends and Challenges (ISLC), www.inlcs.org/online/Book14.pdf (19.05.2013)

[4] http://www.internetworldstats.com/stats1.htm

[5] Tekek, M, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2964 (23.05.2013)

[6] http://www.internetworldstats.com/stats1.htm

[7] Tekek, M, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2964 (23.05.2013)

[8] Tekek, M, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2964 (23.05.2013)

[9] http://www.internetworldstats.com/stats1.htm

[10] Tekek, M, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2964 (23.05.2013)

[11] http://www.internetworldstats.com/stats5.htm

[12] Tekek, M, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2964 (23.05.2013)

[13] Babacan, Mehmet Emim ve diğerleri, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.aid.sakarya.edu.tr/uploads/Pdf_2011_3.pdf (18.05.2013)

[14] Babacan, Mehmet Emim ve diğerleri, Sosyal Medya ve Arap Baharı, http://www.aid.sakarya.edu.tr/uploads/Pdf_2011_3.pdf (18.05.2013)

Okan Yuksel (349 Posts)

1988'de Adana'da doğdu. Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü. 2011'de Olay TV'de dış haber editörü olarak gazeteciliğe başladı. 2014'te Al Jazeera Turk'e katıldı. Blog, makale ve haber dallarında 6 ödülü bulunuyor. Politik Akademi'nin genel koordinatörlüğünü üstleniyor.


By


Readers Comments (1)